Ömer Erdem

Karar

Hangisi

Saymaya başladığımız zaman açığa çıkıyor dengesizlik. İki kulağı, iki gözü, iki burun deliğini, iki kaşı, iki eli, iki dudağı, beşer parmağı saymak türünden bir şey değil bu. Dilimizde 'çoğu zarar azı karar' diye bir deyim var. Ne çokluğun ne de azlığın sayılabilir yanına değil asıl dengesine vurgu yaptığı için önemli bir söz. İster evrim diyelim i

Estetik zaman ya da vakit çiçekleri

Zamanın ne çetin bir mesele olduğu öteden beri kabul edilir. İster felsefe konu edinsin onu isterse sanat sonuç değişmez. O ne tarafından tutsanız kayan hangi yönden baksanız şekil değiştiren adeta bir sonsuzluk dalgasıdır. Fakat ne vakittir hayatın duraklarını ölçme ihtiyacı doğmuştur işte o an saat denilen mucizevi mekanizma hayatın merkezine otu

Sadece bizim olan günler ve saatler…

Toprak bölüşüldü. Dağlar, nehirler, denizler ve gökyüzü de bölüşüldü. Daha doğrusu güçlü olan görülür görünmez çitler çevirdi her birinin etrafında. Ondan izinsiz yol almak hayal kurup hayat çatmak neredeyse imkansız. Öylesine çok hammaddeye, insan gücüne, suya, madene ihtiyacı var ki bu iştahı hiç dinmeyen canavarın, durmaksızın üretip satması ger

Tam bayramın içinde, bayramın tam dışında!..

Tekrar ve tekrar yazalım, bıkmadan usanmadan, döne döne, bile bile durmadan söyleyelim. Konuşalım ki başkalarının gözüne değil içimize otursun o cümle. Bu utanç, bu zillet, bu uğraş, bu facia kulağımızda küpe olsun isteyelim. 'İran'da bir seferde YÜZ ALTMIŞ ÇOCUK öldürdü Amerika.' ABD gazeteleri bile yazdı bu haberi. Fotoğraf ve görüntülerini yayın

Yarın ne olacak ya da görünen şeyin kılavuzluğu

Kargalar ve martıların pervasızlığı insanın aklını karıştırıyor. Ürkek serçeler o daldan bu dala onların şamatasından paylarına tehlike düşmesin diye sekip duruyorlar. Semiz olduğu kadar temiz fakat bir o kadar da bencil kediler denize paralel uzanmış dev kayaların arasında nasip bekliyorlar. İçlerinden biri Mart'tan olacak çok derinden bir miyavla

Neyi biliyorum ya da yüz altmış çocuk öldürdü Amerika!

Yüz altmış çocuk öldürdü İran'da Amerikalılar. Binlercesini de Gazze'de soykırımcı İsrail devleti işledi. Yarın nerede ve hangi çocuk bahçesinin havaya uçurulacağı belli değil. Bunlar olmamış ve olmuyormuş gibi her yandan bir patırtı kütürtü almış başını gidiyor. Zaman dedikleri şey yağlı bir çıra misali tutuşmuş isi göğe yükseliyor. Bir an şöyle s

Gezgin, doğa bilimcisi, coğrafyacı, kaşif ve ötesiyle Alexander v. Humboldt hangisi*

Tacarigua Gölü'nün güney kıyısını oluşturan dağlar zincirinin, bir anlamda büyük Llanos Havzası'nın veya Caracas Savanı'nın kuzey sınırını oluşturduğu ileri sürülebilir. Aragua vadilerinden bu savana inmek için Guigue ve Tucutunemo dağlarını aşmak gerekir. Meskun ve işlenmiş tarım alanlarıyla güzelleşmiş bu yöreden, engin bir ıssızlığa ve yalnızlığ

Hoşçakal nereye

O mini kavanozu zor buldum. Mutfakta onca eşya arasında âdeta gizlenmiş keşfedilmeyi bekliyordu. Elimdekiler onun içinde ancak bütün varlıklarıyla görünür olabilirdi. Hayatta her şey bir denge ve oran meselesidir. Eğer daha büyük bir kavanoza koysaydım o hacimde yok olup gideceklerdi. Tuhaf bir boşluk oluşacaktı. Bu halleriyle mini bir pencereden b

Dünya bir yutkunma…

Temmuz ayının ortaları mıydı Yoksa Ağustos'un hemen başı mı Öyle veya böyle sıcak bir ısırgan otu misali yakıyor değdiği her şeyi. Güneş ilk elde şafakla gülümser gibi yapıyor, gecenin nemini kısa sürede anızların sert ağzından çekiyor sonra da ateşten şalını serip saltanat ediyor. Kim dayanabilir ki onun emirlerine Gölgelikler olmasa umut denilen

Kimdir şu kültür adamı

Sözü dolandırmaya gerek yok, herhangi bir arkeoloji müzesinin sadece müdürü değil her bir bölümünde görevli kişi de kültür adamıdır. Nasıl o müzede sergilenen bir eser tesadüfen orada bulunmuyorsa müzeden sorumlu kişiler de tesadüfen o çatıda yer alamaz. Müzelik eserler kendi kendilerini bir araya getiremezler. Ancak kültürel vizyonu olan bir zihi

'Mary'nin küçük bir kuzusu vardı' ya da kültürde arkeoloji

18 Haziran 1877'de Thomas Edison en büyük icadını yapmıştı. Fonograf üzerine ses kaydetmeyi ekibiyle birlikte başarmıştı. Ses biraz bulanıktı fakat amaç gerçekleşmişti. Böylesi bir durumda kayda geçirilecek ilk söz ne olabilirdi Bir mırıldanma, bir çığlık yeterli olur muydu O günün tarihinin söylenmesi yeterli değil miydi Hayır hayır onun kaydettiğ

Köşeli kültür açık kültür...

Kültüre neşve veren kaynaklar zamana, dile, mekana ve tarihe göre değişkenlik gösterir. Süreklilik arzu edilir bir kavramdır fakat onu asıl ayakta tutan değişimdir. Beklenir ki hemen her değişim doğal süreçler içinde oluşsun. Fakat tarih buna izin vermez. Tarihin doğası diğer bileşenlere nazaran daha sert ve belirleyicidir. Tarih söz konusu olduğun