Latif Bozdoğan

Milat

Her şeyi bilen toplum sendromu

Dün sabah erken kalktım. Pencereden martıların hengamesini izlerken kahve yaptım. Buharı camı buğulandırdı. Birden aklıma takıldı: Bu memlekette en çok neye ihtiyaç var Cevap geldi hemen: Susma cesaretine. Herkes konuşuyor çünkü. Kimse dinlemiyor. Herkes hoca, kimse talebe değil. Herkes fikir veriyor, kimse düşünmüyor. Akşam televizyonu açtım. Krav

Duyulması gereken sesler

Telefonun öbür ucundaki annenin sesi titriyor: "Kreşe bırakırken kalbim yerinde kalmıyor" diyor. Başka bir baba, "Yurtta kalan oğlumu her aradığımda sesi kısık geliyor ama bir şey söylemiyor" diye anlatıyor. Son günlerde kreşlerden gelen haberler içimizi acıtıyor. Ama asıl acıtan şu: Belki de bunlar buzdağının sadece görünen kısmı. Çocuklarımızı sa

Tribünden gelen fatura

Stadyumun ışıkları yanarken mahalle sokağındaki ampul sönüyor. Tribünlerdeki coşku gökyüzüne yükselirken üniversite yemekhanelerindeki kuyruklar uzuyor. Bir kulüp tek bir transfer için 20 milyon euro harcarken bir öğretmen, maaşının yetmediği noktada kredi kartına sarılıyor. Bu tablo sadece bir tezat değil, bir tercih meselesi. Futbol ekonomisinin

Yanılmayı öğrenmek

Sosyal medyada bir video izliyorsunuz. Görseller çarpıcı, müzik gerilim dolu, anlatım ikna edici. "Kimsenin bilmediği gerçekler" size anlatılıyor. Nabzınız hızlanıyor. "Bunları nasıl bilmiyordum" diye düşünüyorsunuz. Tam o anda beyniniz size küçük bir ödül veriyor: dopamin salgılıyor. Tıpkı bir bulmacayı çözdüğünüzde aldığınız o "aha!" hissini veri

Kuyruk psikolojisi

Kuyruğa girmek bu memlekette bir kader meselesidir. Doğduğun hastanede başlar, gideceğin mezarlıkta biter. Arada nice kuyruklar vardır. Kimi zorunlu, kimi göstermelik, kimi de hiç girmesen olmaz türden. Mesela üniversiteye giriş kuyruğu. Milyonlarca çocuk aynı kapıya üşüşür. Bazıları "ben zaten bu kuyruktayım" diye doğar. Babası profesör, dayısı de

Anıları hapsetmek

Çengelköy'ün sahilinde, Çınaraltı'nda oturdum dün gece. Yıllar sonra. Berat Kandili programından çıkmıştım. Gece serinliğinde, kendi kendime verdiğim bir yasağı çiğnemiş olmanın farkına vardım. Ve anladım ki, aslında kendime haksızlık yapıyordum. Çok sevdiğim biriyle bir zamanlar burada oturmuştuk. O anıyı o kadar kutsal saymıştım ki, o mekânı dond

Param olsa ne alırdım bilmiyorum

Dün marketteyim, sepet elimde. Liste var, para var ama alışveriş bitmiyor bir türlü. Deterjan rafının önünde beş dakikadır duruyorum. Yirmi üç çeşit var. Dağ ferahlığı, okyanus esintisi, lavanta bahçesi. Arkamdan biri "pardon" dedi, çekildim. Sonra yine geldim rafın önüne. Hangi deterjan Ne fark eder ki Çamaşır yıkayacak işte. Ama fark ediyor. Ucuz

Tereyağının kalınlık felsefesi

Masanın ucunda bekleyen garsonun çehresinde ise, tarifi imkânsız bir yorgunluk vardı. O bakışlar, sadece bir bıkkınlığı değil, sanki zamanın ruhuna dair sessiz bir ağıdı terennüm ediyordu. Ben o masada tereyağını değil, malayani ile iştigal etmekten yorulmayan asri zihnin sefaletini gördüm. Eskiler, "Söz gümüşse sükût altındır" derken, susmanın sad

Yağmurlu bir günün riyası ve susma makamı

Dün gece eski çocukluk arkadaşımın rüyasını gördüm. Ya da o benim rüyamı gördü. Artık hangimizin rüyası olduğu pek önemli değil; çünkü o rüyada ikimiz de yoktuk aslında. Sadece bir bisiklet vardı, yağmur vardı ve Vatan Caddesi'yle cami arasında uzanan o deli dumrul yolu vardı. Rüyada birisi bisiklete biniyordu. Kim olduğunu göremiyorduk ama pedalla

İlim ve irfan deryasına saygı duruşu

Cuma namazı vakti Sultnahmet'te olmak, insanın içini başka türlü açıyor. Bugün Gaziantep'in köklü bir heyeti İstanbul'da. Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Vali, altı milletvekili ve Konukoğlu ailesi gibi iş dünyasının duayen isimleri Ayasofya'nın manevi atmosferinde, özel bir görev için yola çıktı: Prof. Dr. Mehmet Görmez Hocaefendi'yi ziy