Emre Kongar

Cumhuriyet

Milli eğitim ve laiklik (1)

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in Laikliği saptıran, Cumhuriyetin ilk dönemlerini suçlayan sözlerinden sonra, hem Laiklik hem de Milli Eğitim hakkında birkaç yazı yazmak şart oldu.Bugün bu sütunda defalarca yaptığım Laiklik tanımıyla işe başlayalım.Yarın Milli Eğitim Bakanı ile devam ederiz.İslamcıların yazdığı bazı sözlüklerde Laiklik "din karşıt

Topyekûn saldırıya karşı topyekûn direniş!

İktidar, "Demokratik Laik ve Sosyal Hukuk Devleti" niteliği taşıyan "Cumhuriyet Rejimi"ne karşı topyekûn bir saldırıya geçmiş durumda: Buna karşılık, "Anayasa"yı ve Cumhuriyet'i korumak için, topyekûn "Demokratik Direniş"e geçmek gerekli görünüyor! Son günlerde, iktidarın "Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devleti" olan "Türkiye Cumhuriyeti"nin teme

Devlet çöktüğünde!

Yargı çökünce, devlet de çöktü: Ülke, hemen hemen her gün bireysel düzeyde tüyler ürperten, toplumsal düzeyde ise deprem yaratan olaylara uyanıyor! Makro düzeyde, iktidarın Esenyurt Belediye Başkanı'nın yerine, "terör suçlamasıyla" kayyım ataması, İstanbul, Ankara Büyükşehir Belediyelerine "konser harcamaları dolayısıyla" soruşturma başlatması, si

Demokratik örgütlü direniş (3)

Bu yazım, Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devleti'ni, Cumhuriyet Rejimi'ni korumak için, "Örgütlü, Demokratik, Barışçı Direniş" üzerine son günlerde yazdığım üçüncü yazı.İlk yazımı Salı günü, bir iktidarın rejimi otoriterleştirmesi karşısında bireyin tek başına direnmekte yetersiz kalacağı anlayışı ile yazmış ve asıl direnişin yerinin, Cumhuriyet

Casusluk suçlamasına karşı örgütlü demokratik direniş şart!

Salı günkü yazımda Anayasa'ya ve yasalara uymayarak Demokratik Rejimi tahrip eden iktidara karşı tek tek bireylerin direnmesinin zorluğundan söz etmiş ve asıl direniş yerinin siyasal partiler ve parlamento olduğunu belirtmiştim.Elbette bu öneride siyasal, hukuksal ve mantıksal bir çıkmaz vardı:İktidar zaten parlamentoda temsil edilen partilerden ol

Örgütlü demokratik direniş ve birey

İktidarı elinde bulunduranların, devlet gücünü, kendi çıkarları için, Anayasa'ya ve yasalara aykırı olarak kullanmalarına karşı nasıl direnilir Kaba kuvvete karşı "Demokratik Barışçı Direniş" nasıl gerçekleştirilebilir Anayasa ve yasalara uygun olmayan kaba kuvvet kullanımına karşı "Demokratik Barışçı Direniş" etkili olabilir miAnayasa'yı saymayan,

Bir 10 Kasım konuşması özeti

Bugün, mezun olduğum lisede, bundan 4 yıl önce yaptığım bir 10 Kasım konuşmasının, öğrenciler tarafından yapılmış olan özetini (sadece bir iki küçük değişiklikle) yayımlamak istiyorum.Prof. Dr. Emre Kongar'la "Bir Öncü, Bir Lider Olarak Atatürk"Ortaokul 8. sınıf ve lise arkadaşlarımızın dinleyici olduğu web seminerimizde Kongar, konuşmasına, Mustaf

Trump da Türkiye'yi kurban edecek mi

Emperyalizm krizde:Daha doğrusu Emperyalizmin ekonomik ve siyasal düzeni krizde!Ve Türkiye bu krizin kurbanlarından biri olarak seçilmiş durumda. Salı günkü "Trump hoş mu geldi" başlıklı yazımın sonuna doğru şöyle demiştim:Emperyalizm, hiç kuşkusuz, Başkan'ın kimliğinden bağımsız olarak, Türkiye'yi kendi çıkarları için kullanmaya devam edecek.Bu ya

Trump hoş mu geldi

Dünyadaki yabancı düşmanlığı ve ekonomik kaygılar mı Trump'ı seçtirdi...Yoksa Trump'ın seçilmesi, dünyadaki yabancı düşmanlığını ve ekonomik kaygıları daha mı artıracakÇok konuşma eğilimindeki kişiler mi öğretmen olur...Öğretmen olanlar mı çok konuşurOtoriter eğilimli kişiler mi polis olurPolisler mi otoriter eğilimler geliştirirCahil seçmenler mi

Taş devrine hoş geldiniz!

Türkiye, Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet ile girdiği, akla ve bilime yönelik barışçı uygarlık yolundan, zorla geri çevrildi ve kaba kuvvetin egemen olduğu Taş Devri'ne geri götürüldü.Bugünlerde zirve yapan ve herkesi çıldırtan çelişkilerle dolu olan bu süreci, daha 16 yıl önce, Zülâl Kalkandelen, bu gazetede, Cumhuriyet Pazar Dergi'de, 6 Nisan 2008'd