Adamın mendili!

Bayramın ilk günü adamın biri geldi yaşadığım mahallenin orta yerine mendil açtı, ufak bir esintide mendil adamdan kaçtı.
Adam mendilinin peşinden koştu yakaladı ve köşelerine iki taş parçası koyup tezgahını yeniden açtı.
Adamın mendili eliydi, adam belki de deliydi.
Böyle adamların ilginç yanları olduğu için izlemeye başladım.
Üzerinde "bu bahar güneşi çok bekledim" diye bas bas bağıran giysileri vardı da sokaktaki kediler de kaçtı adamdan. Eminim ki adam kedilerden açtı.

***

Kim bilir hangi pencere dil çıkarıyordu sokaktaki adama. Adam tulumunu çıkarıyordu çaresizliğin.
İnsanların artık birbirinin yüzüne bile bakmadığı bir şehirde adamın mendili mahalledeki insanların gözünün içine bakıyordu. Yanına gittim adam bana baktı, bir ters bir düz baktı. Biraz da öksüz baktı.

***

Polenler uçuyordu havada adamın hayatı burnundan aktı. Mendil, adamın burnundan çok başkalarının eline muhtaçtı. İnsanlara el uzatmak her insanın boynunun borcudur.
Hayat bir sinemaysa 'mendilli adam platosunun' burada kurulmasının sebepsiz olmadığını düşündüm.
"Buyurun" dedim borcumu mendile uzattım, adamın yüzünde güller açtı.
O sırada nefret platolarına müşteri topluyordu sosyal medya böcekleri.
Haram parayla caka satanlar, teknelerinde hava atıyordu şimdi.
Ekmekler bile hileliydi artık.

***

Para için ruhunu satanların yanında bayram gününde mendil açmanın özel bir yanı vardı benim için. Mendil her şekilde alın terinin simgesiydi çünkü. Mendil açıp yardım dilenen insanlar, sırf nafaka almak için kara paralı züppeden çocuk yapan şöhretlerden bin kere onurluydu. Ama sadece kötülerin kazandığı bir dünyada adamın mendilinin çıkardığı ses kimsenin umurunda değildi.

***

Bayram nedeniyle mahalle boşalmıştı, "biraz daha bekleyin belki başkaları da gelir" dedim adama. O sırada kadının biri pencereyi açtı oralı olmadı. Adamın yanından birileri geçti, dönüp bakmadılar bile. Sefil bir hayatla gamsız hayatın buluşması böyle oluyordu da ne yazık ki herkesin görmek istediği gibiydi hayat. Oysa en sıradan insanların bile derin işaretleri vardı bazı manzaraların içinde. Bazen sözcüklerle kapanır acılar bazen yüreğinizle. O yüzden geç kalmamak gerekir.