M. Latif Salihoğlu

Yeni Asya

Dayatma, fikir fukaralığıdır

Dayatmacılık, her ne kadar zorbalık ve kabadayılık gibi görünse de, aslında bir tür fikir fukaralığı ve bilgi yetersizliğidir.Hani "Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olunamıyor" ya. Aynı o hesap, dayatmacılar bilgi sahibi olamadıkları için, geçerli-tutarlı bir fikre de sahip olamıyorlar. Ol sebepten dolayı, kafalarındaki fâsid şablonu zorla ve day

Genç zihinler cayır cayır

Ekran bağımlılığı, çağın vebâsı hâline geldi. Üstelik, günden güne daha da yaygınlaşıyor.Az-çok herkes, ama bilhassa genç dimağlar bu vebâdan daha çok etkileniyor. İnternete bağlanan cihazların çeşitlenmesi, çoğalması ve hemen herkeste bir, ya da birkaç tanesinin bulunması, yaygınlaşan bağımlılığın dizginlenmesini ve kontrol altına alınmasını bir

Laf değil, icraat önemli

Âlimlerin sözünü, siyasîlerin icraatını esas almalı. Doğru ve ideal olanı budur. Bunun tersine gidildiği zaman, her şey birbirine karışır, her şey tersine dönmeye başlar.Meseleye tersinden bakan bağnaz tarafgirler, taraf oldukları siyasîlerin daha çok hayalî-hamasî sözlerini esas alırlarken, muhalif gördükleri siyasîlerin ise hiss-i zahiriye ters d

Âciz insanın dayanak noktası

Havadan kaptığımız bir virüs, bizi yataklara düşürebilir.İçtiğimiz su ile bedene giren muzır bir bakteri, bizi ateşler içinde kıvrandırabilir. Ciğerimize yapışan görünmez bir mikrop, bizi yere serip hayatımızı sonlandırabilir. Ve tehlike arz eden daha nice hastalıklar, âfetler, belâ ve musibetler. Bütün bunlar gösteriyor ki, insan nihayet derecede

Mazi sahrasından istikbâl dağlarına

Dağlar, rakım olarak sahradan yüksektir. Dağlar, zeminin direkleridir. Hayat kaynağı olan su, dağlardan akıp geliyor. Maden başta olmak üzere, dağlar birçok nimetin deposudur, mahzenidir.Sahra mâziye, dağlar istikbâle benzetilmiş. Dereler, ovalar sahraya arkadaştır. Yüksek rakımlı tepeler, platolar da dağlar ile omuz omuzadır. Bütün bu morfolojik y

Rüştünü ispat edenler

Yarım asırdır Nur Talebelerinin arasında bulunuyoruz. Bunu bir İlâhî lütuf ve mazhariyet olarak görüyorum. Bu mazhariyet, tamamen bir sevk-i İlâhî ile tahakkuk etti. Elhamdülillah.Bugün burada hayat ve hizmetini "tavizsiz istikrar çizgisi"nde idame ettirme başarısını gösteren sâdık Nur Talebelerini tebrik ve takdir sadedinde, bazı duygu, düşünce ve

Hakikî İsevilik zuhûr edecek

Papa'nın Türkiye ziyaretine dair yankılar devam ediyor. Bundan sonra da benzer ziyaretler olmaya devam edecek.Zira, ortada ciddî bir engel bulunmuyor. Mükerrer ziyareti gerektiren ihtiyaç ve sebepler ise, daha da yükseliş gösteriyor. Meseleye radikalce tepki veren ve bağnazca yaklaşanlara harcayacak vaktimiz yok. Onlar, varsın kendileri çalıp kendi

Bilmeyen ahkâm kesmesin

Ülkede ve içinde de yer aldığımız bölge genelinde liste başı iki gündem maddesi var: Papa'nın Türkiye ziyareti ve kırk yıl devam eden terörü sonlandırma çabası.Bu konuları herkes kendi çapında konuşuyor, konuşabilir. Fakat, her konuşan ahkâm kesmemeli. Demokrasilerde fikir ve kanaat hürriyet var. Bu koridor ardına kadar açık tutulmalı. Bununla ber

20 yıl önceki Papa ziyareti

Bir önceki yazımız, Vatikan devlet başkanı Papa 14. Leo'nun Türkiye ziyareti ile ilgiliydi. Bu yazı ise, yirmi sene önceki Papa'nın Türkiye ziyaretine dair olacak.2006 yılı yine Kasım ayı sonunda Türkiye'ye gelen o tarihteki Vatikan başkanı Papa 16. Benediktus'un ziyareti yine 3 gün sürmüş idi. Biz de, o zaman tam da bugünkü, yani 2 Aralık 2006 ta

Papa'nın ziyareti ve İznik Konsili

Papa'nın Türkiye ziyareti ile ilgili olarak yine türlü yorum ve değerlendirmeler yapıldı. Aynen, daha önceki Papa ziyaretlerinde olduğu gibi.Ne var ki, bu kez durum öncekilerden farklı oldu. Zira, ekstrem bazı gelişmeler söz konusu. Bunların bir kısmına değinmeye çalışalım. « Bir önceki Papa Françesko, Nisan 2025'te öldü. Yaşasaydı, Leo yerine o ge