Doç. Dr. Taylan Maral

Doç. Dr. Taylan Maral

Milat
Yaşam / İletişim 61 yazı 0 takipçi

Unutturulan tarih - 3

Son iki haftadır bu köşede, İstanbul'un tarihî eşiklerinden Hadımköy'ün girişinde yaşanan sessiz bir kentsel dönüşümün izini sürdük. İlk yazıda, 1990'lı yıllarda terörle mücadelede şehit düşen vatan evlatlarımızın anısına oluşturulan koruluğun ve sembolik mezar taşlarının yol genişletme çalışmaları kapsamında kaldırılışını; ikinci yazıda ise 1910 (

Unutturulan Tarih - 2

Geçen haftaki yazımda, İstanbul'un yanı başında, Balkan Harbi'nin ve Cihan Harbi'nin sessiz tanığı olan o tarihî koruluğun asfalt ve betona nasıl kurban edildiğini anlatmış, geçmişini unutan kentlerin geleceği inşa edemeyeceğini vurgulamıştım. Yazının ardından pek çok şaşkınlık içeren ve bir o kadar da hüzünlü mesajlar aldım. Bugün, o yazının devam

Unutturulan tarih – 1

Seneler akıp giderken şehirler de insanlar gibi değişiyor, dönüşüyor. Bazen bu değişim o kadar hızlı ve acımasız oluyor ki düne ait ne varsa silip süpürüyor. İşte bu yüzden tozlu arşivlerden çıkan bir fotoğraf karesi, bazen sadece bir anı değil, kaybolmuş bir kentsel hafızanın çığlığı haline gelebiliyor. Elimde, 2012 yılında Hadımköy'ün girişinde ç

Yeni Medya, Yeni İletişim

Son yıllarda ne zaman bir akademisyen, bir öğrenci ya da geleceğini planlamaya çalışan bir gençle karşılaşsam, havada hep aynı endişeli soru asılı duruyor: "Geleceğin mesleği ne olacak" Bu soruya yanıt aranırken en büyük hatayı, dijitalleşmenin getirdiği kolaylığı "uzmanlığın sonu" sanarak yapıyoruz. Herkesin elinde bir kamera, herkesin cebinde bir

BİR YILDIZ KAÇ MÜŞTERİ EDER

Günümüz esnafı işletmesinin tabelasını artık caddelere veya işlek meydanlara değil, algoritmaların gözle görülmeyen dijital gökyüzüne asıyor. Tüketicinin akıllı telefon ekranında tek bir dokunuşla savurduğu ya da cömertçe bağışladığı 1 ila 5 arasındaki yıldızlar, dijital platformların arkasındaki karmaşık mekanizmalar için basit birer puanlama veri

Tanrı'nın eli

Bu akşam, tüm futbolseverler ekran başına kilitlenip İspanya ile Arjantin arasındaki Dünya Kupası finalini izlerken, aslında sadece iki futbol ekolünün değil, yeşil sahanın üzerine çöken devasa bir jeopolitik gölgenin de finaline tanıklık edeceğiz. Bugün tribünler coşkuyla inlerken, biz futbolun o çok övünen meşruiyetini ve sporun küresel güç sav

Kurtuluş

Tarihin en kritik dönüm noktaları, bazen en büyük gürültülerin koptuğu cephelerde değil, sessiz salonlarda alınan kararlarda gizlidir. Bugün, takvim yaprakları Temmuz ayını gösterirken, hafızamızı tam 105 yıl öncesine, Kurtuluş Savaşının en karanlık ve en az konuşulan bir Temmuz kesitine götürmekte fayda var. 1921 yılının Temmuz ayı, Ankara için ke

Organize kötülük

Gündelik hayatın koşturmacası içinde kötülüğü genellikle münferit olaylarda ararız. Trafikte aniden parlayan bir öfke, bencilce atılmış bir adım ya da bizzat maruz kaldığımız haksızlıklar... Bunları anlık ya da kişiye özel kusurlar olarak kodlamak vicdanımızı rahatlatır. Belki de tekil kötülükle savaşmanın, onunla yüzleşmenin nispeten kolay olduğun

Yiğit'e veda

Akademik hayatın en gururlu anı, amfilerde, koridorlarda emeklerine ve büyümelerine şahitlik ettiğiniz gençlerin hayata atılışını izlemektir. Kürsüden onlara bakarken, her birinin gözlerindeki ışık geleceğe dair umutlarımızı tazeler. Ancak bu hafta yüreğimize, tarifi imkânsız, simsiyah bir kor düştü. Pırıl pırıl, hayat dolu, güler yüzlü, neşeli öğr

Marx, Nıetzsche ve matematik

Fransa'dan yükselen son dakika haberi, dijital çağda ulusal egemenliğin sınırlarının yeniden çizildiğini tüm dünyaya ilan etti. Fransa Başbakanı Sebastien Lecornu, iç istihbarat servisi DGSI'nin ABD'li veri analitiği devi Palantir ile olan sözleşmesini feshettiğini duyurdu. Fransa, devletin en mahrem verilerini küresel bir tekele teslim etmek yerin

Gerçek yalanlar

Bir sohbette laf arasında şu cümle döküldü muhatabımın ağzından: "Şapka Kanunu döneminde yaşanan idam olayları, o sert tasfiyeler..." Cümledeki o sarsılmaz eminlik, arkasındaki tarihsel boşluktan daha ürkütücüydü. Cumhuriyet'in ilanından bu yana bir asır geçmiş, dönemin mahkeme kayıtları açılmış, tarihçiler cilt cilt arşiv belgesi yayımlamış... Ama

Weimar'ın son sabahı

1930'ların Almanya'sında kurumlar hâlâ vardı ama içlerinin boşaldığı, anlamlarının değiştiği bir dönüşüm yaşandı. Ekonomik krizlerin, toplumsal öfkenin ve siyasal kutuplaşmanın ortasında yükselen Nazi hareketi, topluma sürekli aynı vaadi sunuyordu: "Ordnung" yani "Düzen". Düzen vaadi büyüdükçe özgürlük talepleri geri çekildi. Çünkü büyük kriz dönem