Warning: session_start(): open(/var/lib/lsphp/session/lsphp74/sess_b6o5ntetaa0p5ob42ckkja8r96, O_RDWR) failed: No space left on device (28) in /home/koseyazarioku.com/public_html/maincore.php on line 8

Warning: session_start(): Failed to read session data: files (path: /var/lib/lsphp/session/lsphp74) in /home/koseyazarioku.com/public_html/maincore.php on line 8
Sebahattin Yaşar Köşe Yazıları : koseyazarioku.com
Can't create/write to file '/tmp/#sql-temptable-336-923250-7cf34.MAI' (Errcode: 28 "No space left on device")Can't create/write to file '/tmp/#sql-temptable-336-923250-7cf34.MAI' (Errcode: 28 "No space left on device")

Sebahattin Yaşar

Yeni Asya

Hayatımıza dokunan "insanlar"

İnsan, ne çok insanla yaşar hayatı.Şefkatli anne kucağı, merhametli baba sıcaklığı ve hayatı öğreten kardeşlerle başlayan insan ilişkileri yine kucağına alıp birilerinin kabre koymasına kadar ne çok insan dokunur insanın hayatına. Kimi düşürür, kimi düşünce ayağa kaldırır. İtiş kakış böylece sürer gider günler. Kimini severiz, kimi zorlar hayatımız

Hayatımıza dokunan "mekânlar"

Hayatımıza dokunmuş, hayatımızı dokumuş, kaderimiz olmuş maddî ve manevî ne çok mekân vardır.Oralarda çekilir hayat filmimiz sahne sahne. oğu kez görülmez içinde yaşanılan mekânlar, ama vardır onlar ve oradadırlar. Onlar bizimle, biz onlarla büyürüz gün be gün. Bir o kadar hayatın içinde, hayatın öznesi olmuş o mekânlar, bir müddet sonra 'bir zaman

Misafiri önce duygu karşılar

Kabul, önce gönülde başlar. Sonra duygular selâmlar sizi. Ve sonra samimiyet, dürüstlük çiçek çiçek kelimelerde, davranışlarda hayat bulur ve müjdelenen ahlâk gelişir.'İlgi' hayatın her aşamasında insana iyi gelir. ocuğu, genci, yaşlısı yoktur ilginin. Nur medreselerinde sizi oraya çeken şey, samimî 'ilgi'dir. İlgi, bu ortamları cennet atmosferine

Normalleşmek kolay mı

Eskiden bakkallarda iki kefeli teraziler vardı.Bir kefede gramlar diğer kefede tartılan toz şeker, pirinç falan; dengeyi, adaleti, hakkaniyeti sağlamak için zavallı bakkal amca, üç kez beş kez, biraz alır, biraz verir ve orta yolu, adaleti bulmaya çalışırdı. Şimdi tartılı paketler hazır. Dinimizde aşırılıklara yer yok. Orta yol, sırat-ı müstakim en

Vicdanını dinle, bak, ne diyor

Epeyce bir zamandır vicdan üzerine okumalar yapıyoruz.Günlük hayatta fert, aile ve toplum olarak yaşadığımız pek çok problemin temelinde vicdanî örselenmelerin yattığı aşikâr. Vicdan bozulunca topyekün bozulma başlıyor. Biz de bu konuyu gündemimizde tutmaya devam ediyoruz. Birkaç yıl önce Almanya Düsseldorf'ta bir araya geldiğimiz dostlarla, "Bu ko

Konuş(an) Türkiye!

Üniversiteli gençlerimizle her hafta, ders öncesi on beş dakika kadar o hafta gerek ülke gerekse kendi gündemimizi meşgul eden bir konuda görüş alışverişi yapıyoruz.Bu uygulama oldukça güzel meyveler veriyor. Her şeyden önce gençlerimiz her konunun ölçüsü içerisinde konuşulabileceğini ve öğrenmemiz gereken yeni bilgiler olduğunu fark ediyorlar. Kon

Annelere selam olsun!

Geçenlerde doksanlı yaşlardaki anamı aradım telefonla. Aramızda alışık olduğumuz espriler yaptım.Baktım gülmedi. Anladım bir şeyler var. Hafta sonu idi, ani bir kararla gittim yanına. İnsanın anasının hayatta olması ve onu ziyarete gitmesi çok hoş bir evlatlık hali. Öyle mutlu olduk ki. Defalarca sokuldum kucağına ve en küçük evladı olmanın tadını

İyisini göremiyorsan, 'kendine yan'

Bediüzzaman Hazretleri, bir ifadesinde, "Bir bahçeye girsem iyisini intihap ederim. Koparmasından zahmet çeksem hoşlanırım. Çürüğünü, yetişmemişini görsem, "Huz ma safa" (safa vereni al) derim. Muhataplarımı da öyle arzu ederim" der. (Eski Said Dönemi Eserleri)Yine Risale-i Nur'da ele alınan bir konuda, "İyisini al, fenasını bırak" der. Yani insan

İnsan olmama yardım edin, lütfen!

İnsan olmanın, 'adam' olmanın daha da bir zorlaştığı çağdayız.Filozof Diyojen'in gündüz vakti elinde lamba ile Atina sokaklarında dolaşıp, "Adam arıyorum, adam!" dediği gibi, her geçen gün adam arayışı her yerde kendini gösteriyor. Büsbütün ümitsiz değiliz, ama güzel şeyler gün geçtikçe çekiliyor hayattan. Kötülük daha bir 'ben buradayım' diyor san

Dalgalanma güzeldir

İnsan bu, su gibi. Şairin dediği gibi, "kıvrım kıvrım akar." Her kıvrımlarda tatlı tatlı sesler çıkar.Sonra çağlayanlara dönüşür ve denizine, okyanusuna kavuşur hasretini çekiği. Kavuşma ile iş bitmiyor. Orada da dalgalar, dalgalanmalar var. İyi ki de var, yoksa durgun su, nasıl da bozulur. İnsanın aklına gelir, deniz neden dalgalanır, diye. Kolay