Ömer Erdem

Ömer Erdem

Karar
Kültür-Sanat 229 yazı 0 takipçi

Bir anlık hayatlar

Hemen her şeyin zorlu ve çok uzun sürdüğü fakat hayatın bir anlık değer taşıdığı bitimsiz döngüde sürükleniyoruz durmadan. Çok çok, bitimsiz ve ölçüsüz onca sözün arasında sıkışıp kalıyor hakikatin kısacık cümlesi. Dün çabuk eskiyip bugün yokmuşçasına yaşanırken gelecek kopkoyu bir sisin içinde dağılıp gidiyor. Tuzu kurular, aklı her yere erenler,

Ben nerede durayım ya da alnımda bir siperlik

'Taraf olmayan bertaraf olur diye' içimize sokulmuş eski fakat işlek bir söz var. Taraf olmanın sadece nimetlerini değil güven getiriciliğini de saya saya bitiremezler bu söze bağlananlar. 'Bakın, böyle olmasaydık savrulur giderdik, kimse de bizi bulamazdı kaybolduğumuz yerde.' Hayattaki her söz gibi 'taraf olmayan bertaraf olur'un da rahatlatıcı,

Sırrı Süreyya Önder'in kalbine doğru batan

Sırrı Süreyya Önder ile yollarımız hiç kesişmedi. İlgi ve çevre ortaklıklarına rağmen kısmet olmadı yüz yüze tanışıklık. Fakat onun yazdığı her yazıyı yaptığı her konuşmayı özellikle takip ettim. Her şeye meraklı insan bol bulunur fakat el attığı işte mahir az insan vardır. Hele bizde şöhret bir süre sonra sürpriz ve yaratıcılığını yitirip tekrarın

Geçmiş gelmeyecek günler ya da Sıpa Kulağı

Bakmayın siz ona 'sıpa kulağı' dememe. Gerçekten böyle bir çiçek var mıydı yoksa tatlı tatlı ben mi uydurdum önemli değil. Sonunda dilimizde sıpa, tatlı, sevimli, zıpır manasıyla da kullanılır. Onu öteden beri bilirim hatta meftunluğum derindedir başka. Sonradan depreşen nice tutkunun kökünde geçmiş ve gelmeyecek günler barınır ve biz onların hatrı

Fanustaki okyanus

M. Kayahan Özgül yazdığı hemen her incelemeyi merakla okuduğum bir yazar, akademisyen. Tanzimatla başlayan başlatılan, yeni, çağdaş, batılı, modern edebiyatımızın köklerine dair dikkatleri, bu konudaki soruları yanında önerileri özellikle önemli. Meselelerin duygusal ve politik kolaycılığına kaçmadan, ilmi disiplini merkezde tutan, entelektüel biri

Günler yorulurken

Hiç sanmadığınız şeyler görülmeyecek şekilde hayatın içinde can bulup birbirine ulanarak varlık kazanır. Her şeyi bildiğini ve kontrol ettiğini düşünmek bu sebepten bir zayıflık belirtisidir ve çokça kahramanlıklar en çaresiz hale düşmenin sonucunda ortaya çıkar. İnsana düşen en beklenmedik olan için bile tedbir almak onun muhtemel sonuçlarını tahm

İçeriden daralan dışarıdan büzüşür

Kanun budur; insan dahil bütün canlı varlıklar ferahlamak isterler. Genişlemektir ferahlamak. Yerini yurdunu, hacmini kalıbını, şeklini şemalini, güzelliğini, düzenini almaktır. Ne zaman ki eşya kalıbını, duygu ve düşünce dilini, huy davranışını, fert yerini, toplum konumunu alır orada ferahlık, orada esenlik, şevk ve incelik hayat bulmuş demektir.

Bayram gelirken geçmeyen şeyler...

Kimse canının sıkılıp ağzının tadı kaçsın istemiyor. En azından bayram boyunca yaşamak istiyor bu duyguyu. Dünya birkaç günlüğüne de olsa sakinleşsin diliyor. Küs olan barışsın gizli açık diş bileyen sinirlerine hakim olsun arzusu taşıyor. Çocuk, genç, yetişkin, yaşlı birbirine yaklaşsın. Günlük hayatın katı sınırları gevşesin. Aç gözetilsin. Yetim

Enis Batur'a Mektup

Enis bey merhaba. Birkaç kez birlikte çalışma fırsatımız oldu. Bir süre televizyonda sonrasında da yayınevinde. Her ikisi de şanstı benim için. İnsan hep bir şey öğrenir sizden. Öğretir gibi değil de öylesine, olayın, hayatın içinde yaşarken olur bu. Belki unuttunuz. Bir ara ben de filtresiz Palmall tutkunuydum. Sizinkinin yanında benimkisi heves s

Tekrarın haksızlığı

Toplumsal ilişkilerde tekrar bir dizi hastalığın belirtisidir. Güzel, iyi, değerli ve doğal olan hemen her şeyde görülen tekrar bir yenilik belirtisi olduğu halde toplumsal ilişkilerdeki tekrar neden bir kötülük ve donukluk karakteri taşır Güzel mesela kendisini ortaya koyarken herhangi bir hesap yapmaz. Yapmaya kalkıştığında hemen çiğleşip değerde

Parasız yapılan büyük işlerin gücü üstüne

İnsanın imtihanı kadar felaketi güç ve parayladır. Ne para ne de güç insana mutlak huzur getirir. Para yapaydır, güç, geçici ve aldatıcı. Hatta zehirleyici. Çok para ve gerektiğinden fazla güç başkalarının hakkının elinden alınması demektir. İş yapmak uğruna makul gereklilikten öte işlevi olmayan para gibi modern zamanlarda hayatın akışını belli bi

Aslında neyi konuşuruz

Sözün olgudan olaya kaydığı yerde değer erozyonu da yaşanır. Olay doğası gereği tek bir açıdan görülüp anlatılamaz. Olgusal bakış, olaydaki mümkün bütün açıları anlatıcının insiyatifine bırakmadan sağduyunun korumasına teslim etme derecesidir. Olayın tecrübesi yoktur fakat olgu tecrübenin ipeğiyle dokunmuştur. Türkiye'de mesela şiir üzerine konuşma