Asu Maro

Asu Maro

Milliyet
Yaşam / Magazin 231 yazı 0 takipçi

Ses, yaş, kilo bilirkişileri

Tam olarak ne zaman her konuda bilirkişi ve yargı dağıtıcı olduk bilemiyorum. Belki hep böyleydik de sesimizi duyuracak mecramız yoktu, haddimize düşüp düşmediğini sorgulamadığımız yargılarımız ve kıymetli fikirlerimiz de en fazla komşu sohbetlerinde, altın günlerinde heba olup gidiyordu. Şimdi çok şükür klavyemiz var, cep telefonumuz var, varsa bi

Limonata gibi bir roman

"Bir insan yaşamı boyunca kaç defa yeniden doğar" Size bu soruyu sorarak başlıyor kitap. İnsanın aklına ilk büyük bir kaza ya da bir hastalık, sizi ölümün kıyısına götüren bir felaket geliyor. Ardından size armağan edilmiş gibi gelen yeni bir yaşam fırsatı...Dario'nunki öyle değil ama. Ya da bir anlamda öyle. Gözlerini '60'lı yıllarda İstanbul'da a

"Umut her daim umut"

Hangi yırtıcılık insanı güçlü kılar, unutulmaz kılar, ölümsüz kılar, bilmiyorum. İnsanın en büyük savaşının ölüme ve unutulmaya karşı olduğunu düşünerek söylüyorum bunu. Bir yandan da hoyratlığın, kavgacılığın, bencilliğin, hırsın giderek daha "geçer akçe" olduğunu görerek. Hani en temelde derdimiz ne ve biz hayatımızı neyle geçiriyoruz... Neyin pe

Risk alan bir ilk film

Bu sene İstanbul Film Festivali'nin ilk ve ikinci filmini çeken yönetmenlere yer veren 'Yeni Bakışlar' seçkisinde gördüğümüz az sayıda 'yeni bakış'tan biri, "İsimsiz Eserler Mezarlığı" idi. Selman Nacar'ın "Tereddüt Çizgisi" ve "İki Şafak Arasında" filmlerinin kurgusunu yapan Melik Kuru'nun yönetmen olarak ilk uzun metrajı, yarışmadan En İyi Müzik,

Tercihlerimize sahip çıkmak

Hepimizin farkında olduğu gibi, dijital dünya bütün alışkanlıklarımızı, giyip çıkardığımızı, yiyip içtiğimizi yönlendiriyor. Günde bilmem kaç kez karşımıza iyi uyumak için, mutlu uyanmak için, 'kortizol seviyemizi düşürmek için' (kısa bir süre önce adını bilmediğimiz bu hormon şimdi dilimizden düşmez oldu) yapmamız gerekenler düşü(rülü)yor örneğin.

İki yakayı bir araya getiren 'ağ'

Müziğin evrensel bir dil olduğunu, sınırları aştığını, kültürler, diller, dinler arasında köprü kurduğunu söylediğimde yepyeni bir cümle kurmuş olmam kuşkusuz. Benim niyetim bu 'klişe' sayılabilecek cümleleri bizzat yaşadığım bir deneyimden söz etmek.Önce İstos'tan söz etmeliyim; bu sözcük Yunanca ağ demekmiş ve İstos önce 2011 yılında İstanbul'da

Yaz gecelerine tiyatro önerileri

Her türlü kriz anında ilk sanattan vazgeçilirken, en çok o 'lüks olarak' görülürken, başta salon sıkıntısı olmak üzere birçok sorun üretmekte ısrar eden toplulukların başında dikilirken tiyatronun altın çağını yaşadığını söyleyemeyiz elbette ama artık yaz gelince sezon kapatmadığı, en azından açık havalara kayarak devam ettiği bir gerçek. Hani deme

Kadının adı "Nisa"

Duygu Asena'nın "Kadının Adı Yok"unu ilk okuyuşumu bugün gibi hatırlarım. Benim ve benim gibi pek çok kadının bu olmayan 'ad' ve kadınlar üzerindeki toplum (aile ile el ele tabii) baskısını erken yaşta fark etmesini, kendine bu bilgiyle yol açmasını, en azından bunu denemesini sağlamıştır, Asena'nın bu kitabı ve sonrasında kaleme aldığı pek çok yaz

Canavarlar ne vaat ediyor

Bence önce 'canavar' nasıl tanımlanıyor, ona bakalım: "Mitolojilerde, masallarda ve efsanelerde bahsedilen vahşi hayvan, olağanüstü, yırtıcı canlı." Tehlikeli, zarar veren, korkutucu, azman, acımasız, zalim ve bunun gibi pek çok kelime geçiyor tanımların içinde. Ne yalan söyleyeyim, bana her biri muhtelif durumlarda, örneğin bir yavru köpeği benzin

Suda, kumda, taşta müzik

Yaz birçok tatil beldesi olarak bilinen yerde kültür sanat etkinliklerinin, bazılarında kurumsallaşan ya da kurumsallaşmanın adımlarını atan festivallerin de zamanı. "Tatil beldesi" tanımının oranın yerlilerini ne kadar mutlu ettiğinden emin değilim ama bunlar öyle etkinlikler ki turistler için bir cazibe, orada sürekli yaşayanlar için bir nefes al

Nostaljiye dönmeyen '90'lar

Pek çok açıdan bir başka zamanmış '90'lar. Müzikte de öyle. Bir tür dinozorluk gibi algılanmasından korkmadan söylüyorum çünkü o yıllarda doğmamış olanların da yarısından çoğunu oluşturduğu iki konser izledim peş peşe. Biri Şebnem Ferah, diğeri Mirkelam. Çıkışlarını '90'ların ortasında yapmış iki şarkı yazarı ve yorumcu.Yani tabii ki "Ne güzel şark

Yoko Ono dokunmaya, hissetmeye, hayal etmeye çağırıyor

İçeriye girişimiz bir sergiye değil bir oyuna girer gibi oldu. Girişlerden birini seçiyordun, dört bir yanı aynalarla kaplı dar geçitten onlarca sen olarak geçebilirdin mesela. Ya da sıra sıra mavi boncukları tekrar tekrar aralayarak girebilirdin. Tırmanarak ve sürünerek geçmek de bir seçenekti. İçeride de seni onlarca seçim anı bekliyordu zaten. K