Fondan ötesi

Adı konamamış ve kriz halini aşan ekonomik sıkıntı yıllardır devam ederken, yine de piyasalarda bir şekilde para dönüyordu. Elbette ki, "onun külahını diğerine" şeklinde bir mekanizmaydı bu ve bir bakıma herkes birbirinin borcunu idare eder vaziyetteydi.

Vatandaş cenahında ise geçim meselesi, ay sonunu getirebilmekle günü kurtarmak arasında gidip gelmekte ne zamandır. Orta direğin giderek aşınması ve kitlesel yoksullaşmayla beraber, tam da "denize düşen yılana sarılır" misali kartlar ve krediler vasıtasıyla bankalara mahkum ve muhtaç bir hayat tarzı da normalleşti. Milyonlarca ücretli ve emekli, bu tuhaf durumun bizzat içinde bulunuyor.

Özellikle 2018'den bu yana hızlanan bu ekonomik sıkıntı, krizi de aşan buhran hali, süregelen bir genel bereketsizlikle beraber bir servet transferini de önümüze koyuyor. Toplumsal sınıfların aşınmasının yanı sıra, fakirden zengine doğru bir servet transferi de hızlandıkça hızlandı. Enflasyonun temel zararlarından ve sonuçlarından birisi bu oldu.

Üretenin de, emeğiyle çalışanın da bir türlü rahat edemediği, sürekli olarak nefesinin daraldığı, birtakım geçici tedbirlerle, borç yapılandırmalarıyla, bana kredileriyle günün kurtarıldığı bu sürecin tek kazananı ise rantiye ve faizciler oldu. B uğun ortaya çıkıyor ki, bir diğer kazanan da "foncular" olmuş!

Aslına bakılırsa, Ali Babacan'ın tabiriyle "Cumhuriyet tarihinin en büyük piyasa dolandırıcılığı" olan bu hadise, sadece belli bir alanda, birkaç para piyasası fonunda meydana gelen bir düzenbazlık değil, çok daha fazlası gibi.. Ortaya çıkışı, muhalefetten bir milletvekilinin eski bir bakanın da adının geçtiğini açıklamasıyla olurken; geçen zaman zarfında bu işe karışanların gerçek listesi de, meselenin tam manasıyla parasal büyüklüğü de, bürokrasi de kapladığı alan da net bir şekilde ortaya konmadı hala. Bölük pörçük bilgiler sızıyor veya sızdırılıyor, kamuoyu bilgi kırıntılarını birleştirerek "fon vurgunu yapbozunu" tamamlamaya çalışıyor.

90'ların en önemli siyasi meselelerinden birisine dönüşen ve büyüklük olarak bugünkü hadiseyle kıyaslanmayacak olan İSKİ Skandalı bile daha fazla gündemde yer almış, daha fazla ses getirmişti halbuki. Bugünkü meselede ise, adeta iktidar içi farklı kliklerin birbirilerine yönelik hamleleri olmasa, doğru düzgün bir bilgi akışı bile zor gerçekleşecek neredeyse.

Halbuki, Cumhuriyet tarihinde görülmemiş büyüklükte bir vurgun söz konusu. Söz konusu mağdurlar da bahsi geçen para piyasası fonlarındaki 455 bin kişi değil ve esas vurgun da burasıyla sınırlı değil anlaşılan o ki.. Borsadaki korkunç düşüş ve buharlaşan trilyonlardan, mağdur edilen 7 milyon yatırımcıdan bahsedilmekte. Bunun esaslı bir izahının yapılması gerekiyor herhalde.

Bürokraside üst üste görevden almalar, ilgili kurumların başındaki isimlerin gözaltına alınmaları, hatta tutuklanmaları gibi korkunç gelişmeler dahi bu meselenin vahametini ortaya koyuyor. Bu ülke kaynakları, halkın parası savunulacaksa, bürokrasiden siyasete uzanan bir yelpazede bir hesap sorulması gerekiyor herhalde. Siyasetten bağımsız hareket eden bir bürokrasi mümkün olmasa gerek.