Risale-i Nur'dan

Risale-i Nur'dan

Yeni Asya
Yaşam / Din 266 yazı 0 takipçi

Kader ve hikmet noktasından Kerbelâ faciası

(Dünden devam)Amma kader nokta-i nazarında feci akıbetin hikmeti ise: Hasan ve Hüseyin ve onların hanedanları ve nesilleri, manevî bir saltanata namzet idiler. Dünya saltanatı ile manevî saltanatın cem'i gayet müşküldür. Onun için onları dünyadan küstürdü, dünyanın çirkin yüzünü gösterdi; tâ kalben dünyaya karşı alâkaları kalmasın. Onların elleri m

Hz. Hasan ve Hüseyin'in Emevîlere karşı mücadeleleri

(Dünden devam)Eğer desen: Hilâfet-i İslâmiye noktasında İmam-ı Ali'nin fevkalâde iktidarı, harikulâde zekâsı ve yüksek liyakatiyle beraber, seleflerine nisbeten muvaffakıyetsizliği nedendir Elcevap: O mübarek zat, siyaset ve saltanattan ziyade, daha çok mühim başka vazifelere lâyık idi. Eğer tam muvaffakıyet-i siyasiye ve tamam saltanat olsaydı, "Ş

Hz. Ali (ra) zamanında başlayan muharebelerin mahiyeti

İkinci Sualinizin Meali:Hazret-i Ali (ra) zamanında başlayan muharebelerin mahiyeti nedir Muhâriplere ve o harpte ölen ve öldürenlere ne nam verebiliriz Elcevap: Cemel Vak'ası denilen Hazret-i Ali ile Hazret-i Talha ve Hazret-i Zübeyir ve Aişe-i Sıddıka (radıyallahü teâlâ aleyhim ecmain) arasında olan muharebe, adalet-i mahza ile adalet-i izafiyeni

"Şeytanların yaratılması ne içindir"

İkinci Sualiniz: "Şeytanların halkı ve icadı ne içindir Cenab-ı Hak şeytanı ve şerleri halk etmiş; hikmeti nedir Şerrin halkı şerdir, kabihin halkı kabihtir."Elcevap: Hâşâ, halk-ı şer şer değil, belki kesb-i şer şerdir. ünkü halk ve icad bütün netaice bakar. Kesb, hususî bir mübaşeret olduğu için, hususî netaice bakar. Meselâ, yağmurun gelmesinin b

Nakkaş-ı Ezelî gözümüzün önünde ahsen-i suret üzere yazar

Bak; Nakkaş-ı Ezelî, gözümüzün önünde, kışın beyaz sahifesini çevirip, bahar ve yaz yeşil yaprağını açıp, rûy-i arzın sahifesinde üç yüz binden ziyade envâı, kudret ve kader kalemiyle ahsen-i suret üzere yazar; birbiri içinde birbirine karışmaz. Beraber yazar; birbirine mâni olmaz. Teşkilce, suretçe birbirinden ayrı, hiç şaşırtmaz; yanlış yazmaz. E

Yaz mevsiminin kucağına dökülen meyveler

Her bir ağacın evveli öyle bir sandukça ve program ve âhiri öyle bir tarifename ve numune ve zâhiri öyle bir musanna hulle ve bir münakkaş libas ve bâtını öyle bir fabrika ve tezgâhtır ki, bu dört cihet öyle birbirine bakıyorlar ve dördün mecmuundan öyle bir sikke-i a'zam, belki bir İsm-i A'zam tezahür eder ki, bilbedahe, bütün kâinatı idare eden b

Zeminin yüzünü yaz zamanında temaşa

ON YEDİNCİ PENCERE"Muhakkak ki, göklerde ve yerde mü'minler için Allah'ın varlık ve birliğine, kudret ve rahmetine işaret eden deliller vardır." [Casiye Suresi: 3] Zeminin yüzünü yaz zamanında temaşa edip görüyoruz ki, icad-ı eşyada müşevveşiyeti iktiza eden ve intizamsızlığa sebep olan nihayetsiz sehavet ve bir cûd-u mutlak, gayet derecede bir ins

Yaz mevsiminde küre-i arz bahçesi

İ'lem Eyyühe'l-Aziz!Gözleri küsuf tutmuş bazı adamlar, gözleri önünde vukua gelen gayr-i mahdud hususî haşr ü neşirleri kör gözleriyle gördükleri halde kıyamet-i kübrayı ve haşr-i umumiyeyi nasıl istiğrab ediyorlar Acaba çiçek açıp semere veren ağaçlarda her sene icad edilen meyvelerin haşr ü neşirlerini gördükten sonra, haşr-i umumîyi istib'ad ede

Her bir yaz, bir manzum kaside

Hem herkesin bu dünyada koca bir dünyası var. Âdeta insanlar adedince dünyalar birbiri içine girmiş.Fakat herkesin hususî dünyasının direği, kendi hayatıdır. Ne vakit cismi kırılsa, dünyası başına yıkılır, kıyameti kopar. Ehl-i gaflet, kendi dünyasının böyle çabuk yıkılacak vaziyetini bilmediklerinden, umumî dünya gibi daimî zannedip perestiş eder.

Hicrette yaşanan mu'cizeler

Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, Mekke'den hicret ettiği ve küffarlar takibe çıktıkları vakit, Sebir namındaki dağa çıktılar.Sebir dedi: "Yâ Resulallah, benden ininiz! Korkarım, benim üstümde sizi vururlarsa, Allah beni tazib eder. Onun için korkarım." Cebel-i Hira çağırdı: "Yâ Resûlallah, ileyye!" [Ey Allah'ın Resulü, bana gel. (Kadı İyaz, Şi

Gençlik, güzel ve şirin bir vasıta-i hayrattır

Sonra, herkesi zevaliyle ağlatan ve herkesi kendine meftun ve müştak eden ve günah ve gafletle geçen ve geçmiş gençliğime baktım.O güzel, süslü çarşafı (elbisesi) içinde gayet çirkin, sarhoş, sersem bir yüz gördüm. Eğer mahiyetini bilmeseydim birkaç sene beni sarhoş edip güldürmesine bedel, yüz sene dünyada kalsam beni ağlattıracaktı. Nasıl ki öyle

Barla'da ilk dershane-i nuriye

Üstadın Barla'daki ikametgâhı, iki odadan ibaret bir evdir.Esasen, müstakil bir evi ve yeryüzünde taht-ı tasarruf ve temellükünde bir karış yeri dahi yoktur. Barla'da sekiz sene müddetle ikamet ettiği ev, üç yüz elli milyon ehl-i İslâmın merkezi hükmünde ilk dershane-i nuriyesidir. Bu dershane-i nuriyenin altında, daimî akan bir çeşme vardır ve önü