Ömer Erdem

Ömer Erdem

Karar
Kültür-Sanat 269 yazı 0 takipçi

Güz bulutları...

Bu eski bir hikaye fakat hiç ölmemiş bir duygudur bende. Yazın o iştahlı karmaşası bitip de sonbaharın ayak sesleri işitildiğinde her yöne bir sessizlik yerleşir. Tabiat ebedi dinginliğine hazırlanır. Gün iyiden iyiye döner sabah havası teni ürpertmeye başlar ve çok derinlerde unutulmuş bir sızı güncellenir. Çocuklar henüz mevsimler arasındaki sını

Andre Gide'in Günlüklerini okurken...*

Andre Gide'in 'Günlük'leri nihayet Orçun Türkay çevirisiyle tamamlandı. İlk cilt 1887-1925 arasındaki notlardan oluşuyordu. İkinci cilt ise 1926- 1950 yıllarına yayılıyor. İlk elde düşünüyor insan hangi zaman dilimi daha ilginç ve çalkantılı diye. 1887'den 1925'e akan vakitte sanki sadece dünya değil evren fikri de değişiyor. Ne var ki 2. Dünya Sav

Yazıdan kaçış...

Türkiye'nin daha çok yazıya bağlanması gerekiyor. Bağlanmayı bütün çağrışımlarıyla beraber düşündüğümüzde önümüz daha da açılıyor. Düşten, düşünceden bir gökkuşağı çatılıyor âdeta böylece. Bir toplum kendisini sadece ifade etmek için değil aynı zamanda tartmak istediğinde de yazı öne çıkar. İnsandan başlayarak dalga dalga topluma sessizce yayılır o

Dostluk üzerine...

Michel de Montaigne'nin Denemeler'ini kitaplığımda arayıp buldum. Nihayet, İsmail Yerguz'un çevirisiyle eksiksizce okuma imkanına kavuşmuştuk onu. Nicedir dostluk üzerine düşünüyorumdum. Araba kullanırken, vapurda yolculuk ederken, mevsim geçişlerindeki ince detayları düşünürken. Fakat en çok da etrafımızı çeviren insan ilişkilerine dikkat kesilirk

Muhsin Mete ya da Muhsin Mete...

Bazı insanlar hayatın ve kalplerin gizli kahramanıdırlar. Biz onların varlığında aradıklarımız kadar bulduklarımızın da şuuruna ereriz. Hiç şüphesiz Muhsin Mete ihtirassız fakat kelimenin tam manasıyla sakin bir idealistti. Nahif mizacı kişiliğini inceden örerken savunma hallerinde kendiliğinden sertleşir ve onda aşılması zor bir sur yüksekliğine e

Gitmek mi yoksa dönmek mi asıl hikâye

Konu tam da başladığı yerden çatallanıyor. Birden omzuma teselli vuruşuyla bir el dokunuyor. O hisle gitmek ile dönmeyi tartmak zor gelmiyor ilkin bana. Böyle hallerde zihne kuvvet yetmiyor dile hakimiyet kadar idrake derinlik gerekiyor. Dışarıdan bakanın aklını karıştıracak bir şey yok aslında. Onlar için yumurta daima içinde sarı topak olan kırıl

Samanyolu düşleri ya da dünyaya yazmak...

Tophane-i Âmîre'de 'Sessiz Zarafet, Çağdaş Hat, Hilye ve Tezhip Sergisi' mottosuyla yeni bir sergi açıldı. Seçkin kültür adamı ve koleksiyoner Mehmet Çebi'nin hayat verdiği sergide çağdaş hat sanatımızın pek çok eseri yanında birbirinden çağrışımlı tesbihler de bulunuyor. Sıcak bir Ağustos cumartesi günü boğazdan gelip Tophane-i Âmire kubbelerini y

'Korkunun krallığı' ya da upuzun düşmek...

Şairin korkuyu krallık olarak vasıflandırması boş yere olmasa gerek. Korku bir çokluk uçurumudur ve orada azlık ile çokluğun birbirinden farkı yoktur. Çokluk bir ölüm hastalığıdır, unutulmasın çünkü bir şey çoğaldıkça yetmez olur. Artan ömür yetmez olur, çoğalan para az gelir, bilgi üredikçe cahilliğe varır, sevgi katlandıkça nefrete yaklaşır. Yüks

Hoş geldin çelebi ya da tekliğin ölümsüzlü

Sevâkıp-ı Menâkıp'ı ne zaman ele alsam minyatürler arasında özellikle bir ayrıntıya takılırım. Minyatür sanatı zaten bütünden bakarak değil ayrıntıdan yol alarak bir dünya sunar bize. Evreni insan kalbinden başlayarak açıklamak gibi bir yöntemi vardır, dolaylı olarak. Benim gönlümü çelen ayrıntı da böylesi bir ruha sahip olmalı. Hz. Mevlâna sema ha

Boşlukta bir bitimsiz tutunma endişesi...

Dün hiç olmamış olsaydı yarından söz edilebilir miydi Ya da dün varken yarından söz açılabilir mi Kim ne derse desin hatırlamanın da bir ömrü var. Hatta şairin dediği gibi 'yaşamak hatırlamaktır.' Buna rağmen içimizde dönüp duran bizi hayata bağladığı kadar dışarı iten hangi duygudur tam bilebilir miyiz Dünü hatırlamaya başladığımız andan mı başlar

Sıradan acı sevinçler ya da bir körpecik çiçek küpesi...

İkin beklenmedik çiçekler döküveriyor o. Bir, iki, üç...Hayır dört mü yoksa beş mi Daha fazlası değil. Süzülüp giderken önce biraz bozarıp kararan sonra da birkaç damla tıpırtı bırakan buluta benziyor. Ferahlıkla felahlık arası bir sıçrayış çiçeklenişi anlayacağınız. İddiasız. Varla yok arası. Üstelik aşağıya doğru. Dikkat ettiniz mi Yerçekiminin h

Okurun hakkı yazarın hakkı...

Her yazı muhatabına gönülden açılıştır. Kimdir o muhatap Nedir gönülün ölçüsü ve açılışı Belli bir yüzü kimliği veya hayatı var mıdır muhatabın Yazı adamı her konuya her muhataba gönül düşürebilir mi Yazıyı bir dilekçe hükmüne indirgeyenlere rastlansa bile yazarın kendi benliğinden çıkarak sonsuz benliklere açılma hedefidir muhatap. Zaman ve zemin