Kamu, milletin emanetidir. Kamu görevlisi ise bu emaneti taşıyan kişidir. O hâlde devletin çeşitli kademelerinde görev yapan insanların yalnızca mesleki yeterlilikleri değil, kamu hizmetinin güvenliğini ve sağlıklı yürütülmesini etkileyebilecek durumları da belirli ölçüler içinde değerlendirilmelidir.
Tam da bu noktada önemli bir tartışmayı gündeme getirmek gerekiyor: Kamuda çalışanlara ve kamu görevine yeni alınacak kişilere, özellikle güvenlik ve kamu hizmetinin niteliği bakımından gerekli görülen görevlerde, hukuka uygun ve düzenli uyuşturucu madde taraması yapılmalı mı
Kanaatimce bu mesele artık görmezden gelinmemesi gereken ciddi bir kamu politikası başlığıdır.
Çünkü uyuşturucu kullanımı yalnızca kişinin kendi hayatıyla sınırlı kalmayabilir. Özellikle silah taşıyan güvenlik personeli, araç kullanan kamu görevlileri, kritik altyapılarda çalışanlar, sağlık hizmeti sunanlar veya çocuklarla doğrudan çalışan personel açısından mesele aynı zamanda kamu güvenliği ve hizmet güvenliği meselesidir.
Bir devlet, vatandaşından birçok konuda belge ve sağlık şartı talep edebiliyorsa, kamu hizmetinin niteliği gerektirdiğinde uyuşturucu madde kullanımı konusunda da bilimsel ve hukuki ölçütler geliştirebilir.
Ancak burada çok önemli bir ayrım var:
Amaç insanları fişlemek, damgalamak veya peşinen suçlu ilan etmek değil; kamu hizmetinin güvenliğini korumaktır.
Bu nedenle yapılacak uygulama rastgele, keyfî veya kişilerin özel hayatını gereksiz yere ihlal edecek biçimde olmamalıdır. Hangi görevlerde, hangi sıklıkta ve hangi koşullarda test yapılacağı açıkça belirlenmeli; testlerin bilimsel güvenilirliği sağlanmalı; kişisel sağlık verileri sıkı biçimde korunmalı; yanlış pozitif sonuçlara karşı doğrulama ve itiraz mekanizmaları bulunmalıdır.
Özellikle işe girişte ve kritik görevlerde, mevzuatın izin verdiği ölçüde objektif uyuşturucu taraması uygulanması; görev sırasında ise risk esaslı ve belirli kurallara bağlı kontrollerin değerlendirilmesi kamu güvenliği açısından ciddi biçimde ele alınmalıdır.
Çünkü devletin yaklaşımı şu olmamalıdır:
"Bir sorun ortaya çıkarsa müdahale ederiz."
Asıl doğru yaklaşım şudur:
"Öngörülebilir riskleri ortaya çıkmadan önce tespit eder, gerekli tedbirleri alırız."
Fakat test sonucunun pozitif çıkması da otomatik olarak "suçlu" anlamına gelmemelidir. Tıbbi kullanım, reçeteli ilaçlar, laboratuvar hataları ve yanlış pozitif sonuçlar dikkate alınmalı; kesin değerlendirme doğrulama testleri ve uzman incelemesiyle yapılmalıdır.
Bir başka önemli konu da kapsamdır.
Devlet, uyuşturucuyla mücadeleyi yalnızca kamu çalışanlarına test yapmaktan ibaret görmemelidir. Kamu personeline yönelik tarama, daha geniş bir politikanın yalnızca bir parçası olabilir. Asıl hedef; uyuşturucunun üretiminden dağıtımına, sokak düzeyindeki erişiminden gençlerin korunmasına kadar bütün zincirle mücadele etmektir.

6