Ömer Erdem

Karar

Özgürlüğün şeffaf sınırı, vicdanın derin yarası...

Terörist İsrail devleti değil bina iskeletlerini çökertmek yıkıntı köşelerindeki el izlerini bile sildi Gazze'de. El izi başka ize benzemez. Siz gitseniz bile o orada sizi bekler. İnşaat demiri filizleri bile geceden sabaha gözyaşı döktüler, ihtiyar, kadın, çocuk inlemelerini duydukça. Gökten güneş değil, mavilik değil, kuş değil kara sisle ölüm ak

Tiflis'te birkaç gün...

Bu mevsim dayanılmaz sıcak değil nadir görülür şeker gibi bir hava vardı. Çoktan çiçekten kesilmişti ıhlamurlar fakat eski Tiflis sokaklarını karşılıklı birer şemsiye gibi gölgeliyorlardı. Dünyanın gidebildiğim her şehrinde olduğu gibi yine sabahın altısı benimdi. Avlulu geniş evlere açılan loş geçitler, her zaman fedakar kadınlar, üç beş sakin köp

Kim güvende

Gelip duvarına çarptığımız zaman bize gösterdi ki insan güvenli değilse hiç kimse ve hiçbir yer güvende değildir. İnsanın tekinsizliğini gidermeden ne akan suyun ne esen rüzgarın ne de uçan kuşun huzuru bakidir. Varsa dünyada bir hüner ilkin her bir insanı güvenli varlığa dönüştürmektir. Doğanın zayıf canlısı olarak insan başta tabiat olayları olma

Ben zeytinden yanayım...

Anadolu'da kesilen her bir zeytin ağacı bu ülkeyi inkar etmek, senin varlığının derinliğini istemiyorum demektir. Köksüzlüğü anlatmak isteseydim zeytin ağacının olmadığı ülke derdim. Ne zaman ki bir ses bir ağız bir el ona kıymaya yeltenir üzerine ışık tutun görürsünüz. Ruhunun karanlığı kadar varlığının boşluğu da gün yüzüne çıkacaktır darbe vuran

Sahipsiz kötülük

Konuşulup yazılanlara bakarsanız hemen herkes iyilik yapmak ve onu çoğaltmanın derdinde. Çöp misali her gün sokağımıza yığılan kötülüğü ise sahiplenen yok. Kimdir bu çöpleri atan ve bu dayanılmaz kokunun sahibi kim üstlenen yok. Dünyanın her köşesine yayılmış iyiler büyük bir temizlik operasyonuna giriştiklerini söylüyorlar durmadan. Yerli ve yaban

Tek ayak üstünde durmak ya da gül kokusu...

Sınıfa girdiğimde tahtanın önünde arkadaşımı görünce şaşırmıştım. Biraz sert biraz emir dolu çokça da memnuniyetsiz bir 'gir!' sesi gelmişti içeriden kapıyı vurunca. Sebebini hatırlamıyorum ama makul bir gerekçem vardı gecikme için. Zaten öğretmen benim olduğumu anlayınca bir şey sormadan sıramı işaret etmişti başıyla. Sonra da arkadaşıma dönmüş; '

Türkiye'nin bir şehri var mı

Türkiye'nin şehri hangisidir diye sorsaydım cevaplar birbirini izlerdi kuşkusuz. İstanbul, Ankara, İzmir değil sadece, Bursa, Adana, Konya, Antalya, Manisa, Van, Edirne, Diyarbakır, Malatya, Eskişehir isimleri sıraya girer, orada yaşayanlar biz Türkiye'nin şehriyiz derlerdi. Hatta hızını alamayanlar olur, biz değil Türkiye'nin Avrupa'nın şehriyiz i

Turuncu kurşun kalem boş ve temiz beyaz kağıt...

Ben turuncu kurşun kalem dedim ya siz dilerseniz onu siyaha sayın. Veya koyu yeşile, kırmızıya, limon sarısına yetmedi zambak moruna. Eskidendi o. Devlet Malzeme Ofisi damgalı kurşun kalemler. Kazık gibi, sert. Kırılgan. Soğuk ve kimsesiz. Şimdi öyle mi Gözünüzün zevkine, elinizin yumuşaklığına, psikolojinizin esnekliğine göre, dilediğiniz zaman el

Şimdi bugün bayram mı

Havada bir kara sinek dolaşıyor. Bir gün önce Binyamin Netanyahu'nun bahçesindeki korkuluktaydı. Saatleri gittikçe kısalan uykusunda bir sincap tarafından sorgulanıyordu Netanyahu. El kadar sincabın beklenmedik soruları ona ecel teri döktürmüştü. Daha demişti sincap, bin, on bin sincap geri geleceğiz. Senin kulağının dibinde duracağız. Her gün altı

Türk uzun cümle söyleyemez mi ya da bir odadan kovulmak

Eli kalem tutan yakınlarıma günlük tutmalarını söylerim. Çok sistemli olmasa da kendim de zaman zaman günlük tutarım. Şimdiden birkaç defter dolusu günlüğüm var. Anı yazmak ise farklı bir tür. Ve günlüğün uzun vadede anı yazmayı kolaylaştırıcı tarafları inkar edilemez. Günlük ileriye doğru konuşurken anı geçmişe bakar daima. Şair ve yazarların tutt