Sesi ve görüntüyü çoğaltabilen her cihaz insanın başına gelmiş en büyük afet niteliğinde artık. Sadece gerçeğe bağlı kayıtlar değil sanal dünyada üretilmiş olanlar da dahil bu felakete. Bir süre sonra silinip kaybolmaya yazgılı maddesellikler gerçekliği tehdit ediyor çünkü. Geçen günlerde dünyanın önde gelen bilim insanları diğer canlılarla gelecekte kurulacak iletişim dili üzerine oldukça detaylı bir araştırma yaptıklarını duyurdular. Kuşlar, maymunlar, bazı sürüngen ve memelileri kapsayan araştırmada, yapay zeka vasıtasıyla modellenen seslerin canlılar üzerinde oluşturacağı olası etkilerin peşine düşen bilim insanları doğadaki dengenin akıbeti konusunda pek iyimser gözükmüyorlar. Şöyle düşünün herhangi bir kuşun çıkardığı sesi önce kaydediyor sonra yapay zekayla onun çoklu halini modelledikten sonra sanki kendiniz de bir kuşmuşsunuz gibi onunla iletişime geçiyorsunuz. Belli ki bu modellemeler denizlerin dibine kadar inecek. Çöl, dağ, kutup demeden her yeri gezecek. İnsanın horultusu, nefes alış verişi bile taklit edilecek. Tabiattaki her bir varlık ve onun her bir anındaki benzersizlik böylece tekrarın tuzağına çekilecek. Ölü ile diri arasındaki çizgi karartılıp silinecek. İnsan tenini çimdiklese dahi bir şey hissetmeyecek. Öteki benlikle kendisi arasında donacak.
Oysa gökte bir başına ve sebepsiz yere rüzgar bile esmez bulut desen geçmez. Sen dağın yamacına vuran bulut gölgesinin gidişini izlerken görmediğin nice oluş iç içe geçer birbirini tamamlar. İleride çok dipte gürleyen ormanın uğultusuna kulak versen bir süre sonra kalp sesinin de ona dahil olduğunu hissedersin. Büyük suların, gürül gürül akan kaynakların köpüğünde de sessizliğin ihtişamı saklıdır. Sabahın erkeninde nemine basa basa sahilinde yürüdüğün deniz de uzak kıyılardan gözle görülmez parçacıklar taşır. Büyük oluştaki yüksek hiçlik bir makamdır fakat hergün türlü oldu bittiyle önümüze konulan cilalanıp parlatılan geçici şeyler yokluğun elementleridir. Şüphe insan için bir yücelik değil ruhsal çöküşün dinamiğidir böylece. Gün doğumundan gün batımına her gün birbirine benzemeden doğup gelişen eşsizlikler insan denilen varlığın maharetleriyle gölgelenir. Derinliği sığ, netliği bulanık, yüksekliği alçak, tam tartıyı hileli göstermek onun ezeli hastalığıdır. Hele eline güç geçirip yanına yandaş, paydaş geçirince seyredin âlemi!
Evrenin sonsuzluğunda elde ettiğimiz bilgiler atmosfer tabakasının sınırlarıyla çevrili. Oradan çıkıp başka âlemlere açılmak gerçekten mümkün mü Bu halâ bir muamma ve elimizde hayal gücünden başka bir şey yok. Dünyanın bir yeşil erik gibi bütün tazeliğiyle kütür kütür hayat vermesinin şiiri biliyoruz kimseyi tatmin etmiyor nicedir. Onu dalından düşürüp zedelemek için herkes elinden geleni yapıyor. Son iki yüzyılda ona yapılan zulüm hatırda tutulduğunda gelecekte uğrayacağı muameleyi kestirmek zor değil. Hemen her şeyin hızı artarken hemen her değerin kıymeti zayıflıyor. Geçmiş çağlarda birbirlerine kas ve âlet gücüyle saldıranlar şimdilerde teknoloji ve parayı kullanıyorlar. Barbarlık bir dil ve ırk sorunu olmaktan öte daha derinde varlıksal bir öze çöküyor iyice.
Dünya o bildik geniş ve ıssız âlem değil üstelik. Bir yerden bir yere gitmek daha kolay. Bu kolaylık hemen her tür benzeşmeyi beraberinde getiriyor. Benzer halk yığınları benzer politik kahramanlar benzer yaşama biçimleri. Benzer hayatı açıklama şekilleri. Bir kaçınılmazlıktan dem vuran akıl tutulması. Meselâ, hareketleri, görüntüleri, yolları, hava alanlarını, plaj kenarlarını, marketleri hatta mezarlıkları gösterip dururlar dili açıklar. Gümrük vergileri, uzun menzilli silahlar, denizlerin uykusunu kaçıran denizaltılar, borsa göstergeleri ortalığı kaplar. Söze ilerlemeden, gelişmeden, büyüme ve yükselmeden girerek marifetlerini, fedakârlık ve vizyonlarını sıralarlar. Onların çenesi olmaya çoktan teşne görünür ve görünmez nice akıl edici, cümle kurucu, dil dökücü, çenebaz, kalemşör, yoldaş, omuzdaş, paydaş ve ülküdaş vardır. Hemen hepsinin ortak cümlesi geleceği kurtarmaktır. Gelecek kipi bir şimdisizliktir oysa.

28