Risale-i Nurlar eğitim müfredatına girmeli

Eğitim sistemi vicdanlar yetiştirmiyor, bilim insanları üretiyor; peki din eğitimi müfredatı gençleri ahlak sahibi bireyler haline getirmeye yeterli midir?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Türkiye'de yaşanan gençlik trajedilerinin eğitim sisteminin vicdani boyutun eksikliğinden kaynaklandığını iddia ediyor. Bediüzzaman'ın din ve bilim bilgisinin dengeli olması gerektiği fikrini temel alan yazar, Risale-i Nur'ların müfredatın bir parçası olması gerektiğini savunuyor. Ancak din eğitiminin tek başına, polisiye tedbirler olmaksızın, suç ve ahlak çöküşünü önlemeye gerçekten yeterli olabilir mi?

Türkiye, eğitim camiamızın yürekleri paralayan genç haberleriyle sarsıldı.

Tartışma konusu ne olursa olsun bir eve ateş düştüğünde bütün vicdanlar sızlar ve "Eyvah, bir gencimiz daha dünyasını ve ahiretini yaktı!" deriz. Tabiî eğitimciler olarak bu acı sahneler bizleri daha derinden sarsar ve 'İhmal, imhadır' gerçeğiyle bir daha yüzleşiriz.

Her seferinde 'sebep-sonuç' konuşmak yoruyor artık. Şimdi ortada bir vakıa var ki, 'Eğitim, eğitmiyor.' Bu fabrika defo üretiyor. Bir şeylerin eksik olduğu aşikar. YÖK başkanı, basına, öğrencinin dünyasına olumlu dokunmayan dersleri kaldıracağız, diyor. Belki ki, onlarca dersin, hayatta bir karşılığı yok. Hatta zaman israfı ve can sıkıntısı yapıyor. Bu basit bilgiyi kampüste herkes biliyor. Yeni, süslü cümlelerden ziyade hayata katkı sunan, dişe dokunan cesaretli icraatlara ihtiyaç var. Evet, bu kavşakta hep ciddi kazalar oluyor.

İnsan vicdanı ihmale gelmiyor. Bediüzzaman Said Nursî'nin, yüz yıl öncesinden haber verdiği, "Vicdanın ziyası, ulum-u diniyedir. Aklın nuru, fünun-u medeniyedir. İkisinin imtizacıyla hakikat tecelli eder" hakikati, yetkilileri bir şeyler yapmaya çağırıyor. Başkaları için hazırlanmış bu elbise bu bedene dar geliyor. Bu, üzerinde ciddi çalışılması gereken bir konudur. Fen bilimleri olan bir yapının diğer ayağı olan din bilimleri sağlıklı değildir. Bu yapıdan, "vicdansız ürünler' çıkmaktadır. Farklı farklı alan uzmanları bir araya gelerek bu arızalı gidişatı düzeltmelidirler. Alan ilgilileri, konu ile ilgili büyük İslâm âlimi Bediüzzaman'ın tekliflerini bir masaya yatırıp değerlendirmelidirler.

Herkesin gözü önünde yüz yıldır sağlıklı insan yetiştiren bir eğitim muhtevası var. Milyonlarca genç bu eserlerden olumlu etkilenmiş ve hayatı daha düzenli hale gelmiştir. Bu, Risale-i Nur gerçeğidir. Bu eserler iman temeliyle, insana, 'Yanlışa, içeriden dur diyen!', 'vicdan polisi'ni hep canlı tutan bir eğitim müfredatıdır. Bu içeriklerin genç dünyasında olumlu tesirat oluşturduğunu bilmeyen, duymayan kalmadı. Bugün Risale-i Nurlardan hakiki istifade etmiş milyonlarca insan, hatalardan, yanlışlardan kendilerini korumaktadırlar. Bunun için Risale-i Nurlar acilen eğitim müfredatına alınmalıdır.