Prof. Dr. Ahmet Tekin

Prof. Dr. Ahmet Tekin

Milat
Yaşam / Din 362 yazı 0 takipçi

Kalplerin Şifası: Kur'an ve Sünnet Işığında Zikir

İnsanın en büyük ihtiyacı sadece rızık, makam veya servet değildir. Kalbin de bir gıdası vardır. O gıda, Allah'ı zikretmektir. Rabbini unutan kalp zamanla katılaşır; gaflet büyür, huzur kaybolur. Allah'ı anan kalp ise dirilir, sükûnet bulur ve Rabbine daha da yaklaşır. "Kendi kendine, yalvararak ve ürpererek, alçak sesle sabah akşam Rabbini zikret;

Şefaatin gölgesine sığınanlar ve ilahi adalet

İnsanlık tarihi değişiyor; şehirler büyüyor, teknoloji gelişiyor, hayat hızlanıyor. Ama değişmeyen bir gerçek var: İnsan, yaptığı yanlışın bedelini ödememek için mutlaka bir aracı arıyor. Dünyada torpil, referans, nüfuz, makam ve servet... Bunların çözemediği mesele kalmadığını sanıyoruz. Bu anlayış zamanla inanç dünyamıza da taşındı. Öyle ki bazı

Zaferin gerçek sahibi kimdir

"Eğer Allah size yardım ederse artık sizi yenecek hiçbir kimse yoktur; eğer sizi yardımsız bırakırsa O'ndan sonra size kim yardım edebilir Müminler yalnız Allah'a tevekkül etsinler." (Âl-i İmrân, 3/160) İnsanlık tarihi güçlü orduların, büyük imparatorlukların ve zengin devletlerin yıkılış hikâyeleriyle doludur. Nice kaleler fethedildi, nice tahtlar

Din tüccarlığı: Allah'ın ayetleriyle insanların mallarını yemek

Yüce Allah, Tevbe Suresi'nin 34 ve 35. ayetlerinde insanlık tarihinin en büyük tehlikelerinden birine dikkat çeker: "Ey iman edenler! Bilin ki, hahamlardan ve rahiplerden birçoğu insanların mallarını haksız yollarla yerler ve Allah yolundan alıkoyarlar. Altın ve gümüşü biriktirip de onları Allah yolunda harcamayanlara elem verici bir azabı müjdele!

Kader Değil, İhmal Bizi Geri Bıraktı

Asırlardır İslam dünyasının yaşadığı her yenilgi, her geri kalmışlık ve her toplumsal çöküş için kolay bir cümle kuruldu: "Bu Allah'ın kaderidir." Oysa bu söylem, çoğu zaman kader inancını anlamaktan çok, sorumluluktan kaçmanın bahanesi hâline getirildi. Tarih boyunca despotik yönetimler, zulümlerini meşrulaştırmak; halk ise tembelliğini ve ihmalkâ

Akide, Hayatı Dönüştürmüyorsa Sadece Ezberdir

İman, yalnızca kalbin derinliklerinde saklanan sessiz bir duygu değildir. O, insanın vicdanını harekete geçiren, zihnini disipline eden ve hayatın her alanına yön veren dinamik bir kuvvettir. Eğer iman, randevusuna zamanında gitmeyen bir insanın saatini düzeltmiyor; fabrikada ürettiği malın kalitesine yansımıyor; pazarda yaptığı alışverişte dürüstl

Örtü Süs Değil, Süsü Örten Bir Emanettir

Modern çağ, birçok kavramın anlamını değiştirdi. Bunlardan biri de tesettürdür. Bugün ne yazık ki örtü, bazı çevrelerde Allah'ın emrettiği bir kulluk nişanesi olmaktan çıkarılıp modanın, gösterişin ve dikkat çekmenin bir aracı hâline getirilmektedir. Oysa Kur'an-ı Kerim'in ortaya koyduğu ölçü bunun tam tersidir. Örtü, süslenmek için değil; süsü ört

Medeniyet önce insanda başlar

Bugün İslam dünyasının en büyük yanılgılarından biri, medeniyeti betonla, teknolojiyle, kurumlarla ve ithal modellerle inşa edebileceğini zannetmesidir. Oysa tarihin değişmez kanunu şudur: İnsan inşa edilmeden hiçbir medeniyet ayakta kalamaz. Ahlaki ve özsel bir iç denetime sahip olmayan, Allah korkusunu vicdanında taşıyan, hesap bilinciyle yaşayan

Kudüs bilincini kuşanmayanın yarına sözü olamaz

Kudüs sadece bir şehir değildir. Kudüs, ümmetin vicdanıdır. Kudüs, peygamberlerin mirasıdır. Kudüs, insanlığın adalet sınavıdır. Kudüs'e karşı duyarsızlaşan bir kalp, zamanla zulme karşı da duyarsızlaşır. Çünkü Kudüs meselesi yalnızca bir toprak parçası değil; hak ile batılın, adalet ile zulmün, izzet ile zilletin mücadelesidir. Bugün Gazze'de çocu

Yaz tatili sadece dinlenme değil, değerleri inşa etme zamanıdır

Karneler alındı, okullar kapandı, çocuklar uzun bir yaz tatiline girdi. Fakat asıl soru şudur: Okullar kapandı ama eğitim bitti mi Ne yazık ki bugün eğitim sistemimiz büyük ölçüde akademik başarı üzerine kurulmuş, buna karşılık değerler eğitimi ikinci plana itilmiştir. Bilgi yüklenen fakat merhameti, vicdanı, edebi, hayâyı, saygıyı ve Allah korkusu

Uğruna savaştığın değerleri kaybedersen, zaferin ne anlamı kalır

Tarih boyunca milletler kaleler fethetti, ordular zaferler kazandı, devletler kuruldu. Ancak bütün bunlardan daha büyük bir fetih vardır: Allah'ın emirlerine sadakatle yaşayabilmek. Çünkü uğruna mücadele ettiğimiz değerleri yolda kaybedersek, elimizde kalan şeye zafer değil, hüsran denir. Hz. Ali'ye nispet edilen şu sözün tarihî sıhhati tartışmalı

Şaka değil, inanca saldırı!

"Eğer onlara sorarsan: 'Biz sadece lafa dalmış, şakalaşıyorduk.' derler. De ki: 'Allah ile, O'nun ayetleriyle ve O'nun Peygamberi ile mi alay ediyordunuz'" (Tevbe Suresi, 65. ayet) Son yıllarda "mizah" adı altında sahnelenen bazı gösteriler, artık güldürmekten çok inançları hedef alan bir provokasyona dönüşmüştür. Bir toplumun kutsallarını aşağılam