Gökhan Özcan

Yeni Şafak

Hoş geldin rahmet mevsimi

"Donandı her yer kandillerle…" Çünkü Şehr-i Ramazan mağfiret nişan aydınlık örtüsünü yine üstümüze serdi. Ne mutlu bize ki, bir kere daha rahmet mevsimine eriştik, oruca niyetlendik, Ramazan günlerinin feyiz ve bereketiyle ihya olmaya durduk. Allah nasiplenenlerden, mağfirete erişenlerden, gönül hanesini şenlendirenlerden eylesin.Ramazan ayının, ke

Aşkın nur olsun!

Deredeki taşların üstünden atlar gibi günlerin üstünden hızlıca atlayıp geçmemek gerek! Deredeki taşlar sizi karşı kıyıya geçirmeye yarar. Günlerse hayatın hikâyesini bütünleyen parçalardır, üstünden sekip geçenler ne olup bittiğine vakıf olamaz. "Hayat hızla geçip gidiyor" diye yazdı defterine, "Keşke geçen günlerin içine hatırlamaya değer bir şey

Hüsnüniyeti nerede yitirdik

Kendi sözlerini ve davranışlarını başkalarının söz ve davranışlarına bakarak belirleyen ve bunu alışkanlık haline getiren kişi, kendine ait bir kişilik inşa etme fırsatını hiçbir zaman bulamayabilir. Bu anlamda her insanın başkalarının yapıp ettiklerinden bağımsız bir dünya kurması bir ihtiyacın da ötesinde bir mecburiyettir. Bugün sözün ağırlığını

Dünyanın ayazında ellerini kelimelerle ısıtan adam!

Başka şeyler yazmak için oturmuştum klavyenin başına ama sevgili Hakan'ın mesajı gelince her şey değişti. Acı haberdi gelen; sevgili Bülent, çileli dünya yolculuğunu tamamlamış ve dâr-ı bekâya göç etmişti. Beklenmeyen bir şey değildi artık, durumun geri dönülemez noktaya geldiğini biliyorduk. Bir gün önce, Cumartesi günü, Hamamönü mekânımız Fatih K

Çok kitap, az anlam

Kitap satışlarında bir artış olduğu muhakkak, ayrıntılara girildiğinde pek çok olumsuz yan etki gözleniyor olsa da genel anlamda yayın sektörü her geçen gün büyüyor. Elimdeki istatistikte 2008 yılında Türkiye'de 200 milyon civarında kitap satıldığını gösteriyor, kişi başına 2,8 kitap düşüyormuş. 2015'te satılan kitap sayısı 384 milyon olarak tespit

Baltalar elimizde, uzun ip belimizde!

Huzursuz insanlar huzursuzluklarını mümkünse herkese yaymak isterler, çünkü içine düştükleri bu bocalama halinin sebebi olarak kendilerini görmek istemezler. Herkesin huzursuz olduğu bir yerde huzursuzluk zamanın normali haline gelmiştir; bu durumda her huzursuz da bu şartlarda yaşayabileceği en muhtemel şeyi yaşadığına kendini inandırabilir. Günüm

Havai fişekler

Sevdiğimiz birini kaybettiğimizde acımızı derinleştiren şeylerin belki de en dokunaklı olanı yaşarken yapamadıklarıdır. İçimizde büyüyen o burukluğun kendi geçip gitmekte olan hayatımıza dönük bir tarafı da var elbette. Canımızın böylesine acıması, hayatını geride bırakıp giden o sevgili yakınımızın kendine yaşattığı mahrumiyetleri biliyor olmamız

İçinde hayat olan bir gün

Bazı günleri bizim için diğerlerinden daha önemli kılan şey; başka günlerde farkına varmadığımız olağanüstülüklerin o gün bir şekilde farkına varmamızdır.Çoğumuz her sabaha hep aynı güne uyanıyormuş hissiyle başlıyoruz. Aslında hep aynı olan sadece biziz, günler değil! Aynı insanda sabit kalmaktan vazgeçemiyor ve kendimizi hayatın her an tazelenen

Bereketi olmayan hareket

Hareket bugünün dünyasında neredeyse her şey demek… Hiç yerimizde duramıyoruz, sürekli bizi harekete, hıza, koşturmacaya teşvik eden, hatta zorlayan bir şeyler var. Bir şeyi bitiremeden bir diğer şeye yetişmeye çalışıyoruz. Bunu ne için yapıyoruz, bu kadar telaş ne için, o da tam belli değil! Gündelik işleri bizim yerimize yapan bir sürü şey icat e

Köleleşme özgürlüğü

"Bugün Allah için ne yaptın" muhasebesinden, "Bugün kendin için ne aldın" muhasebesine geçtik. İlki manevi bir muhasebeydi, ikincisi dibine kadar maddi! Tüketim bir güdü, bir saldırgan salgı, bir histerik kriz, ateşi sönmeyen bir ihtiras olarak gelip içimize yerleşti. Bir şeyler satın almadan duramıyoruz, para harcamadığımız gün bize yaşanmadan geç