Cem Sancar

Sabah

Aşkın treni kaçınca

Nasıl bir trendi o Bir orman kokusuyla gelirdi, bir metal durduğu zaman oflayarak istasyonda, evden kovulmuş şişman bir Trakyalının yaka bağır açmış kıpkırmızı alkolik, pencereden sarkışını hatırlarım. Neyin var demiştik de en büyük aşkımla, çok içtim demişti de... Bu yaz günü öğle sıcağında niye be amca diyerekten su şişesini dökmüştük başına, son

Mutlak özgürlük

Özgür olmak kolay mı Özgür düşünmek mümkün mü şu kargaşada Modern kapitalist gösteri her gün bize haykırıyor; yarışa katıl, kazan, durursan düşesin! Biz de haldır haldır koşturuyoruz. Kendimizi yırtıyoruz. Yok, ülkelerden bahsetmiyorum bizden bahsediyorum, biz ölümlü insanlardan. Rezidanslarda oturmak, süpersonik arabalara binmek, şık tasarımları g

Tuvalet Medeniyeti

Geçende Beykoz ormanlarının oradan bir taksiye bindim. Şoför koltuğunda oturan İstanbul Efendisi, birden dönüp bana, "Medeniyet detaydır abicim" demez mi Halk Bilgelerinin hâlâ dolaştığını düşündüm aramızda. Medeniyet detaydır ha Vay be! Evet, medeniyet detaydı. Ayrıntılarda, teferruatta saklıydı özen, nezaket, âdabımuaşeret, kültür. Detaylardan o

Kaz meselesi

Anneannem benim cennetimdir, hep o gelir yazıma. Osmanlı kadındı, iki savaş görmüştü. Geylâni edebinde yetişmiş, genç sayılan bir yaşta dul kalmış, üç çocuk büyütmüş, oğulları biz yabancı adam istemeyiz deyince kaderine razı olmuştu... Evde misafir yoksa yer sofrasında yemek yerdik. Müthiş bir aşçıydı, bir ekşili köfte yapardı, efsaneydi. Bir ciğer

Aşk bir istisnadır

Aşk eğer gerçekse insanı büyütür olgunlaştırır, fedakarlığın, teslim olmanın, ikizini bulmanın şenliğini ateşler. Teslim olma lafı burada boş bir laf değildir. İnsan sevdiğinin hatalarını görmezden gelir, her şeyiyle kabul etmek ister. Her şeyi hazmeder, yeter ki sevgilisi mutlu olsun, kırılmışsa onarılsın ister... Açık konuşalım, harbi aşk herkesi

Haddizâtında Redhouse

Bu ülke yollar, köprüler, uçaklar, arabalar, Marmaraylar yaptı da bir türlü demokratik bir kültür yapamadı. Bilgeliğin, inceliğin, nezâketin sırmalarıyla bütünlenmiş kültürlü bir insan tipi inşa edilemedi... Osmanlıya bakıyoruz, İstanbul, âlim beyefendilerin şiirli hanımefendilerin şehri. Cumhuriyetin despot, yoksul yıllarına bakıyoruz, dilde, ede

Sevdalılar bizi anlar

İşin kökü, bu ülkeyi cennet yapmak isteyenlerle cehennem taraftarları arasındadır. Mecazen konuşursak, "Cennet" biliyorsunuz bir barış bahçesi. Sivil bir neşe. İyi olmaya sıvanmış insanların sınavlardan geçerek ulaştığı bir sevinç, muhabbet, sulh ve huzur toplumu. Cennet o... Türkiye de bizim bu dünyadaki cennetimiz olmalı işte. Silahlara veda ve f

Yunus durur yanımızda

Eşek kulağını sat, git başka kulak satın al, zira mânâ sözünü eşek kulağı anlayamaz... Diyor Mevlânâ mesnevisinde. Eşek kulağından kasıt, insanda ve hayvanda bulunan dış (zahiri) işitme organıdır. Sen zahiri kulağı bırak da bâtınındaki "can kulağını" aç, çünkü zahir kulak bu ince mânâları anlayamaz. Duymak ile sözün özüne dalmak aynı şey değildir ç

Düşler ve cüceler

İnsan hayâl kuran bir varlık. Faydalı hayâller kurmasaydı medeniyet olmazdı... Mimari nedir mesela Muhayyilende canlandırırsın, yazarsın çizersin ve inşa edersin. Peki kurduğumuz hayâller hep özgür bilincimizden, bağımsız ilhamlarımızdan mı kaynaklanmakta Maatteessüf ki hayır... İnsanıkâmil mertebesinden, bilgece düşünmekten ne kadar uzaksak o kad

Anlar, metafizik maceralar

Geçende abuk sabuk bir mevzudan hukuki bir problem yaşadım. Burada anlatsam zâtımı Aziz Nesin olarak adlandırabilirsiniz. Ama anlatmayacağım, çünkü herkesin yaşayıp durduğu şeyler için bu köşede mızırdanmayı sevmiyorum... Fakat bilginin peşinde cahilliğimizin yaralarını sararken önümüze çıkan böylesi mecburiyetler, takdir edersiniz ki insanı daralt