Hakkı Yalçın

Hakkı Yalçın

Takvim
Gündem 472 yazı 4 takipçi

Şeref!

Edep ve ahlak konulu söylemlerin ağızlara yakıştığı yıllarda, yaşlı adamlar beyaz sakallarını okşayarak gençlere bir şeyler anlatır ve hayatın derin uçurumlarını işaret ederdi. "Malınız mülkünüz apoletiniz uçar gider, geride sadece isminiz kalır! Şerefli bir isim bırakmak en anlamlı mirastır!" Sonraki yıllarda emanet aldığı değerleri gelecek nesill

Belanın kendisi!

Hala İran'a bomba yağdıran ve bir gün önce söylediğini ertesi günü hayatından çıkaran Trump'a bakıyorum da "bu adam çocukluğunda hızlandırılmış yalan dolan kurslarına katılmış olmalı" diye düşünüyorum. Sonra da "çocukluğunda onu çok mu dövdüler" diyorum, o yüzden mi yüreğinde zerre kadar çocuk sevgisi mevcut değil Ardından da kafamdaki soruları sır

Beyin ölümü!

Acıları doyuran bir hayatta insanların açlığını bastırmak için birbirini yemesi gerekmiyor. O yüzden insani görevleri üstlenmek hepimizin görevi olmalı ama geçti o günler! *** Kaygılı bir ruh hali var insanlarda, saygılı duruşların önemi kalmadı. Gemisini kurtaran kaptan rolleri figüranlıkla eşdeğer. "Nerde benim periskop!" *** Bir adamla tanıştım

Kadın!

Çocukluğumun garip mahallesinde inşaatlarda çalışan Kürt delikanlılar olurdu da yüzlerinden boncuk boncuk ter damlarken su verirdik onlar istemeden. İlk selamı onlar verirdi. Kimse kimseye "nerelisin" diye sormazdı. Hepimiz bu toprakların soyundandık. Suyundan ya da havasından bir şeyler çekerdi bizleri birbirimize. Kürt çocuklarıyla adaştık arkada

Pirincin taşı!

Dünyanın şu andaki 8.5 milyarlık nüfusunda 3 milyar kişi teknolojiye sahip. 2030 yılında bu rakam 10 milyara ulaşabilir. Bunu dünyanın gelişimi saymak mantıklı. Yetkililere göre dünyanın problemlerini çözmek için insanları yapay zekanın emrine amade etmek de ihtimal dahilinde. Yerin kulağından bile işkillenirken, böylesine teknolojik bir hayatta dü

Yumurta!

Herkes hayata bir şeyler söylemek için gelmiştir. Söyletmeyeni boş verin, söylediniz mi Başkalarını yaşatmak duygusunu hissettiniz mi yaşarken Sessiz düşünmenin keyfini sesli düşünerek çıkardınız mı Yoksa pestilinizi mi çıkardı hayat *** Şiddet ve nefret hiç kapanmayan açık bir kapıysa, ülkemizde uyandırma servisleri açılmalıydı. Ama lüks mekanlard

Annabel Lee

Çocukluğumuzda hepimizin ezberinde bir şiir dururdu Annabel Lee. Edgar Allan Poe'nin bir deniz ülkesindeki sevdasının ölümsüz şiiri. En temiz duyguların, mahşere kadar sürecek özlemi. Senelerce önceydi, o zaman televizyon yoktu, gazeteler yürekliydi, insanlar gibi. Ülkemiz deniz ülkesiydi, limanlara rüya taşırdı gemiler. Sevda yüklü kervanlarımız v

Cümle alem!

Bazı cümlelerin sonunda insanların verecekleri cevaplar olmalı. "Herkes başkalarının hayatını şekillendirmek yerine aynaya baksa güzel bir dünya görmek mümkün olmaz mıydı" cümlesindeki gibi. *** "Bayramda şehir hatları vapurunda bir ada gezintisi, telefon hatlarında mesajlaşma çöplüğüne kurban gitti" cümlesinde sadece bayramların anlamından mı sapm

Eski çocuklar

Eski çeşmelerin suyundayız hala, haylaz çocukların huyunda. Tahta atlarını kara bahtına süren. Güneşi ayaklarında sektiren onlarca defa. Utangaç sarmaşıklar gibi birbirine sarılan. Çöp tenekeleriyle bateri niyetine perküsyon yapan. Eski çocukların soyundayız hala. Kağıt mendil bilmeyen, dolarla Euro'yla işi olmayan. Kendilerine insanca yaşamı bile

Adamın mendili!

Bayramın ilk günü adamın biri geldi yaşadığım mahallenin orta yerine mendil açtı, ufak bir esintide mendil adamdan kaçtı. Adam mendilinin peşinden koştu yakaladı ve köşelerine iki taş parçası koyup tezgahını yeniden açtı. Adamın mendili eliydi, adam belki de deliydi. Böyle adamların ilginç yanları olduğu için izlemeye başladım. Üzerinde "bu bahar g

Kurban olayım!

Paylaşmak; dizlerimizi kırıp oturduğumuz ve kalbimizle donattığımız sofra düzeninden kalmıştır. Tepsideki lokumlardan payına düşeni alan çocukluktan, komşuluğa açık kapılardan, her şeyden önemlisi barıştan ve kardeşlikten. O yüzden her yeni bayram eski bayramların anılarıyla yüklüdür ama pek ilgi görmez. *** Güzel yıllardı. Gömlekler buruşuk olsa d

Bayramlık

Her yeni bayram bizim gibiler için eski bayramların anılarıyla süslüdür. Aynı dili konuştuğumuz insanlarla bir cümlenin üzerinde buluşup tokalaşmak bizim için hazine kadar değerlidir. Hiç olmazsa bayram gününde! Bizler gaz lambalarını gördük, elindeki radyoyla çimenlere uzanan insanlara "abi maç kaç kaç" diye sorduğumuz ve cevap aldığımız zamanları