Hakkı Yalçın

Hakkı Yalçın

Takvim
Gündem 515 yazı 4 takipçi

Deli olmak!

Eskiden akıl hastanesinden pijamayla kaçan ve 'deli' denilen insanlar vardı. Onlar aslında hayatı yaşayan, parada değil düşüncede zengin olan insanlardı. Eminim ki hayatın kötülükleri karşısında akılları karıştı. Yıllar önce sokakta böyle biriyle sohbet etmiştim. Altında pijaması vardı, üzerinde ince bir gömlek. Bir taşın üzerine oturmuştu. Benden

Boşnak dostlar

BOŞNAK insanlarla çocukluk anılarım, gençlik ve olgunluk yıllarım var. Onlar ailemin bir parçası. Soykırımda çektiği acılar hala derinde. Bir cellada tören düzenleyen Sırbistan'a karşı durmayan ve manzaraya sessiz kalanlar için meseleyi gündemde tutmak gerek. Rumeli Türk Dernekleri Federasyonu Başkanı Prof. Dr. Adem Fazlıoğlu'nun Sırp kasabına Belg

Dert ortağı

TELEVİZYONDA sosyal medyada haber ve tartışma programlarını izlemeyi çoktan bıraktım. Bir arkadaşım "niye" diye sordu, "sağlığım bozulmasın" diye karşılık verdim. Boş konuşup hiçbir şey anlatmayanların kurdukları cümlelerin içinde kişisel çıkar hesapları var. Geride bıraktıkları izler de gözlerinden okunuyor zaten. İnsanlık onuru mertlik filmlerde

İğreniyorum!

SIRP kasabı Ratko Mladic için devlet töreni düzenleyen bir ülke, Hitler'in izinden yürüyen kansızlığın izlerini taşıyor demektir. Bosna'daki insanlık dramını seyreden Avrupa'nın bu manzarayı izlemesi de onlara yakışan bir tavırdır. Dünya eski dünya değil, kanla besleniyor aldıkları canlarla. Filistin'de yapılanlar Avrupa'nın iki sırtlan ülkeye duyd

Gemiler!

GEMİLER koca denizde niye çarpışır, niye batar bu kadar çok İnsanlar nasıl bu kadar kolay ölür Niye gömülür her biri denizin derinliklerine Kaptan olmanın şartlarında aksaklık yaşandığı için mi Yoksa koca denizde yol bulamadıkları için mi Bütün bunlara cevap ararken, bir yanımız 'gemiler sudan korkmaz' dese de öte yanımız "Titanik bile battı" gerçe

Çocuklar!

Annelerin mutfak penceresinden cennete bakar gibi baktığı yıllarımız vardı. Okula giden çocukların pasodaki vesikalık fotoğraflarını mahallenin bir köşesindeki yaşlı bir amca çekerdi. Ama biri acısını sakladı mı bütün mahallenin dikkatini çekerdi. Derslerimizi mum ışığında yapardık ama hepimiz aydınlığa koşardık. Yatılı ilkokul yıllarımda İdil Bire

Öylesine!

BİR giydiğini bir daha giymeyenin, bir sevdiğini bir daha sevmediğini kanıtlayan; ihtimaldir ki Cem Karaca'nın 'Tamirci çırağıydı!' Ağzında bakla ıslanmayan ilk insan kadındı ama kuru iftirayı atanın erkek olduğu kaçınılmaz. Muhbirlik erkeklere çok yakışıyor. Hak etmediği ödül kendisine verilirken reddeden ve onurundan ödün vermeyen ilk insanı arı

Düğün gecesi!

Böceklerle tokalaşmayı çok küçük yaşlarda öğrendim. Ağustos böcekleri yaz gecelerinde bana eşlik ettikten sonra şarkı sözleri yazmaya başladım. O yüzden yaz günlerinde eskimeyen dostlarla buluşmayı seviyorum. Eski hikayeleri yeniden yazmayı da. Geçen akşam evimi bir düğün gecesine açtım. Işıkları açmama gerek yok, ağustos böceklerinin harika konser

30 Ağustos

Kapitalist kansızların Siyonistlerin bir düğmeye basarak bebekleri, okuldaki çocukları öldürmeyi savaş saydığı şimdiki zamanı yaşarken, biz zaferin en şereflisini, vatanı savunmanın en yüce hallerini yaşadık ve dünyaya gösterdik. Biz yiğitliğin genetik olduğunu, bu topraklara ayak basacak hainlere nasıl cevap vereceğimizi iyi biliyoruz. Çünkü bizde

Rehber

Eşyaların insanlardan çok yaşadığı devirlerin çocuklarıyız biz. Az yaşayan insanların derin izler bıraktığı mevsimlerin. O yüzden "asalet nedir" diye sorduklarında gerçek sanatçıları gösteririz. Gerçek sanatçılar hem toplumun aynasıdır hem rehberi. Sadri Alışık'ı bugünün gençleri ve çocukları pek bilmez. Filmleri oynatılmaz muhabbetlerde konusu geç

Mahluk!

Köy hayatının hala ayakta olduğu bir beldeye ziyaretim oldu da yolun kenarından geçerken ortalığa bir gübre kokusu yayıldı. Gübrenin tabiat için ne kadar değerli olduğunu hissettiğim için dudaklarımdan bir cümle döküldü. "Hayvanların dışkısı bile insanlardan değerliyken insanlar neden bu kadar böbürleniyor" Cevap ortada; bazıları sadece konuşmayı b

Sarı yaz!

Hayatta kalmakla ayakta kalmak arasındaki onurlu bağlantı bir bedel gerektirir. Hiçbir maden işçisi yatlarda halay çekenler gibi eğilip bükülmemiş, onurundan ödün vermemiştir. Yerin altında bile başını dik tutabilmek herkesin harcı değildir çünkü. Hala okul arkadaşlarımla görüşüyorum. Onlar para için ruhunu satanı, gerçek sanatı kusur sayanı adamda