Gökhan Özcan

Yeni Şafak

Okuma notları

"İnsanların büyük bir kısmı, kendi içlerindeki boşluğu fark etmemek için sürekli bir şeylerle meşgul olmak zorundadır. Koşuşturma, modern yaşamın en büyük uyuşturucusudur."Norveç Ormanı / Haruki Murakami"Başkalarının ne yaptığı, ne düşündüğü, neye güldüğü umurunda olmayan kişi, özgürlüğün ilk adımını atmıştır. Ancak modern insan, sürekli olarak baş

Boş meşguliyetler

Bu devirde dilimizden düşürmediğimiz kalıp cümlelerden biri de, "Hiç zamanım yok!" cümlesi... Neredeyse hepimiz hiçbir şeye yetişemiyormuş hissiyle yaşıyoruz. Gerçekten yapmak istediğimiz şeylere vaktimiz yetmiyor mu Yoksa boş meşguliyetler elimizden aldığı için mi bu vakitsizliği yaşıyoruz Dürüst olmak gerekirse, ki elbette gerekir, ikinci halin b

Arpacı kumruları

Bir şeylerin anlamını hazır alma eğilimdeyiz artık çoğumuz, hiçbir düşünme ve anlamlandırma yükünün altına girmek istemiyoruz. Bu kolaycı tutumumuz ister istemez bir şekilde yaygınlaşmış algıların yerleşik hale gelmesine, zihinsel kanallarımızın daralmasına sebebiyet veriyor. Bunun sonucunda doğal olarak 'şeyler' hakkında insanlara yeni açılımlar k

Mevsimler hayatın teni ve dokusudur

İnsanların mevsimlere dönük ilgisi ve dikkati azalınca, mevsimlerin beraberinde getirdiği duygulara yönelik bir hassasiyeti, bir hissiyatı da kalmadı. Mevsimler herkes için farklı şeyler ifade ediyor olabilir elbette ama herkesin birleşeceği belli ortak duyguları da var elbette. Mesela ilkbaharı daha çok umudun, tazelenmenin, yeni başlangıçların me

Kovaladıkça kaçan

Öyle inandırdılar ki bizi mutlu olmanın hayatımızın yegane amacı olduğuna, günlerimize derinlik katacak herşeyi mutluluğumuzun önündeki bir engel gibi görmeye başladık ve uzaklaştırdık hayatımızdan.Mutlu olabildik mi bariNe gezer!Aslına bakarsanız olmamız da beklenemezdi. Çünkü mutluluk dediğimiz şey, sırf biz peşinde koşuyoruz diye bize kollarını

Yabancıyım, yabancısın, yabancı!

Bir şeyleri aynı anlam kümesinin içinde, birbiriyle irtibatlı, birbiriyle aynı şeyi söyleyen kelimelerin rehberliğiyle anlama imkânımız var mı hâlâ Yoksa aynı şeyler hakkında herkesin dili kendi bildiğini okuyor; konuşulandan herkesin zihni başka bir şeyi anlıyor, havsalası başka bir şey alıyor, idraki başka bir yere çekiyor da biz bundan habersiz,

Ya bir köşede unuttuklarımız daha önemliyse!

Sanki her günü sürekli bir şeyleri ıskalıyoruz hissiyle yaşıyoruz. Belli ki o şeyler, yetişmek ve yetiştirmek için sürekli koşuşturma içinde olduğumuz şeyler arasında değil! Nedense hiçbirimiz kendimize bu hissin arkasında ne olduğunu, neden içimize peydahlandığı yerden hiçbir yere gitmediğini, neden sızlanmayı kesmediğini, neden yakamızı bırakmadı

Düşen bir yaprak görürsen, seni hatırla!

Mevsimlerini biriktiren insanlar var mı hâlâ hafızasında Mesela güzleri Hani kır çiçeklerini kitapların arasında kurutan insanlar vardı ya eskiden, onlar gibi… Hep aynı şey sanıyoruz sanki biz artık bütün mevsimleri; yazlar birbirinin aynı, kışlar birbirinin aynı! Olur mu hiç! Her günün, her ânın kendi hikayesi varken, nasıl bütün baharlar birbirin

Konfor almak için ne veriyoruz

Yeni zamanların getirdiği yeni (hemen hemen yerleşik) hayat düzeni içinde, yüksek insanlık ideallerinin yerini küçük ihtiraslar aldı. Artık neredeyse hiç kimse, hangi yaşta olursa olsun, bizim gençliğimizdeki gibi -safça bile olsa- dünyayı kurtarmak, her bozulanı düzgünüyle değiştirecek bir devrim yapmak ya da yıllar boyunca insanlığın yolunu aydın

Döngüyü kuran algı

Her günü bir önceki günün tekrarıymış gibi yaşıyoruz sanki. Var gerçekten böyle bir şey; hemen hemen aynı şeyleri aynı vakitlerde tekrar tekrar yapıyoruz. Modern hayatın karakteri bu, bu hissi fazlasıyla veriyor insana. Hayatın tabiatı da böyle mi peki Gerçekten sürekli kendini tekrarlayan bir kısır döngüsü mü var alemin Yoksa biz mi sürekli kendin