Risale-i Nur'dan

Risale-i Nur'dan

Yeni Asya
Yaşam / Din 329 yazı 0 takipçi

Esma-i İlâhiyenin en cemiyetli âyinesi cismaniyette

(Dünden devam)Risale-i Nur'da, "Yirmi Sekizinci Söz"de ve başka risalelerinde haşrin cismaniyeti cihetinde gelen zayıf şüphelere, kuvvetli cevaplarına iktifaen burada yalnız bir kısa işaretle deriz ki: Esma-i İlâhiyenin en cemiyetli âyinesi cismaniyettedir ve hilkat-i kâinattaki makasıd-ı İlâhiyenin en zengini ve faal merkezi cismaniyettedir ve ihs

İki cihanın medar-ı saadeti yalnız imandır

(Dünden devam)Hem her bir şehir, kendi ahalisine geniş bir hanedir. Eğer iman-ı ahiret o büyük aile efradında hükmetmezse, güzel ahlâkın esasları olan ihlâs, samimiyet, fazilet, hamiyet, fedakârlık, rıza-i İlâhî, sevab-ı uhrevî yerine garaz, menfaat, sahtekârlık, hodgâmlık, tasannu, riya, rüşvet, aldatmak gibi haller meydan alır. Zâhirî asayiş ve i

Her insanın küçük bir Cenneti kendi hanesidir

Hem her insanın küçük bir dünyası, belki küçük bir Cenneti dahi kendi hanesidir.Eğer iman-ı ahiret o hanenin saadetinde hükmetmezse, o aile efradı, her biri şefkat ve muhabbet ve alâkadarlığı derecesinde elîm endişeler ve azaplar çeker; o Cenneti Cehenneme döner. Veyahut muvakkat eğlenceler ve sefahetlerle aklını tenvim edip uyutur. Devekuşu gibi a

Gençler ve ahirete iman

(Dünden devam)Nev-i insanın üçten birisini teşkil eden gençler, hevesatları galeyanda, hissiyata mağlûp, cür'etkâr akıllarını her vakit başına almayan o gençler, ahiret imanını kaybetseler ve Cehennem azabını tahattur etmezlerse, hayat-ı içtimaiyede ehl-i namusun malı ve ırzı ve zayıf ve ihtiyarların rahatı ve haysiyeti tehlikede kalır. Bazı, bir d

"Merak etmeyiniz! Ebedî bir gençliğiniz var, gelecek"

(Dünden devam)• Dördüncü bir faydası ki, insanın hayat-ı içtimaiyesine bakıyor. Risale-i Nur'dan "Dokuzuncu Şuâ"da beyan edilen o neticenin bir hülâsası şudur: Nev-i insanın dörtten birini teşkil eden çocuklar, ahiret imanıyla insanca yaşayabilirler ve insaniyetin istidatlarını taşıyabilirler. Yoksa, elîm endişeler içinde kendini uyutturmak ve unut

İnsan, kâinatın en müntehab ve bahtiyar bir misafiri

(Dünden devam)• İkinci meyvesi ve hayat-ı şahsiyeye bakan bir faydası: "Üçüncü Mesele"de izah edilen ve Gençlik Rehberi'nde bir hâ­şiye bulunan çok ehemmiyetli bir neticedir. Evet, her insanın her zaman düşündüğü en ehemmiyetli endişesi, mezaristana giren kendi dostları ve akrabaları gibi, o idamhaneye girmek keyfiyetidir. Bir tek dostu için ruhunu

Ahirete iman, dünya saadetini de temin eder

Sekizinci Meselenin Bir HülâsasıYedinci'de haşri çok makamattan soracaktık; fakat Hâlık'ı­mızın isimleri ile verdiği cevap o derece kuvvetli yakîn ve kanaat verdi ki, daha başka sorgulara ihtiyaç bırakmadığından, orada kısa kestik. Şimdi, bu Meselede, ahiret imanının hem ahiretin saadetine, hem dünya saadetine dair temin ettiği faydalar ve neticele

Yaşasın ittihad-ı millî; ölsün ihtilâf!

(Dünden devam)Üçüncüsü: Ben vaizleri dinledim; nasihatleri bana tesir etmedi. Düşündüm. Kasavet-i kalbimden başka üç sebep buldum: Birincisi: Zaman-ı hâzırayı zaman-ı salifeye kıyas ederek yalnız tasvir-i müddeâyı parlak ve mübalâğalı gösteriyorlar. Tesir ettirmek için, ispat-ı müddeâ ve müteharri-i hakikati ikna lâzım iken, ihmal ediyorlar. İkinci

Medeniyet-i hakikiyeyi İslâmiyet teşkil eyledi

(Dünden devam)İkincisi: Ben Şarkın dağlarında büyümüş idim. Merkez-i hilâfeti güzel tahayyül ediyordum. Vakta ki, bundan yedi-sekiz ay mukaddem Dersaadete geldim. Gördüm ki İstanbul, tevahhuş ve tenafür-ü kulûb sebebiyle, medenî libası giymiş vahşî bir adama benzerdi. Şimdi ittihad-ı millî sebebiyle, medenî adam, fakat yarı medenî, yarı vahşî libas

Meclis-i mebusan kalb-i millet hükmünde

(Dünden devam)Beşinci Hakikat: Zaman-ı sâbıkta revâbıt-ı içtima ve levazım-ı taayyüş ve fevaid-i medeniyet o kadar tekessür ve teşâub etmediğinden, bazı kalîl adamların fikri devletin idaresine yarı kâfi gibi idi. Amma bu zamanda revâbıt-ı içtima o kadar tekessür etmiş ve levazım-ı taayyüş o derece taaddüd etmiş ve semerat-ı medeniyet o kadar tefen

Şeriat-ı Garrâ, adaleti ve hakikî hürriyeti câmi'dir

(Dünden devam)Dördüncü Hakikat: Şeriat-ı Garrâ, kelâm-ı ezelîden geldiğinden, ebede gidecektir. Zira şecere-i meylü'l-istikmal-i âlemin dalı olan insandaki meylü't-terakkînin mahsul ve semeresi olan istidadın telâhuk-u efkârla hâsıl olan netaicinin teşerrüb ve tegaddi ile büyümesi nisbetinde, Şeriat-ı Garrâ aynen maddî zîhayat gibi tevessü ve intib

İstidatlar hürriyet yağmuru ile neşv ü nemâ bulsa...

(Dünden devam)Ve Üçüncü Hakikate dikkat et. Şöyle ki: Bu zaman-ı mazide insan istidad-ı gayr-i mütenâhîye mâlik iken, o kadar dar ve mahdut daire içinde hareket ediyordu ki, güya insan iken hayvan gibi yaşadığından, efkâr ve ahlâkı o daire nisbetinde tedennî etmiş ve mahsur kalmıştı. Şimdi bu şer'î hürriyet-i âdilâne eğer yaşasa ve bozulmazsa, fikr