Latif Bozdoğan

Latif Bozdoğan

Milat
Yaşam 426 yazı 1 takipçi

Tehir sanatının gizli efendileri

O orada, hemen yanı başında durur. Gecelerdir aynı sayfada açık kalmaktan kenarları kıvrılmış o kitap. Hafızanın kuytularına ertelenmiş o mühim telefon konuşması. Başlamak için ilhamın en parlak ânını bekleyen o bembeyaz sayfa. Harekete geçmek için her şey müsaittir; zaman vardır, imkân vardır, niyet dahi bir anlığına belirip kaybolmuştur. Lakin be

A harfi

Sessizliğin rahminden kopan ilk feryat, bir harfin suretine bürünseydi, o mutlaka 'A' olurdu. Kâinatın sonsuz sükûtunu yırtan bir bebeğin ciğerlerinden boşalan o ilk nefes, kelimelerden ve dillerden azade, varoluşun en saf ilanıdır: "Aaaaa..." Bu ses, bir isyan değil, bir beyandır; yokluktan varlık sahnesine atılmış bir imza, can verilmiş çamurun i

Hemen meyve isteyenler ülkesi

Zeytin ağacını diken bilir ki, çoğu zaman kendi gölgesinde oturamayacaktır. Çünkü o inatçı ve bilge ağaç, meyvesini hemen vermez; nesilleri aşan bir sabrın eseridir. O, ekenin değil, ondan sonra gelecek nesillerin sofrasına bereket getirmek için büyür ve köklerini en çorak topraklara, kayaların arasına, yüzyılların bilgeliğiyle salar. Zeytin ağacı

Zihnimizin yeni alfabesi

Sanki bizim medeniyetimizin mürekkebi, sevdiğinin o kargı kaşının ucundan damlamıştır. Zaman, belki de ikindi güneşinin vurduğu bir cumbanın loşluğudur şimdi. Mekân ise sükûnetin ve burnunuza usulca dolan o eski kitap kokusunun zihni terbiye ettiği bir odadır. O kaş ki, hem bir güzellik nişanıdır hem de en usta hattatın kamış kalemine ilham veren o

Haritanın bittiği yer

Avucumuza, büyüklerimizden miras, sararmış bir parşömen bırakıldı. Bu, babalarımızın ve onların babalarının dünyası için kıymetli ve onurlu bir rehberdi. Üzerindeki tek rota, ağırbaşlı ve kutsal bir mürekkeple çizilmişti: Okulunu bitir, bir meslekte derinleş, sabırla çalış ve o yoldan asla sapma. Peki ya o güvenli rotanın vardığı yer, artık bir uçu

Kardelen inadı hercai sitemi

Kışın en amansız vaktinde, her şey donmuş ve susmuşken, bembeyaz örtüyü bir haykırış gibi delen o incecik tomurcuk, kardelendir. Onun varlık sebebi, baharı beklemek değil, zorluğun tam kalbinden kendi baharını inşa etmektir. O, karın içinde saklı bir 'vazgeçmeme' yeminidir. Hercai menekşe ise başka bir tabiatın sesini dinler. Adındaki 'hercailik' b

Kanunların ardındaki kanun

Elinde en keskin aletler, önünde en nadide ahşap... ama ortaya çıkan her eser, ruhunu kaybetmiş bir şekilden öteye geçmiyor. Usta bir zanaatkârın en büyük trajedisi, malzemesinin dilini anlamadan, ona kendi iradesini zorla dayatmaya çalışmasıdır. Çünkü her ahşabın bir hikâyesi, her taşın bir hafızası vardır. Usta, bu hikâyeyi dinleyendir; acemi ise

Çağımızın en büyük değeri

Güne, posta kutumda biriken onca okunmamış mesajı süzerek başlarken, parmağımın tek bir dokunuşuyla yitip giden o dijital çabanın yarattığı garip bir paradoksun içinde buluyorum kendimi: Pazarlanabilir olanın bu kadar sıradanlaştığı bir dünyada, "ben" olmanın ne anlama geldiğini düşünüyorum. Ve görünen o ki, çağımızın en büyük değeri, ne veri maden

O kitaplar yalan söylüyor

Eski bir sahaf dükkânının loşluğunda, zamanın adeta bir kehribar içinde donup kaldığı o sırlı mekânlardan birinde, raflardaki ağırbaşlı ciltlerin arasında adeta bir isyan bayrağı gibi duran parlak kapaklı bir kitaba rastladım geçenlerde. Tozlu raflarda uyuklayan yüz yıllık bilgeliklerin yanında, onun vaadi hem küstah hem de moderndi. Kapağındaki ya

Dama oynayanların gürültüsü ve satranç ustasının sessizliği

Eski bir İstanbul kıraathanesini hayal edin; loş ışıklar altında... Havada ağır bir kahve ve ıhlamur kokusu, duvarlarında zamanın bıraktığı isli bir pus. Bir köşede, soğuk mermer masasında tek başına oturan yaşlı bir satranç ustası; gözleri önündeki fildişi taşlarda, ama zihni çoktan on hamle ileride. Tam zıttı bir gürültü ise salonun ortasından yü

7 Gün 7 Nabız

Ağustos'un son demlerini yaşadığımız şu günlerde, çalışma masamın penceresinden dünyaya bakarken elimde adeta çok eskilerden bir antikacının büyüteci var. Bu büyüteç, haftanın yedi gününe yayılmış olayların tozunu üflüyor, altındaki deseni, manayı görmemi sağlıyor. Önümde açık duran, göz yorgunluğunu azaltan modlu ekranın soğuk ışığında, bir yanda

Kaldırım kalite endeksi olarak Sidewalkonomics

Bir şehrin sağlığını, refahını ve sosyal dokusunu anlamak için genellikle karmaşık sosyoekonomik veri setlerine dalarız. Oysa bazen en derin gerçekler, en basit ve en beklenmedik göstergelerde saklıdır. İşte basit ama güçlü bir tez: Bir şehrin kaldırımlarının kalitesi, o bölgedeki refah ve güvenlikle doğru orantılıdır. Bu ilişkiyi ölçmek ve anlaşıl