Müziğin evrensel bir dil olduğunu, sınırları aştığını, kültürler, diller, dinler arasında köprü kurduğunu söylediğimde yepyeni bir cümle kurmuş olmam kuşkusuz. Benim niyetim bu 'klişe' sayılabilecek cümleleri bizzat yaşadığım bir deneyimden söz etmek.
Önce İstos'tan söz etmeliyim; bu sözcük Yunanca ağ demekmiş ve İstos önce 2011 yılında İstanbul'da kurulmuş bağımsız bir yayınevi. "Rumların ve şehrin tarihi, kültürü ve hayatına dair çalışmalara bir katkı koymak" amacıyla Türkçe ve Yunanca eserler yayımlıyorlar.
Ardından İstos Film geliyor, pek çok bağımsız filmde yapımcı Anna Maria Aslanoğlu ile birlikte adını duyduğumuz şirket. Yerleri İlyas Özçakır'ın yönettiği "Büyük Zarifi Apartmanı" oyununu izlediğimiz Zarifi Apartmanı'nda. İstos Sahne haziranda Aznavur Pasajı'nda "yeni mümkünler yaratma" heyecanıyla yeni bir mekân açtı.
Gelelim yazımızın asıl konusu İstos müzik topluluklarına. İstos Korosu, 2017'de Asineth Fotini Kokkala şefliğinde kurulmuş, zamanla dal budak salmış, bugün bünyesinde koronun yanı sıra iki ayrı müzik atölyesi ve bir ensemble var. Rebetiko ve geleneksel Yunan müziğine ağırlık veren (benim de öğrencisi olduğum) atölyelerde her hafta Yunanca bir şarkı öğretiyor Fotini bize. Bu doğal olarak İstanbul ve Anadolu'nun ortak kültür hafızasını canlandıran bir çalışma oluyor. Şarkının yöresine, bestecisine dair bilgiler aktarıyor, şarkıyı bize hece hece söyletiyor, en sonunda da Fotini Kokkala'nın kanunu ve müzik çalışmalarını da birlikte yürüttüğü eşi Ali Ağrı'nın uduyla kayıt alıyoruz. Sık sorulan sorulara cevaplar: Hayır, bildiğim kadarıyla hiçbirimiz Rum değiliz, çoğumuz Yunanca bilmiyoruz. Bize inanılmaz yakın olan bu müziği ve birlikte şarkı söylemeyi seviyoruz.
Şefimiz / hocamız Fotini Kokkala Atinalı bir viyolonsel ve kanun sanatçısı. Arta'daki Epir Teknik Üniversitesi'nde müzik okurken makam müziğinin izinden Erasmus'la İstanbul'a gelmeye karar vermiş, yıl 2010, geliş o geliş. Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi'nde okumuş, tezinde odaklandığı konu 20. yüzyılın ikinci yarısında İstanbul gece müzik hayatına Rumların katkısı. Bu arada Beyoğlu'nda meyhanelerde, türkü barlarda çalmış, pek çok farklı toplulukla müzik çalışmalarını sürdürüyor ve siz onu Melike Şahin'le konserdeki "Haydar Haydar" yorumuyla tanıyor olabilirsiniz mesela.
İstos müzik topluluklarının birkaç senedir Midilli'de yaptığı bir yaz kampı var. Bu sene de iki farklı atölye düzenlendi; bir koro için, diğeri ensemble için. Ensemble udi Marina Liontou Mochament ile çalıştı. Biz de Midilli doğumlu müzisyen, müzikolog, akademisyen Nikos Andrikos ile. Nikos ud, lavta, tanbur çalıyor, geç Osmanlı dönemi müziği üzerine araştırmalar yapıyor, bir ayağı İstanbul'da ve çok iyi Türkçe konuşuyor. Bize dört günde Midilli repertuvarından dokuz şarkı öğretti. Kulağıma yabancı olmayan ama ilk kez bu kadar anlamlı gelen kimi cümleleri o atölyenin en önemli kazanımları olacak. Konser için sahneye çıkmadan "Hata yapsanız da önemli değil, şimdiden başarılısınız, sizinle gurur duyuyorum" dedi; "Çok zor bir şeyi başardınız, önemli olan bu yaşadığımız süreçti, şarkı söylerken keyif alın, kendinize güvenin".

12