Burak Kıllıoğlu

Burak Kıllıoğlu

Milli Gazete
Ekonomi 33 yazı 2 takipçi

Kriz mi vurgun mu

90'lı yıllarda İSKİ yolsuzluğu ortaya çıkmış ve kamuoyu günlerce bu olayla çalkalanmıştı. Bu yolsuzluk o dönem İstanbul Büyükşehir Belediyesini elinde bulunduran SHP'ye siyasi manada da eksi puan olarak yansımıştı. Olayın faili olan İSKİ Genel Müdürü Ergun Göknel de hüküm giymişti tabi ki.. Bugünlerde İSKİ yolsuzluğunu misliyle katlayacak bir skand

Meseleler

Küçük bir Avrupa ülkesinin 1 yıllık gündemini birkaç haftada süratle eritebilen Türkiye, ekonomik ve siyasi gündemdeki birbirinden hararetli konu başlıklarıyla meşgul yine. Siyasi ve ekonomik gündemi birbirinden bağımsız değil de birbirine göbekten bağlı olarak düşününce, Türkiye'de yaşanan ekonomik ve siyasi krizleri anlamlandırması da daha doğru

Başarısızlık psikolojisi

3 senedir uygulanan kemer sıkma programına ve vatandaşı perişan eden yüksek faiz ortamına rağmen enflasyon düşmüyor. Tersine yaz aylarında bile artışını sürdürüyor. Okulların açılmasıyla ve sonbaharın gelmesiyle birlikte fiyatların hızla artacağını bilmek için herhangi bir üstün öngörüye de gerek yok. Fiyat artışlarının rehavete girdiği yaz ayların

Başarısızlığın tescili

Geçen hafta bir gazetede "Sıkı para politikasına kalibrasyon hazırlığı" başlığıyla bir haber çıktı. Haberde, sürdürülen "yüksek faiz" politikasından dönüleceği iddialarına yer verilirken, habere Hazine ve Maliye Bakanlığı'ndan bir "düzeltme" geldi. "Ekonomi programında köklü değişiklik yok" minvalinde bir açıklama yapan Bakanlık, ekonomi programınd

Ekonomik vakıa

İçinde bulunduğumuz ve 100 yılı aşkın Cumhuriyet tarihindeki iktisadi deneyimlere bakarak herhangi bir yere koyamadığımız, daha önce yaşanan krizlere benzemeyen ve aslına bakılırsa daha önce benzeri yaşanmamış olan krizden öte buhran halini, bir metamorfoz veya yapıbozumu çağrıştıran "ekonomik vakıa", halkın gündelik hayatında önemli yeri işgal edi

Krizle yaşamaya alışılmaz

Türk ekonomisinin kendine has bazı özellikleri, defoları, yapısal kusurları olduğu gibi, Türk toplumunun da kendine has bazı hasletleri var. Türk ekonomisi, katma değeri yüksek mal ve hizmet üretme noktasında gereken altyapı ve donanıma sahip olamadığından ötürü hammadde ihraç edip nihai mal satın alıyor ve dış ticarette sürekli açık veriyor. Buna

Gerçekleri perdelemek

Ankara'da NATO Zirvesi yapıldı ve memlekete dair tüm gerçeklikler bir kenara bırakıldı, adeta başkentin "görülmesi istenmeyen" gecekondu veya kötü bina manzaralarını kapatan paravanları, gerçek gündemin de üzerine örtülüverdi. "Neden NATO'ya mecburuz", "NATO'dan bugüne kadar ne fayda gördük", "NATO, hangi amaca hizmet diyor", "İslam alemi olarak AB

NATO neyimiz olur

Türkiye'de siyaset, Soğuk Savaş'ın hüküm sürmeye başladığı 1950'lerden bittiği 1990'lara kadar sağ-sol şeklinde bir genel ayrıma tabi tutulurken, bunun en temel noktalarından birisi de Amerikancı veya Sovyet muhibbi/Komünist olmak olmuştur. Taraflar birbirlerine ilk olarak bu eleştirileri yöneltmiştir. Sol kesim, sağ kesimi Amerikan güdümünde ve ka

Rasyonalite dendi başa dönüldü

Geçtiğimiz haftalarda TÜİK tarafından kişi başı milli gelir rakamı açıklanmış ve 18 bin doları aştığı ifade edilmişti. Elbette, veriyi irdelemeden, olduğu gibi kabul edince ortada müthiş bir başarı hikayesi olduğu algısı verilmek istendi. Ancak birkaç cılız açıklama haricinde bir çaba da söz konusu olmadı. Muhtemelen, siyasi iktidar ve politika yap

Yeni yeni tabirler

Toplum, birtakım şeyleri yaşayarak ortak kelime dağarcığını genişletiyor, yeni kavramlarla yüzleşiyor, yeri geldiğinde öğreniyor, öğrenmese bile bir şekilde haşır neşir olmaya başlıyor. Yaşanan olaylar, deneyimler, toplumun hafızasına iyi veya kötü şekilde işleniyor, topumun fertleri üzerinde de öyle veya böyle bir etkiye neden oluyor. Öğrenmek köt

Şaşan hedefler "Temmuz'da zam" diyor!

Mayıs 2023'teki seçimlerin ardından Haziran 2023 itibariyle uygulamaya konan enflasyonla mücadele programı 3 senedir uygulanıyor. Bu süreçte halk adına kemer sıkma ve faizcilere yüksek kazançlar haricinde bir netice ortaya çıkmadı. Enflasyonda manalı bir düşüşü geçtik, istikrarlı bir düşüş trendi ve geleceğe dönük iyimser bir beklenti atmosferi dah

3 senelik program

3 senedir enflasyonla mücadele programı adı altında "kemer sıkma" programı uygulanıyor. Halihazırda hayat pahalılığı ve geçim sıkıntısıyla baş etmeye, ay sonunu getirmeye çalışan vatandaşın sırtına bir sanki müsebbibiymiş gibi "enflasyonla mücadele" küfesi yükleniyor. "Hedef enflasyon" diye afaki bir şey ortaya atılıyor ve kimseleri tatmin etmeyen