Eren Aysan

Eren Aysan

Cumhuriyet
Kültür-Sanat / Sinema 123 yazı 0 takipçi

Açlarıyız bu güzelim ülkenin!

Knut Hamsun "Açlık" romanında "Bütün bunlar Kristiania'da aç dolaştığım günlerde oldu" diyerek bozuk düzenin hâkim olduğu bir dünyanın kapısını aralar. 1890'da yayımlanan romanın kahramanı Kristiania'da, bugünkü Oslo'da yaşayan, genç bir yazardır. Kalemiyle geçinmeye çalışır. Beş kuruşu yoktur. Kirasını bile ödeyemez. Zamanla eşyalarını birer birer

47 yıl sonra: Cevat Yurdakul'un ardından

Eylül ayının son günleriydi. Adana'da sabah erken olmasına rağmen kavurucu bir sıcak vardı. Otuz altı yaşında gencecik bir adam otomobiline henüz binmişti. Üzerine ateş açıldı. Oracıkta can verdi. Takvimler 28 Eylül 1979'u gösteriyordu. Öldürülen Adana Emniyet Müdürü Cevat Yurdakul'du. Böylece ülkede ilk defa bir Emniyet müdürü terör saldırısında c

Tarihte özellikli bir meslek: Yasakçılık

Emile Zola'nın "Therese Raquin" romanı yayımlanır yayımlanmaz ortalık birbirine girer. Birtakım ahlakçılar romana karşı cephe alır. Vay efendim, neden Seine Nehri'nde evli olmayan bir kadınla bir erkek baş başa kayığa bindi, diye ortalığı karıştırırlar. Zola, yalnızca siyasi değil, müstehcen olarak da nitelendirildiği için hedef tahtasına oturtuluv

İlkesiz siyasette hacıyatmazlar

Son dönemde siyaset erbaplarının o parti senin bu parti benim dolaşmalarına tanıklık ediyoruz. Dahası ideolojik açıdan birbirine hiç uyumlu olmayan bu yapılara geçenler altın gününe gidenler gibi musmutlu fotoğraf veriyor. Cevat Fehmi Başkut'un yıllar önce yazdığı Hacıyatmaz ise bu aktörlere tanıklık ediyor. Gerçekten de Hacıyatmaz belirli bir döne

Baba ve oğul Ziyalan'lar...

Ivan Turgenyev'in "Babalar ve Oğullar" romanı, yalnızca siyasal ve düşünsel görüşlerin çatışmasını anlatmaz bize; aynı zamanda baba ve oğul arasında var olan, sevgiyle örülmüş fakat çoğu zaman ifade edilemeyen gerilimi de görünür kılar. Romanda "babalar" geçmişin değerlerini, alışkanlıklarını ve duygusal bağlılıklarını; "oğullar" ise değişimi, itir

Çürüyen toplum, güven ve çaresizlik

Paulo Coelho'nun "Aldatmak" romanı, ilk bakışta bir kadının yaşadığı duygusal boşluğu ve evlilik dışı ilişkiyi anlatır. Kitap; yalnızca sadakat, arzu ve evlilik sorunlarını anlatmaz bize. Romanın merkezinde Linda'nın yaşadığı huzursuzluk, bireysel bir bunalım olduğu kadar güven duygusunun aşınmasına da neden olur. Linda'nın kendisine, eşine, evlili

Yetti be kardeşim!

1950'li yıllardan itibaren toplumsal çürüme baskın çıktı; siyaset erbabı bu yozlaşmanın öznesine dönüştü. O dönem Ankara'nın en önemli içkili lokantalarından biri Karpiç'ti. Başkentte bir şehir lokantası ihtiyacı doğunca Mustafa Kemal'in isteği üzerine Falih Rıfkı Atay, Bolşevik Devrimi'nden sonra İstanbul'a gelen beyaz Ruslardan George Karpovitch'

Bilgesu Erenus'un ardından...

Bilgesu Erenus'u 90'lı yılların sonlarında Ankara'da bir etkinlikte tanıdım. Güleryüzlü, sevecen, insancıl olduğu kadar demir leblebi devrimci bir yazar kadın vardı karşımda. Neredeyse bir tam günü yan yana, can cana geçirdik. O günden sonra da iletişimimiz uzun aralıklarla sürdü. Son döneminde çok istememe rağmen onu bir türlü ziyaret edemedim. En

Victor Jara ve Kemal Türkler...

Geçtiğimiz günlerde müzisyen Victor Jara'nın öldürülmesiyle bağlantılı olarak aranan son isim, Pinochet dönemi askeri Nelson Haase Mazzei yakalandı. Jara, Latin Amerika'nın folk sanatçısıydı; kitleler tarafından sevilen ve benimsenen şarkıları dilden dile yayılmıştı. Bundan tam elli üç yıl önce ise Şili'de, cunta güçleri tarafından bir stadyuma göt

Değişen rüzgara karşı korunaklı alan...

Memleket bir acayip hava dalgasının içinde salınıp duruyor: Sabah güneş, öğlen fırtına, akşam yağmur. Siyaset sahnesinde yaşananlardan toplumsal ruhumuza uzanan alacalı dizge atmosferle koşut bir ortam yaratıyor. Bunalım barometremizin yüksekliği olağandışı olsa da içinde bulunduğumuz koşullara o kadar alıştık ki... Umudumuz, "Ah bir yağmur yağsa v

Bir kahraman yaratmak

Son birkaç gündür güzel ülkemiz bir pop yıldızının kurduğu Ahbap Derneği üzerinden özellikle deprem zamanında yapılan yardımların büyük bir suistimale uğradığını yargı kararı üzerinden konuşuyor. Bu garip öykü tam da Brecht'in, "Ne yazık kahramanlar yetiştiren toplumlara..." sözünün kaba bir özeti gibi. Yazar, her zamanki gibi diyalektik düşüncesi

Affedersin yoldaş... Ne olur diren!

Ahmet Telli bir hastane odasında yaşam savaşı veriyor. Oysa zihnimdeki fotoğrafta doksanlı yılların başında ve bir ilkbahar akşamında. Ankara nergis kokusuna teslim olmuş çoktan. Okul çıkışı Mülkiyeliler Birliği'ne koşarak giriyorum. Beyaz örtülü bir masada annemle oturuyor. Bir şiiri kanatlandırıyorlar. Taptaze bir şiir hem de. Adı: Asmin. "Asmin,