Çapulcu kovboy

ABD'nin Trump yönetiminde İsrail için tetikçilik yapacak kadar alçalması, gerçek bir devlet vasfından mı yoksundur yoksa büyügücü güçlü olmayan devletler de aynı pragmatizmi mi takip eder?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, ABD'nin sahip olduğu askeri ve siyasi güce rağmen devlet yönetimi kapasitesinde tarihsel eksiklikler taşıdığını, özellikle Trump döneminde bu vasfın iyice bozulduğunu ileri sürmektedir. ABD'nin İsrail adına hiçbir somut gerekçe olmaksızın saldırı yapabiliyor olması ve bunu açıktan savunması, yazara göre Batı medeniyetinin ahlaki çöküşünü simgelemektedir. Peki, ABD'nin İsrail desteği pragmatik çıkarlar mı yoksa gerçekten yönetimsel çöküş mü yansıtmaktadır?

Birinci Dünya Savaşı ve esas olarak da İkinci Dünya Savaşı'nın ardından dünya sahnesinde bir güç odağı olarak yer edinen ABD, ne kadar da ileri bir sanayi ve teknolojik imkanlara sahip olsa da, siyaseten, diplomatik olarak ve zihni bakımdan bir türlü kapsadığı alanın hakkını veremedi.

Uyguladığı siyasi sistem iflas eden, yani savunduğu teorisinin pratik uygulaması istenen sonucu vermeyen Sovyetler dahi, yerini aldığı Rus devlet geleneği ve bakış açısının da etkisiyle (ki çokça zalim ve gayri insani bir yapıda olduğu halde), güya hümanist, demokrat, özgürlükçü pozları takınan ABD'ye nazaran çok daha fazla bulunduğu alanı doldurabildi. Sistemin insanı es geçen ve tepeden inmeci karakterine dünyanın gidişatını okuyamama ve ekonomik manada gelişmelere ayak uyduramaması da eklenince tarih oldu ve "Soğuk Savaş" yerini "tek kutuplu dünya"ya bıraktı.

Sözümona havarisi olduğu kağıt üstünde cicili biçili duran ilkelere rağmen, ABD sahip olduğu küresel askeri ve siyasi etkiye rağmen yönetim aklı anlamında tarihteki en basit imparatorluklar kadar dahi bir özellik ortaya koyamıyor. 205 yıllık tarihi, göçmenlerden müteşekkil yapısı, boş bulduğu toprakları istila etme motifiyle oluşmuş olması gibi nedenlerden mütevellit köklü bir devlet geleneği oluşturmakta zorlanıyor, işleri usulüne göre, bir devletin yönetmesi gibi idare edemiyor, salt kaba güçle, "güçlüyüm o halde haklıyım" sakilliğiyle işin içinden sıyrılmayı amaçlıyordu, hala da öyle.

Trump denen bencil, kibirli ve kof adamla birlikte bu ham hal, daha da bir sakilleşti, daha da kepaze bir vaziyete evrildi. Afrika'nın kabile devletlerinde bile görülmeyecek bir usul erkan eksikliği, hukuk tanımazlık, insanlara ve uluslara saygısızlık, kendi uyduruk menfaatleri ve inançlarıyla birleşti, üzerine de ırkçı emperyalizm ve o iğrenç Siyonizm sosu eklendi ve ortaya bugünkü acayiplikler, devlet idaresiyle, kamu yönetimiyle ve diplomasiyle bağdaşmayan bir ucube ortaya çıktı.

Bütün dünyayı tam manasıyla babasının çiftliği gibi algılayan, tüm diğer ulusları insandan bile saymayan, her türlü kaynağı gasp etmeyi kendinde hak görebilen, hiçbir ahlaki ve insani kırmızı çizgisi bulunmayan bir çete, bugün insanlığın başına çöreklenmiş vaziyette. Bir tarafta Trump denen saçma sapan ve Epstein denen aşağılık adamla ilgili dosyalar sayesinde ahlaksızlıkları ortaya dökülen müteahhit eskisi, diğer tarafta da Netanyahu adlı esfel-i safilin tabirini hak eden, soykırımcı bir barbar.. Bu iki adam, dünyanın başına bela olmuş durumdalar, insanların canlarına kast ediyor, ülkelere musallat oluyor, milyonlarca insanın huzurunu bozup hayatlarına kast ediyor, ahmaklıkları sayesinde dünya ticaretinin de canına okuyor.