Murat Ağırel

Cumhuriyet

Çürümenin fotoğrafı

Türkiye son yıllarda büyük bir yıkım sürecinden geçiyor. Bu yıkım ne sadece bir ekonomik krizle açıklanabilir ne de yalnızca siyasal otoriterleşmeyle. Karşımızda, toplumsal dokunun tamamını sarsan bir çürüme hali var. Devletin kurumları çözülürken toplumun değerleri de aşınıyor. CHP İstanbul İl Başkanlığı'na kayyum atanması, demokrasinin artık sade

Savcıları bile kandırmaya kalkıştılar

Dolandırıcılık dediğimiz şey genelde sıradan vatandaşın bir telefonla tuzağa düşmesiyle sınırlı kalır. Ama bu kez tablo bambaşka. Karşımızda yalnızca vatandaşın parasını değil, yargı mensuplarını bile ağına düşürmeye çalışan bir şebeke var. Cumartesi günü yazdım ve gündeme oturdu. "Berlin Büyükelçiliği dolandırıcılığı" başlıklı yazımda Eskişehir'de

Depo baskınında hastalara 'umut' olarak satılan 5 milyon sahte ilaç ele geçirildi: Kanser ilacı skandalı

Meslektaşlarım bilir... Bazen öyle bir dosya gelir ki elin titrer. Haberi yazarken gözlerin dolar, dişlerini sıkarsın. Kelime değil, öfke akar parmaklarından. Ben bu meslekte çok şey gördüm. ok dosya yazdım. ok kirli ağları deşifre ettim. Ama bu dosya... Bu dosya bambaşka! Daha önce de sahte kanser ilaçları hakkında birçok yazı yazdım. Halk TV'de a

'Berlin büyükelçiliği' dolandırıcılığı

İnsanlığın bir toplum olarak var olduğu dönemlerden bu yana aradığı iki şey var: Birincisi ekmek, ikincisi adalet. Tarihin bütün devinimi bu iki temel taş üzerinde ilerlemedi mi Sümerler, ekmeği azalınca çatırdayıp yıkıldı. Babil, adaleti kaybedince yok oldu. Osmanlı, kadılık babadan oğula geçmeye başlayınca yavaş yavaş yok oldu. İnsanoğlunun en es

Milyarlık yarım adaya 20 bin lira bedel

Daha önce yine bu köşeden, Hazine arazilerinin sahte evraklar ile işbirlikçi avukatlar aracılığıyla ele geçirildiğini yazmıştım. Bu dosyaları takip ediyorum ve çok ilginç gelişmeler var, yakında yazacağım. Ancak bu duruma benzer bir başka olay daha var. Haber kaynağım aradı ve "Bilirkişinin dahi 4.3 milyar TL bedel biçtiği 430 dönümlük arsaya 20 bi

E-imza skandalı ve uyuşturucu ticareti

Bir önceki yazımda, devlet hastanesi ve özel hastanelerdeki doktorların çalınan e-imza tokenleri ile ilgili düzenlenen iddianameden bahsetmiştim. İddianamede yer alan ana bilgileri aktarmış ve skandal boyuttaki detayları paylaşmıştım. Depremde hayatını kaybetmiş doktorların hesaplarıyla reçete düzenlenip uyuşturucu etkisi olan ilaçların satılması v

585 bin kapsüllük ilaç skandalı

Türkiye, ahlaki bir çürümüşlüğe batmış durumda. Güzel ülkem için yazıma böylesine ağır bir cümle ile başlamak istemezdim. Fakat daha diploma skandalının etkisi soğumadan başka bir utanç dolu olaya ulaşıyoruz. Sağlıkta henüz yenidoğan çetesinin yaptığı insafsızlıkların hesabı görülmeden benzer başka bir skandalla daha karşı karşıya kalıyoruz. Bakın

Bu açıklamalar AKP'deki hizipleşmeler içindi

CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in, eski AKP MKYK Üyesi avukat Mücahit Birinci'ye yönelik açıklamaları gündeme damga vurdu. Bir açıklamanın ne kadar önemli olduğunu merak ediyorsanız aynı durumu tam tersi şekilde düşünün. Yani bir CHP MYK üyesi aynı şekilde ortaya çıksaydı, A Haber başta olmak üzere iktidar medyasının bu konunun üzerinde nasıl tepinec

Türk öğrenciler yasal olmayan yollarla düzenlenmiş belgelerle fakültelere girdi: Sahte pasaport skandalı

Kasım 2024'te CİMER'e ulaşan ihbara göre yüzlerce Türk öğrenci sahte yabancı pasaportlarla üniversitelere özellikle de tıp ve hukuk fakültelerine kayıt yaptırdı. Biliyorsunuz; kamu kurumlarının yetkililerine ait kimlik bilgileri, sahte olarak düzenlenen kimliklere eklenmiş ve bu kimlikler üzerinden kurum yetkilileri adına e-imza çıkarılmıştı. Bu

Sahte diploma sistemi

Bu köşeyi takip eden okurlarım hatırlarlarsa sahte diplomalar, sertifikalar ve ehliyet çeteleri ile ilgili onlarca yazı yazdım. En son 28.09.2024 tarihinde Yıldız Teknik Üniversitesi'nde gerçekleşen diploma skandalını yazmıştım. Soruşturma başlatılmıştı. YÖK açıklama yaptı ve öğrenci işlerinde görevli bir kişinin şifresinin ele geçirilmesi ile 8 ki