İnsan hayatında karakteristik denen şey bir sürekliliğin neticesidir.
İnsanın zaman zaman karşılaştığı duygu durumu genel bir durumdan haber vermez. İnsan an be an, olumlu olumsuz duygu dalgalanmaları yaşar. İnsan hep aynı frekansta ilerlemez. Meselâ bir iyilik veya kötülüğün kendi içinde farklı tonları vardır. Bir iyilik veya kötülük pek çok faktörün bir araya gelmesiyle hayat bulur. Güzel niyetle, yüksek hamiyetle, O'nun rızası düşünülerek yapılan bir iyiliğin yüksek bir tesiri vardır.
İnsan binlerce farklı duygu potansiyeline sahiptir. Bunlardan bir kısmı da şiddetli duygulardır. Her normal bir gün ifrat-tefrit arasında vasata yakın bir bölgede geçer. Onun için günün nasıl geçti denildiğinde, 'normal'di denir. Ama zaman zaman gerek pozitifte ve gerekse negatifte aşırı noktalara doğru bir savrulmalar görülebilir. Burada gün içinde hangi duygu durumu daha çok tercih edilmişse, günün rengi ona göre oluşur. Zaten 'idare edip gidiyoruz' demek de bu herhalde.
Günün baskın meşguliyeti sadece içinde geçtiği günü etkilemez. Sonraki günler de o meşguliyetin rengini alabilir. Meselâ yoğun internet oyunları, o oyundaki karakterler, olayın, telâffuz edilen kelimeleri, hâkim fon müziği biyolojik olarak veya psikolojik olarak insanı etkiler. Yani bu haliyle dün yaşananlar dünde kalmaz. Savaş sahnesi bol, şiddet içerikli, silâh kullanımlı, gerilimli internet oyunları ile gününün önemli bir bölümünü geçiren gençte beyin sürekli bu etkileşimi üzerinde taşır ve beden organlarına etkilendiği sahnelere uygun uyarımlar yapar. Onun için bir gencin suça yönelmesi, cinayet işlemesi; evde, okulda, sanal dünyada beslendiği duygulardan bağımsız değildir. Diğer taraftan gün içinde olumlu duygularla, okumalarla, olumlu hal ve durumlarla şekillenen kişi sonraki günlerde olumlu duygular taşımaya ve yaşamaya meyil kazanmış olur. Yani kişinin bugün namaza gitmesi sadece bugünün bir etkeni değildir. Onun o namazının arkasında aldığı dualar, pekişmiş olan inancı ve yaptığı iyilikler gibi onlarca faktör vardır.
Duygular bir anda gelişmez. Duyguların güçlü kökleri vardır. Bir genç inanarak namaz kılıyor, oruç tutuyorsa, bu ibadetlerin arkasında güçlü kökler vardır. Ya da silah, bıçak kullanarak çevresindeki insanlara zarar veren bir kişi için, bu fiil öylesine gelişmiş değildir. Bu fiiller taş taş üstüne konularak bir duvar örmek gibi gün be gün gelişir.

4