Ragıp Karadayı

Türkiye

Bir gün erkenden kalktım ve şehirden uzak bir yere gittim

Farkında olmadan Halife-i müslimînin kalbini kırıyordum. Sultan'ımla karşılaşırım diye uzun müddet dışarı çıkamadım.İnsan, insanın desteği, dayandığı duvarı, dağıdır.Her insan şu veya bu şekilde bir diğerine muhtaç.Derviş demek, Allah adamı demek, bir mânâda gönüllü bir mânâda gönülsüz demekti de... Gönüllülüğü her ne iş verilirse severek, isteyere

"Oğlum günahkâr biriydi lakin Musa aleyhisselâmı seviyordu"

Öğrenmek istediği başka bir şey vardır Musa aleyhisselâmın. Israrla soruyor: "Oğlunuz sık sık ne yapardı, kimlerle beraberdi"Emr-i Hak vaki oluyor veMusa aleyhisselâmın ümmetinden o genç ölüyor...O devirde ibadetlerini yapmayanları, kötü işler peşinde koşanları yıkamadan, kefenlemeden çöplüğe atıyorlarmış, onu da öyle yapıyorlar. Musa aleyhisselâm,

Tam kalkmaya hazırlanıyordum ki Sultan'ımız içeri girdi...

Bir gün huzuruna çıkmak için saraya gitmiştim. Dediler ki "Sultan'ımız davette, birazdan gelir. Seni bekleteceğiz maalesef"Onların hasım olduğunu görmek, içten içe üzerdi beni. Aralarını yapmaya çok çalıştım ama olmadı. Vakti ve zamanı vardı mutlaka. Dışarıda milletin el pençe divan olduğu kalfa, bir garip talebe parçasının önünde suspus! Velev ki

Kara kuru, sevimli bir çocuk...

"Ah şimdi bir rüzgâr esse, bayrak gibi cübbem dalgalansa" dedim...Bu gibi iz bırakan vakalar aslında insanı olgunlaştırıyordu. Niçin mi Dünyayı ve içindekileri daha iyi tanımama vesile olduğu için. Anladım ki bir ben yokmuşum bu dünyada. Yine anladım ki ne kadar insan varsa o kadar değişik düşünce, bakış, görüş, anlayış, seziş, anlatış tarzı var. İ

Korkumdan gidip de bakmaya cesaret edemiyordum!..

Betim benzim solmuş, ne yapacağımı bilemiyordum! Zaten topu topu birkaç saniye içinde olmuştu her şey.Gencinrahat hareketleri dikkatimi çekti. Pencerenin daracık pervazına çıkmış, bir eliyle pencerenin pervazından tutuyor, diğer eliyle sıkı sıkıya kavradığı kitabını hızlı hızlı okuyor, ezberlemeye çalışıyordu. Bazen elini boşlukta tutuyor, havada h

"Sen hiç medrese hayatındanbahsetmiyorsun Behlül.."

"Benim hatıralarım bitmez Sultan'ım! Kolay değil, koca bir ömür, nice acı tatlı senelerin izleri hafızamdan silinmiyor..."Niyet bozuk olana, günahlar şirin gelir,Niyet düzgün olansa, günahı zehir bilir.Eden kendine eder, iyi adam sevilir! Sakın soğuk su katma, hiç kimsenin aşına! Hayır dile komşuna, hayır gelsin başına!Çok öfkelenen kişi, ahmak nef

En hayırlı insan, yanına rahat yaklaşılabilendir...

"Hak yolcusu, aynı zamanda; edep ve adap yolcusudur. Büyüğümüzle konuşurken belki de farkında olmadan, edebimizden yüzümüz kızarırdı"Sultan'ımın benim gibi bir çulsuza bu kadar kıymet verip zaman ayırması bile büyük bir kadirşinaslıktı, fevkalâde bir fedakârlıktı. Niyet güzel olunca olmaz denilenler oluyordu.Ortalık tenhalaşınca, ben yine kaldığım

"Bütün pazar halkı toplanmış ve karşıma yine sen çıktınBehlül!"

Efendim mühim bir şey satacağımı söyledim, istedim ki hak edenler alsın. Bu pazarlık üzerine teşrif ettiniz.Harun Reşid:- Mütevâzılıkyapma Behlül! Biz birbirimizi az çok tanıyoruz. Bütün pazar halkı başına toplanmış. Burada bir iş var diye geldim. Karşıma yine sen çıktın. Hayırdır ne var Niçin milleti başına topladın- Efendim mühim bir şey satacağı

Benim yaptığım akıl dışı hiçbir hareketime şaşırmıyorlardı!..

"Hazır hava açmışken daha önce bir mezarlıkta bulduğum üç kuru kafayı zembilime koydum ve pazara çıkardım..."Bu kasırganın içindeki yılan herhâlde iri bir yılan olmalıydı. O döndükçe, toz bulutu da dönüyor, toz bulutu aynen onun gibi kıvrılıyordu.Fırtına nehir üzerinde indikçe, küçülüyor ve gözden kayboluyordu. Bir müddet sonra her şey duruldu. Hav

Hayal âlemimden sıyrıldığımda yorgun argın olurdum hepten...

Enseme bir şaplak! Bir şaplak daha Eli ağır değildi öyle, hafifti; ama çok acıtırdı içimi. Ya da öyle gelirdi bana...Mesela, bazen fena enselerdi beni babam: Rahlemin üstünde ezber edeceğim sayfalar öylece otururdum, tabii kafam başka yerde, hayallere dalmışım. Şak diye yakalardı, bükerdi kulağımı, kaldırırdı oturduğum yerden, ışık gelen bir köşeye