Warning: session_start(): open(/var/lib/lsphp/session/lsphp74/sess_a8f8iq0qmlsce81erkb4fvi8m3, O_RDWR) failed: No space left on device (28) in /home/koseyazarioku.com/public_html/maincore.php on line 8

Warning: session_start(): Failed to read session data: files (path: /var/lib/lsphp/session/lsphp74) in /home/koseyazarioku.com/public_html/maincore.php on line 8
Filiz Aygündüz Köşe Yazıları : koseyazarioku.com
Can't create/write to file '/tmp/#sql-temptable-336-938aa2-7d28d.MAI' (Errcode: 28 "No space left on device")Can't create/write to file '/tmp/#sql-temptable-336-938aa2-7d28d.MAI' (Errcode: 28 "No space left on device")

Filiz Aygündüz

Milliyet

Acımız da Manuel Çıtak, tesellimiz de

İki farklı yüzyılın en hoş sadalarından birini bırakarak, iyilik ekseninde belgelediği hakikatleri bize zarafetle sunup aramızdan ayrıldı Manuel Çıtak. Ekim 2023'te sessizce. Büyük ilgi gören ilk ve tek solo sergisi "Islomania"yı Depo İstanbul'da açtıktan bir yıl sonra. O dönem Milliyet Sanat dergisinde Evrim Altuğ'un sergiyle ilgili olarak Çıtak i

Mahalle dizilerimizi geri versinler

İzlediğim ilk tv dizisi hangisi diye hafızamı yokladığımda "Küçük Ev"le karşılaştım. '70'lerin sonunda TRT'de ekrana gelen, 19. YY'da geçen bu diziye bayılırdım. Büyüdüğünde yazar olacak Laura Ingalls'ın gözünden ailesinin hikâyesinin anlatıldığı dizide o aile sıcağı, birbirini çok seven anne baba, çocuklarının üstüne titreyişleri bana çok iyi geli

Hırs ve ahlak

Yeni yılın ilk günü. Kitap okuyarak giriyorum. Öğlene doğru kar başlıyor İstanbul'da. Tül perdeyi açıyorum. Mine ve Prenses pervaza yerleşip kar yağışını seyrediyorlar. Hoşlarına gidiyor. Kitap bitiyor. Bitmesin. Ali geldi İzmir'den, yeğenim. Babası ve teyzeleriyle kartopu oynamaya çıktı. Çocuk kara hasret tabii. Bir de kardan adam yaptılar, kapını

2026 teyzem gibi gelsin

Üç gün sonra yeni yılla buluşuyoruz. Acaba valizinde neler getiriyor Çocukluğumda, Almanya'da yaşayan Aysel teyzem, tatillerde İstanbul'a gelir, hoş geldin /hoş bulduk faslından sonra valizini açıp hediyelerimizi çıkarırdı. Lepiska saçlı bebekler, rengârenk kâğıtlara sarılı çikolatalar, o zamanlar Türkiye'de olmayan pek bayıldığım jelibonlar, resim

Adile Naşit ayarı

'80'li yıllarda Türkiye'de evlerinde televizyon olan çocuklar Adile Teyze'lerinin masallarıyla büyüdüler. Her akşam, yemekten sonra "Uykudan Önce" ekran başında yerlerini alır, Adile Teyze'lerinin onlara isimleriyle seslenmesini bekler sonra da anlattığı masalı dinlerlerdi. İsimlerinin seslenilmesi önemliydi. Birey oluşun ilk adımıydı isim ve kendi

"Ermiş'i sensiz yazamazdım"

Tüm dünyada milyonlarca okura ulaşan "Ermiş" adlı kitabıyla insanlara hayatın karmaşası içinde kendilerini nasıl keşfedeceklerini anlatan Halil Cibran, aşkı Mary Haskell ile keşfeder. Bir hayırsever ve sanat hamisi olan Haskell ile bir arkadaşının atölyesinde tanışır Cibran. Kendisi 21, Mary ise 31 yaşındadır. Kısa sürede yakın arkadaş olurlar. Res

Depresyondayken salça nasıl yapılır

Mutlu ve huzurlu bir yaşamın köyde olduğuna inanan, şehirdeki evi barkı kapatıp köye yerleşen ne çok insana şahit olduk, değil mi Bir köye, mümkünse bir Ege köyüne gidip domates, biber ekip, ekmeğini yaparak mesut olacaklardı. Şehir hayatının insanı depresyona sokan geriliminden kurtulacaklardı. Sosyal medyadan da paylaştılar yeni yaşam pratiklerin

Yan yana o kadar güzeller ki...

Kültür sanat gazetecisi olmanın en güzel yanı, sanatçıların üretimlerini henüz servis edilmeden mutfakta görebilmek. Hele bir de Milliyet Sanat dergisi gibi köklü bir dergide çalışıyorsanız, bir ay öncesinden türlü çeşit mutfakta tadım yapabiliyorsunuz. Lezzetli yazılar üzerinden.Milliyet Sanat'ın ekim sayısını hazırlarken en çok merak ettiğim mutf

Bodrum'un ilk aşkı

Cevat Şakir Kabaağaçlı namıdiğer Halikarnas Balıkçısı "Mavi Sürgün" adlı kitabında şöyle der: "Hayat, bir yerde değil insanda olur. Yaşamak, gönlü de dünyayı da aşar taşarcasına hayatla doldurmak demektir." Tam da böyle yaşadı. Hem gönlünü hem dünyayı aşar taşarcasına hayatla doldurdu. Peki bunu nasıl yaptı Soruya verilen en yeni cevap, Antalya Alt

Aşk ve deniz

Bir aşk kitabı okudum. Esas kızın 'deniz' olduğu. Esas çocuk onu çok sevmiş. Sadece pırıltılı pullarıyla salınan 'deniz kızı' formuyla, karıncanın su içtiği sakinliğiyle değil. Fırtınalı kızgınlıklarıyla, şimşek çaktığı öfkesiyle, sağanak gözyaşları, depresif dalgalarıyla. Diyor ki esas çocuk: "Denizin tuzunu dalgaların tepesinde tadan, rüzgârın şa