Doç. Dr. Taylan Maral

Milat

Ataşark

Tam teknoloji yazmaya devam edeyim diyorum, yeni bir şok edici haberle karşılaşıyorum. Hem de mübarek Ramazan ayına girmişken haber ajanslarına düşen o kısa ama dehşet verici bilgiyle, hem sarsılıyor hem de minnetle karışık hüzün duyuyorum: "Afganistan'da kadına şiddet, kemik kırılmadığı sürece serbest!" 2026 yılındayız ve yanı başımızda bir yerler

Dijital dikkat ekonomisi yargılanıyor

Geçtiğimiz günlerde Los Angeles'ta görülen dava, dijital çağın en rahatsız edici cümlesini hukuk dosyalarına taşıdı: Sosyal medya şirketleri çocukların beynini hedef alıyor. BBC'de yer alan habere göre ülke genelinde artan şikayetler sonucu o çok bilinen sosyal medya uygulamalarının özellikle çocuklar üzerinde bağımlılık yaptığı ileri sürülüyor. Bu

Var mı Var!

Bizim memlekette sorular genellikle cevabını içinde taşır. "Var mı" diye sorulduğunda, çoğu zaman cevabın ne olacağını biliriz. Çünkü bizde var olmak, olması gerektiği gibi olmak anlamına gelmez. Görünür olmak yeterlidir. Kontrolden geçecek kadar, dosyada işaretlenecek kadar, raporda "mevcut" yazılacak kadar… Araç muayene istasyonlarının çevresinde

Uğurlar olsun

Dün 24 Ocak'tı. Araştırmacı gazeteci Uğur Mumcu'nun katledilişinin 33.yıldönümüydü. "Uğurlar Olsun" denildiğinde, bir veda anlaşılmaz; yarım bırakılmış bir adalet arayışından, susturulmak istenmiş bir Cumhuriyet aklından söz ederiz. 24 Ocak, bu yüzden bir yas günü olduğu kadar, bir muhasebe tarihidir. Mumcu'yu anmak, bir gazetecinin trajik ölümüne

Yapay zekâlılar

Yapay zekâ, artık sadece teknoloji sayfalarının konusu olmaktan çıkmış durumda. Bugün eğitimden kamu yönetimine, üretimden akademiye kadar uzanan geniş bir alanda, devletlerin gerçek kapasitesini ölçen yeni bir göstergeye dönüşmüşken son veriler, bu dönüşümün hızını da eşitsizliğini de açık biçimde ortaya koyuyor. Üretken yapay zekâ araçları, kitle

Zihinsel obezite çağı

Eskiden, taksi şoförlerinin şehrin haritasını zihinlerine kazıdığı, bizlerin ise en az on tane telefon numarasını ezbere bildiğimiz zamanlar vardı. Sonra navigasyon geldi, zihinsel haritalarımız silindi. Akıllı rehberler geldi, hafızamızdaki numaralar buharlaştı. Bunlar kabul edilebilir kayıplardı; çünkü hafıza, yerine konulabilir bir veri deposuyd

Organik aydın

Son günlerde kamuoyunda yankı bulan "yeni aydınların yetişmediği" yönündeki serzenişler, aslında Türkiye'nin sosyo-politik zemininde derin bir kırılmanın ve bir türlü tamamlanamayan bir kültürel iktidar arayışının tezahürüdür. Tartışmanın odağındaki yerli ve milli aydın özlemi, bizi ister istemez Antonio Gramsci'nin o meşhur organik aydın kavramına

Almanya acı vatan – 3

Kamusal Alan Ahlâkı: Sessizliğin Terbiyesi Almanya'da insanın ilk fark ettiği şey, binaların yüksekliği, yolların düzeni ya da şehirlerin tarihi dokusu değil; sessizlik. Şehrin içinden akıp giden bir sakinlik, bir ölçülülük hâli… Gürültünün, bağırarak konuşmanın, düzensizliğin neredeyse hiç görünmediği bir kamusal hayat. Bu sessizlik yalnızca fizik

Almanya acı vatan – 2

Güvenin, Ahlâkın ve Adaletin Ortak İmzası Almanya'nın sokaklarında dolaşırken beni en çok etkileyen şey yalnızca insanların kurallara riayet etmesi değildi. Bu uyumu mümkün kılan daha derin bir altyapı vardı: Ahlâk ile adaletin birbirini tamamlaması. Almanya'da güvenlik yalnızca bireylerin davranışlarıyla değil, aynı zamanda işleyen bir hukuk siste

ALMANYA ACI VATAN – 1

Bir dönüşün ahlâk ile imtihanı Geçen hafta on günlüğüne Almanya'ya gittim. Her ne kadar bir seyahat gibi görünse de benim için bu yolculuk, çocukluğumun hafızasına yapılan bir geri dönüş gibiydi. Çünkü ben zaten orada doğmuş, ilk yedi yılımı Berlin'in sokaklarında geçirmiş biriyim. Aradan geçen kırk yıl, insanın hem kendisine hem de topluma dair ba