Risale-i Nur'dan

Risale-i Nur'dan

Yeni Asya
Yaşam / Din 329 yazı 0 takipçi

Kur'ân, bin âyâtıyla haşir ve ahiretin ispatına çalışır

(Dünden devam)...O zat (asm), Hâlık'ımız tarafından her biri birer nişane-i tasdik olan bin mu'cizatıyla, Kur'ân'ın bir mu'cizesi olarak, Kur'ân'ın hak ve kelâmullah olduğunu ispat ettiği gibi; Kur'ân dahi, kırk nevi i'caz ile, o zatın bir mu'cizesi olup, onun doğru ve resulullah olduğunu ispat ederek, ikisi beraber, biri âlem-i şehadet lisanı –büt

Cenab-ı Hakkın isimleri haşir ve ahireti de ispat eder

(Dünden devam)İşte, geçmiş misallerde ve mademlerdeki maddelere kıyasen, Cenab-ı Hakkın yüz, belki bin esmasının kâinata bakan isimlerinin her birisi, nasıl ki mevcudattaki âyine ve cilveleriyle müsemmasını bedahetle ispat eder; aynen öyle de, haşri ve dâr-ı ahireti de gösterirler ve kat'iyetle ispat ederler. Hem nasıl Hâlık'ımızdan sorduğumuz sual

İnsan her amelinden sorguya çekilecek

(Dünden devam)Ve kâinatı içine alan ve ebede gitmek için yaratıldığına bütün cihazat-ı insaniyesi şehadet eden, böyle yirmi küllî hakikatler ile Cenab-ı Hakkın Hak ismine bağlanan ve en küçük zîhayatın en cüz'î ihtiyacını gören ve niyazını işiten ve fiilen cevap veren Hafîz-i Zülcelâl'in Hafîz ismiyle mütemadiyen amelleri kaydedilen ve kâinatı alâk

İnsan, şu kâinat ağacının en son meyvesi

İNSAN;• şu kâinat ağacının en son ve en cemiyetli meyvesi; • ve hakikat-i Muhammediye Aleyhissalâtü Vesselâm cihetiyle çekirdek-i aslîsi; • ve kâinat Kur'ân'ının ayet-i kübrası; • ve İsm-i A'zamı taşıyan Ayete'l-Kürsî'si; • ve kâinat sarayının en mükerrem misafiri; • ve o saraydaki sair sekenelerde tasarrufa mezun en faal memuru; • ve kâinat şehrin

İnsan hiçlikte mahvolmak için yaratılmamış

Hem madem biz gözümüzle görüyoruz:Öyle ihatalı ve azametli bir hafîziyet hükmeder ki, zîhayat her şeyin ve her hâdisenin çok suretlerini ve gördüğü fıtrî vazifesinin defterini ve esma-i İlâhîye karşı lisan-ı hal ile tesbihatına dair sahife-i a'mâlini misalî levhalarda ve çekirdeklerinde ve tohumcuklarında ve Levh-i Mahfuz'un numunecikleri olan kuvâ

Güneş gibi zâhir bir hakikat: Ebedî saadet

Hem madem nev-i beşerin en meşhurları olan yüz yirmi dört bin peygamberler ittifakla saadet-i ebediyeyi ve beka-i uhrevîyi Cenab-ı Hakkın binler vaad ve ahidlerine istinaden ilân edip mu'cizeleriyle doğru olduklarını ispat ettikleri gibi, hadsiz ehl-i velâyet, keşif ile ve zevk ile aynı hakikate imza basıyorlar; elbette o hakikat güneş gibi zâhir o

Mevsimlerin tebeddülünde küllî ölmek ve dirilmek

Hem "Madem gündüz bedahetle güneşi gösterdiği gibi zemin yüzünde mevsimlerin tebeddülünde küllî ölmek ve dirilmekte perde arkasında bir Mutasarrıf;gayet intizamla koca küre-i arzı bir bahçe, belki bir ağaç kolaylığında ve intizamında ve azametli baharı bir çiçek sühuletinde ve mizanlı ziynetinde ve zemin sahifesinde üç yüz bin haşir ve neşrin numun

Meşrutiyet; hak, sıdk, muhabbet üzerine beka bulacak

Herkesin bir fikri var. İşte: Sulh-u umûmî, aff-ı umûmî ve ref'-i imtiyaz lâzım. Tâ ki, biri bir imtiyaz ile başkasına haşerat nazarıyla bakmakla nifak çıkmasın.Fahr olmasın, derim: Biz ki hakikî Müslümanız; aldanırız, fakat aldatmayız. Bir hayat için yalana tenezzül etmeyiz. Zira biliyoruz ki, "En büyük hile, hileleri terk etmektedir." Fakat meşru

Her dertlinin ahını işiten bir Semî' ve Mucîb var

(Dünden devam)Hem "Madem bütün zîhayat mahlûkların, elleri yetişmediği ve iktidarları dairesinde olmayan bütün hâcâtlarını, bütün fıtrî matlâblarını bir nevi dua bulunan istidad-ı fıtrî ve ihtiyac-ı zarurî dilleriyle istedikleri vakitte, gayet Rahîm ve işitici ve şefkatli bir dest-i gaybî tarafından verildiğinden ve ihtiyârî olan daavat-ı insaniyen

Kabrimi hiç kimse bilmemek lâzım geliyor

YIKILMIŞ BİR MEZARIM Kİ...EDDÂÎ (HÂŞİYE-1) Yıkılmış bir mezarım ki, yığılmıştır içinde Said'den yetmiş dokuz emvat (HÂŞİYE-2) bââsâm âlâma. Sekseninci olmuştur mezara bir mezar taş, Beraber ağlıyor (HÂŞİYE-3) hüsran-ı İslâma. Mezar taşımla püremvat enindar o mezarımla Revanım saha-i ukba-i ferdâma. Yakînim var ki, istikbal semavatı, zemin-i A

Hikmet ve adalet ahiretsiz olmaz

(Dünden devam)Hem "Madem biz gözümüzle görüyoruz ki umum mahlûk­larda ve zemin yüzünde öyle bir hikmet eli işliyor ve öyle bir adalet ölçüleriyle işler dönüyor ki akl-ı beşer onun fevkinde düşünemiyor. Meselâ, insanın bin cihazatına takılan hikmetlerinden yalnız bir küçük çekirdek kadar kuvve-i hafızasında, bütün tarihçe-i hayatını ve ona temas ede

Bir umumî rahmet ve kerem görüyoruz

(Dünden devam)İşte, birinci mertebede, ahireti Allah'tan soruyoruz. O da bütün gönderdiği elçileriyle ve fermanlarıyla ve bütün isimleriyle ve sıfatlarıyla, "Evet, ahiret vardır ve sizi oraya sevk ediyorum" ferman ediyor. Onuncu Söz on iki parlak ve kat'î hakikatler ile bir kısım isimlerin ahirete dair cevaplarını ispat ve izah eylemiş. Burada, o i