Risale-i Nur'dan

Yeni Asya

Bir Şeriat "Karıncaya bilerek ayak basmayınız" dese...

Suâl: "Gayr-i müslimlerle nasıl müsâvî olacağız"Cevap: Müsâvât ise fazilet ve şerefte değildir, hukuktadır. Hukukta ise şah ve geda birdir. Acaba bir Şeriat "Karıncaya bilerek ayak basmayınız" dese, tâzibinden men etse, nasıl benî Âdem'in hukukunu ihmal eder Kellâ! Biz imtisal etmedik. Evet, İmam-ı Ali'nin (ra) âdi bir Yahudî ile muhakemesi ve meda

Sebeplere teşebbüs, bir nevi fiilî duadır

Üçüncü Nokta: İman hem nurdur, hem kuvvettir. Evet, hakikî imanı elde eden adam, kâinata meydan okuyabilir ve imanın kuvvetine göre, hâdisatın tazyikatından kurtulabilir."Tevekkeltü alellah" [Allah'a tevekkül ettim. (Hûd Suresi: 56)] der, sefine-i hayatta kemâl-i emniyetle hâdisatın dağlarvârî dalgaları içinde seyran eder. Bütün ağırlıklarını Kadîr

Her şey manen "Bismillâh" der

Başta demiştik: Bütün mevcudat lisan-ı hâl ile "Bismillâh" der. Öyle miEvet. Nasıl ki görsen bir tek adam geldi, bütün şehir ahalisini cebren bir yere sevk etti ve cebren işlerde çalıştırdı. Yakînen bilirsin, o adam kendi namıyla, kendi kuvvetiyle hareket etmiyor. Belki o bir askerdir, devlet namına hareket eder, bir padişah kuvvetine istinad eder.

Küfrün temellerini parça parça eden hakikat

Bu asırda ikinci bir dehşetli hâl:Eski zamanda küfr-ü mutlak ve fenden gelen dalâletler ve küfr-ü inadîden gelen temerrüd bu zamana nisbeten pek azdı. Onun için eski İslâm muhakkiklerinin dersleri, hüccetleri o zamanda tam kâfi olurdu. Küfr-ü meşkuku çabuk izale ederlerdi. Allah'a iman umumî olduğundan, Allah'ı tanıttırmakla ve Cehennem azabını iht

Bu zamanda iki dehşetli hâl var

Kur'ân-ı Hakîm'in sırr-ı i'cazıyla hakikî bir tefsiri olan Risale-i Nur, bu dünyada bir manevî cehennemi dalâlette gösterdiği gibi; imanda dahi bu dünyada manevî bir cennet bulunduğunu ispat ediyor.Ve günahların ve fenalıkların ve haram lezzetlerin içinde manevî elîm elemleri gösterip, hasenat ve güzel hasletlerde ve hakaik-ı şeriatın amelinde Cenn

Ey insan! Bilir misin nereye gidiyorsun

ON BİRİNCİ KELİME"Ve ileyhi'l-masîr." Yani ticaret ve memuriyet için, mühim vazifelerle bu dâr-ı imtihan olan dünyaya gönderilen insanlar, ticaretlerini yapıp, vazifelerini bitirip ve hizmetlerini itmam ettikten sonra, yine onları gönderen Hâlık-ı Zülcelâl'ine dönecekler ve Mevlâ-i Kerîm'lerine kavuşacaklar. Yani bu dâr-ı fânîden gidip dâr-ı bâkîde

İttihad-ı İslâmı hedef tutan Namık Kemal

Yedinci Cinayet: İşittim, İttihad-ı Muhammedî (asm) namıyla bir cemiyet teşekkül etmiş. Nihayet derecede korktum ki, bu ism-i mübareğin altında bazılarının bir yanlış hareketi meydana gelsin.Sonra işittim, bu ism-i mübareği bazı mübarek zevat (Süheyl Paşa ve Şeyh Sadık gibi zatlar), daha basit ve sırf ibadete ve Sünnet-i Seniyyeye tebaiyete nakletm

Risale-i Nur'un hedefi rıza-yı İlâhîdir

Mustafa Sungur'un Müdafaasından:Risale-i Nur'un hedefi dünya değil, daimî ahiret saadeti ve bütün hayat-ı dünyeviyedeki hüsün ve cemal onun cilve-i cemalinin bir nevi gölgesi ve bütün Cennet bütün letaifiyle bir lem'a-i muhabbeti olan bir Daim-i Bâkî'nin, bir Rahîm-i Zülcemal'in rızasıdır. Böyle İlâhî ve kudsî ve çok yüce bir gaye varken, süflî ve

Risale-i Nur manevî hastalıkları izale eder

Mustafa Sungur'un Müdafaasından:...Ve böyle mübarek ve muazzam bir eserin müellifi ve kemâlât-ı insaniyenin zirve-i bâlâsında en yüksek bir mertebe-i iman ve ahlâk ve faziletle mücehhez bir nur abidesini ziyaret ve bu asırda iyilik ve doğrulukla ve sarsılmaz iman ve itikadlarıyla İslâmiyet şerefini ve Kur'ân'ın hakaikını koruyan ve yükselten ve All

Mustafa Sungur: Risale-i Nur, Kur'ân sırlarını ders veriyor

Vefatının 13. yılında rahmet duasıyla...MUSTAFA SUNGUR'UN MÜDAFAASIDIR: Afyon Ağır Ceza Mahkemesine İddia makamı, benim de Nurcular cemiyetine dâhil olup, halkı hükûmet aleyhine teşvik ettiğim iddiasıyla cezalandırılmamı istiyor. Evvelâ: Nurcular cemiyeti diye bir cemiyet yoktur. Ve ben böyle bir cemiyete mensup değilim. Ben, bin üç yüz elli senede