Kâzım Güleçyüz

Kâzım Güleçyüz

Yeni Asya
Gündem 416 yazı 2 takipçi

"Milletin kalbi" devre dışı

Bediüzzaman Said Nursî meşrutiyetin Sultan İkinci Abdülhamid tarafından 23 Temmuz 1908 gecesi ikinci kez ilân edilişinden üç gün sonra Sultanahmet Meydanında düzenlenen mitingde îrad ettiği "Hürriyete hitap" nutkunda Meclisi "milletin kalbi" olarak nitelemişti.Ardından "ümmetin fikri" olan meşveret-i şer'iye ile "medeniyetin kılıcı ve kuvveti" olan

AB kriterleri ve dinimiz

Bundan on yedi yıl önce, 2008'de Risale-i Nur Enstitüsünün organize ettiği "Meşrutiyetin 100. yılında demokrasinin neresindeyiz" konulu panele konuşmacı olarak birlikte katıldığımız Cengiz Aktar, konuşmalarda AB bahsi de açılınca, program sonundaki özel sohbetimizde "Said Nursî'nin doğrudan AB ile ilgili görüşü var mı" diye sormuştu.Biz bu suale Üs

Cennet-âsâ bahar müjdesi

Yeryüzünün kuzey yarımküresi bütün ihtişamıyla bir bahar dirilişine daha sahne olur ve ama ülkemiz bu dirilişin ortasında çok ibretli kara kış tecellilerini yaşarken, Risale-i Nur'un birçok yerinde baharı Cennetle irtibatlandıran Üstad Bediüzzaman'ın 110 sene önce istikbal nesillerine söylediği "Ne yapayım, acele ettim, kışta geldim; sizler Cennet-

Meclis hâkim, hükümet hizmetkâr

Bediüzzaman İkinci Meşrutiyet'in ilanının 3. gününde Sultanahmet meydanında düzenlenen mitingde irad ettiği ve bilâhare Selanik'te tekrarladığı "Hürriyete Hitap" nutkunda diyor ki:"Bu zamanda revâbıt-ı içtima sosyal bağlar o kadar tekessür etmiş çoğalmış ve levazım-ı taayyüş maişet ve geçim için gerekli şeyler o derece taaddüt etmiş çeşitlenmiş ve

İstibdatla kırılan şevk hürriyetle canlanır

Eski Said makalelerindeki çok önemli mesajlardan biri, "İstibdat herkesin şevkini kırıp atalete sevk ediyordu" cümlesinde (Eski Said Dönemi Eserleri, s. 82).Demek ki, istibdadın sebep olduğu bir olumsuzluk da, insanlardaki şevki söndürüp onları tembelleştirmesi. "Neme lâzım, başkası düşünsün" sözü için Üstadın yaptığı "istibdadın yadigârı" niteleme

"Meyl-i riyaset kıyamete kadar haşrolmasın"

Bediüzzaman'ın meşrutiyet döneminde kullandığı "Riyaset-i şahsiyenin kat'iyen aleyhindeyim" ifadesini, Türkiye'nin tek adam rejimine geçişe zorlandığı süreçte, 16 Nisan 2017 referandumu öncesinde ısrarla dikkatlere sunduk.Eski Said döneminden itibaren eserlerinde "Zaman şahıs değil, şahs-ı manevî ve cemaat zamanıdır" diyerek meşveret ve kamuoyunu v

"Riyaset-i şahsiyenin kat'iyen aleyhindeyim"

Bediüzzaman Said Nursî padişahlığın hükümran olduğu bir dönemde artık "ağalık" devrinin geride kaldığını ve ortak akılla kamuoyunun öne çıktığı bir dönemin açıldığını ifade etmişti.Eski Said Dönemi Eserleri'nden: "Her bir zamanın bir hükmü ve hükümranı vardır. O zamanın makinesini çeviren bir ağa lâzımdır. İşte, zaman-ı istibdadın hâkim-i manevîsi

Ya yeni hâl, ya izmihlâl

Eski İstanbul valilerinden merhum Ord. Prof. Dr. Fahrettin Kerim Gökay, Yeşilay'ın kurucuları olarak birlikte teşrik-i mesai yaptığı Bediüzzaman Said Nursî için "Yalnız din adamı değil, sosyal düşüncelere malik, kafasını ışıldatmış bir ilim adamı" diyordu. (Necmeddin Şahiner, Aydınlar Konuşuyor, s. 147)Bediüzzaman bu tesbitin de ötesinde, çağını ve

Bahar tefekkürleri

Kâinatı bir kitap gibi okuyan Üstadın, eserlerinde en çok üzerinde durduğu konulardan biri, kâinat kitabının yeryüzü sayfasında bahar mevsimlerinde her yıl sahnelenegelen kudret, rahmet ve hikmet mucizeleri.İlâhî bir tanzimle şaşmaz bir takvime bağlanan periyodik mevsim geçişlerinde kışın siyah-beyaz-gri sayfalarından baharın rengârenk sayfalarına

Dini kimse tekeline alamaz

Üstadın toplumumuz için dile getirdiği şu manidar tesbit sosyopsikolojik açıdan son derece önemli:"Hakîkaten, bence bir Müslüman neslinden gelen bir adamın akıl ve fikri İslâmiyetten tecerrüt etse soyutlansa bile, fıtratı ve vicdanı hiçbir vakit İslâmiyetten vazgeçemez. En ebleh ahmak, en sefih bile, sedd-i rasîn-i istinadımız dayandığımız sarsılma

"Perde yırtılmadıkça..."

Yetişme ortamı ve aldığı eğitim gereği dini bilmeyen aydınların uluorta dinsizlikle suçlanmaları halinde, zihinlerinde dine karşı mevcut olan önyargı ve şüphelerin kemikleşeceği ve dahası, onları saldırgan bir tavra yönelteceği uyarısında bulunan Üstad Bediüzzaman diyor ki:"Fena adama 'iyisin, iyisin' denilse iyileşmesi ve iyi adama 'fenasın, fenas

"Ey bîinsaflar!"

Ne zamandır içinden çıkılamayan çetin ve çetrefilli konularda doğru ve dengeli bir yaklaşımın formülünü "Bizim düşmanımız cehalet, zaruret, ihtilâftır. Bu üç düşmana karşı sanat, marifet, ittifak silâhıyla cihad edeceğiz" diyerek yine Bediüzzaman ortaya koyuyor.Bu meyanda, dinle irtibatlı gibi gösterilen, ama Üstadın "dinde hassas, muhakeme-i akliy