Hakkı Yalçın

Hakkı Yalçın

Takvim
Gündem 511 yazı 4 takipçi

Gemiler!

GEMİLER koca denizde niye çarpışır, niye batar bu kadar çok İnsanlar nasıl bu kadar kolay ölür Niye gömülür her biri denizin derinliklerine Kaptan olmanın şartlarında aksaklık yaşandığı için mi Yoksa koca denizde yol bulamadıkları için mi Bütün bunlara cevap ararken, bir yanımız 'gemiler sudan korkmaz' dese de öte yanımız "Titanik bile battı" gerçe

Çocuklar!

Annelerin mutfak penceresinden cennete bakar gibi baktığı yıllarımız vardı. Okula giden çocukların pasodaki vesikalık fotoğraflarını mahallenin bir köşesindeki yaşlı bir amca çekerdi. Ama biri acısını sakladı mı bütün mahallenin dikkatini çekerdi. Derslerimizi mum ışığında yapardık ama hepimiz aydınlığa koşardık. Yatılı ilkokul yıllarımda İdil Bire

Öylesine!

BİR giydiğini bir daha giymeyenin, bir sevdiğini bir daha sevmediğini kanıtlayan; ihtimaldir ki Cem Karaca'nın 'Tamirci çırağıydı!' Ağzında bakla ıslanmayan ilk insan kadındı ama kuru iftirayı atanın erkek olduğu kaçınılmaz. Muhbirlik erkeklere çok yakışıyor. Hak etmediği ödül kendisine verilirken reddeden ve onurundan ödün vermeyen ilk insanı arı

Düğün gecesi!

Böceklerle tokalaşmayı çok küçük yaşlarda öğrendim. Ağustos böcekleri yaz gecelerinde bana eşlik ettikten sonra şarkı sözleri yazmaya başladım. O yüzden yaz günlerinde eskimeyen dostlarla buluşmayı seviyorum. Eski hikayeleri yeniden yazmayı da. Geçen akşam evimi bir düğün gecesine açtım. Işıkları açmama gerek yok, ağustos böceklerinin harika konser

30 Ağustos

Kapitalist kansızların Siyonistlerin bir düğmeye basarak bebekleri, okuldaki çocukları öldürmeyi savaş saydığı şimdiki zamanı yaşarken, biz zaferin en şereflisini, vatanı savunmanın en yüce hallerini yaşadık ve dünyaya gösterdik. Biz yiğitliğin genetik olduğunu, bu topraklara ayak basacak hainlere nasıl cevap vereceğimizi iyi biliyoruz. Çünkü bizde

Rehber

Eşyaların insanlardan çok yaşadığı devirlerin çocuklarıyız biz. Az yaşayan insanların derin izler bıraktığı mevsimlerin. O yüzden "asalet nedir" diye sorduklarında gerçek sanatçıları gösteririz. Gerçek sanatçılar hem toplumun aynasıdır hem rehberi. Sadri Alışık'ı bugünün gençleri ve çocukları pek bilmez. Filmleri oynatılmaz muhabbetlerde konusu geç

Mahluk!

Köy hayatının hala ayakta olduğu bir beldeye ziyaretim oldu da yolun kenarından geçerken ortalığa bir gübre kokusu yayıldı. Gübrenin tabiat için ne kadar değerli olduğunu hissettiğim için dudaklarımdan bir cümle döküldü. "Hayvanların dışkısı bile insanlardan değerliyken insanlar neden bu kadar böbürleniyor" Cevap ortada; bazıları sadece konuşmayı b

Sarı yaz!

Hayatta kalmakla ayakta kalmak arasındaki onurlu bağlantı bir bedel gerektirir. Hiçbir maden işçisi yatlarda halay çekenler gibi eğilip bükülmemiş, onurundan ödün vermemiştir. Yerin altında bile başını dik tutabilmek herkesin harcı değildir çünkü. Hala okul arkadaşlarımla görüşüyorum. Onlar para için ruhunu satanı, gerçek sanatı kusur sayanı adamda

Gururlu mahkum!

Kısa bir süre hapishanede kalan bir arkadaşım anlattı. Aynı koğuşta kalan bir suçlu mahkemeden çıktıktan sonra koğuşuna sevinçle dönmüş. Arkadaşım sormuş; "Hayrola, tahliye mi oldun" Gururla "Yok" demiş suçlu olan, "10 yıl ceza verdiler." Bizimki gülmüş, "10 yılın nesine seviniyorsun" Aldığı cevaba bakın: "20 yıl isteniyordu. Yarı yarıya zafer kaza

Çocuk köprüsü

Çocukların buluttan halatları vardır gökyüzüne çıkarlar. İnerken yürekli insanların omuzlarına basarlar. Onlar için büyükler çocuk köprüsüdür. Tribünde ufacık çocuğun üzerindeki formayı çıkaran zalimlere ve manzarayı seyredenlere bile itibar gösterilen bir ülkede, cebinden kırk yiğit çıkaran eski delikanlıları hatırlatsak ne çıkar. İhtimaldir ki 'o

O şarkılar!

Zamanın olmadığı bir yerde yaşamayı düşlesek komik kaçar, böyle bir yerde aklımız da uçar zaten. O yüzden zamanın bizden aldıklarına karşılık bizler de zamandan güzellikler çalmayı öğrenmeliyiz. Zamana hükmetmek hünerimiz olamayacağına göre kendimize hükmetmeliyiz. Üç boyutlu bir dünyada dördüncü boyut: Hayal. Kurduğumuz hayalleri başkalarıyla payl

Karanlık!

Akşam çöktüğünde sokak lambaları yanarken anneler eve çağırırdı çocukları. Karanlıktan korktukları için değil, o lambalar evlerdeki gaz lambasıyla birlikte yoksul sofraları doldurduğu için. O zamanlar tartılar hileli değildi, utanma duygusu diye bir gerçek vardı. Ahlaki değerler ayaktaydı. Karanlık adamlar o zaman da vardı ama hepsi bizi görünce ka