Yazar, Bediüzzaman Said Nursi'nin vefat yıldönümünde düzenlenen etkinliklerin sadece anma töreninden ibaret olmadığını, aslında bilimsel araştırma, toplumsal katılım ve kuşaklar arası bağ kurma işlevi taşıdığını savunuyor. Bu iddiasını, profesörlerin makale yazması için aylar süren araştırmalar yaptığını, ailelerin ev ortamında konu tartıştığını ve binlerce insanın neşeyle katılım gösterdiğini göstererek destekliyor. Ancak bu yoğun faaliyetlerin ne derece geniş toplumsal dönüşüme dönüşüyor, katılımcı çevre dışında toplumsal etki yaratıyor mu?
Her yıl bu aylarda, Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin vefatının sene-i devriyesi vesilesiyle pek çok ilde kongre, panel, seminer, konferans düzenleniyor.
Pek çok insan adeta Bediüzzaman'ın davetine icabet ediyor, onun ve eserleri üzerindeki çalışmaları dinliyor, istifade ediyor.
Risale-i Nur Enstitüsü'nün her yıl belirlemiş olduğu yılın konusu vesilesiyle farklı farklı şehir ve üniversiteden onlarca bilim adamı, araştırmacı ve uzman, Nurun o meselesini 'anlama ve anlatma' etkinliğine katılıyor. Bu vesileyle bir kez daha Nurun ilgili konusu ele alınıyor ve yaşanan ferdî, ailevî, toplumsal ve küresel problemlere çareler aranıyor.
Bu yıl da, "Bediüzzaman Said Nursi'nin Görüşleri Işığında Küresel Vicdan, İnsaniyet ve Demokrasi" konusu, memleketimizin pek çok şehrinde nura gönül vermiş olanlar, Bediüzzaman'ın ilgili konudaki mesajlarını anlamaya çalışıyorlar. Bu nurani görüntü insanlık âlemine, "Bu insanlar, Bediüzzaman'ın hayat ideali olan "Medresetüzzehra"nın meyveleridir" mesajını veriyor.
Bu programlar aynı zamanda yüzlerce, binlerce insanın bu etkinliklerde yer alması, nura olan muhabbetini, bağlılığını devam ettirmesi, iman kardeşleriyle yeniden kucaklaşması ve çocukluktan gençliğe geçmiş nurun yeni müştaklarıyla tanışması anlamı taşıyor. İşin görünmeyen tarafında ise, farklı farklı üniversitelerden onlarca profesör, doçent, öğretim elemanı, uzman ve Nurun meselelerine ilgi duyan araştırmacılar bu vesileyle bir kez daha program yapılan şehirlerde Risale-i Nurları okuyorlar, inceliyorlar ve aylarca süren bu okuma ve araştırmalardan bir tebliğ çıkararak, Risale-i Nur programlarında görüş ve düşüncelerini paylaşıyor. Yine pek çok şehirde ilgili araştırmacılar, gazeteciler, siyaset adamlarını nurun bayramında konuşmacı oluyorlar. Düşünün bir hocanın bir konuda bir makale yazması en az altı aylık bir zaman dilimine ve onlarca kitap, makale, tez okumaya ihtiyaç duyar. Bu esnada okulda, iş yerinde, evde haftaları, ayları içine alan bir ilim meşguliyeti söz konusu oluyor. Böylece o okumaların yapıldığı, notların alındığı ortamlarda talebelerle, hocalarla konu mütalaa ediliyor ve tartışmalar yapılıyor. Aynı zamanda ev ortamlarında eşler, çocuklarla yine konu konuşuluyor ve günün değişik zaman dilimlerinde müzakereler yapılıyor. Böylece nice kıymetli insan nurun bu faaliyetlerinde kimi makale yazarak, kimi müzakereye katılarak, kimi faaliyetin diğer hizmet noktalarında yer alarak ilme hizmet etmeye ve 'ilim talebesi' şerefi kazanmaya devam ediyorlar.

6