Yusuf Dinç

Yeni Şafak

Alman refah devletinin sonu geldi, Türkiye ne yapmalı

Türkiye'nin AB üyeliği ihtimalinin sonu olan işçi göçünün henüz olgunlaştığı yıllarda Almanlar göçmen işçilere dönük bir anket yapıyor. Araştırma konusu önemli. Çünkü o dönemde Türk işçiler dahil mobbinge, dazlakların ve dazlak zihinlerin ırkçı baskılarına vesaire maruz kalıyor. 1970'ler…Ankette Almanlar göçmen işçilere, maruz kaldıkları muameleler

Ekopolitiğin Ukrayna güvenlik garantisine dair anlattıkları

Bunu hatırlatıyorum çünkü birazdan tartışacaklarımı ortodoksinin başarısı olarak yorumlama gafletine kimse düşmesin istiyorum.İsveç meselesinden sonra geriye "kur korumalı carry" kaldı para kazanan. Öyle ya artık resmi olarak sonlandırılan kur korumalı mevduat yerine bir süredir kur korumalı carry kondu. Normalde kuru carry'nin kendisinin koruması

Fiyatlar normalleşiyor sanki

Yer yer çapraşıklık devam etse de piyasadaki fiyatlara dair toplumun fikri oluşmaya başladı. Neyin ne kadar olduğunu veya olması gerektiğini şaşırmışlığımız biraz olsun dindi.Artık bir şişe küçük suyun 10 lira olduğunu biliyoruz. 15 lira isteyenden almıyoruz. Bu arada tabii 1 liralık su 10 lira oldu.Bir sıfır eklemeyi kafaya koymuştu piyasa, başard

Kapitalist tümsekte komünal kapitalizm rüzgârı eserken..

Küresel bir eko-politik yöneliminin ilk sancıları Türkiye'de yaşanıyor. Yani sancıları yaşayan ilk ülke Türkiye.Eko-politik bir mesele ama ulus devletin sorgulanması da buna dahil… Geri kalan her şey de…Enflasyon da… En azından fiyatlama davranışının bozukluğundan kaynaklanan kısmı… Hani son kez mal satacakmış gibi fiyatlama yapıyor ya işletmeler,

Gelişen ekonomi miyiz, gelişmiş ekonomi mi

Türk ekonomisi bir dönüşüme doğru gidiyor. Hem sektörler arası hem sektör içi etkileri, verilere yansıyan bir dönüşüm bu.Sektörler arası dönüşüm, hizmetler sektörünün payını artırırken sanayi üretiminin payını azaltıyor.Sektör içi dönüşümse alt-orta teknoloji üretimi yerine yüksek teknoloji üretiminin sanayiyi sırtlaması şeklinde beliriyor.Dışarıda

İşletmeler çağın kurbanı mı, müjdecisi mi olacak

Ömrüm, kendi çapımda, ekonomiyi anlamaya çalışmakla geçti. Dünya bir tarafa; Türk ekonomisini tanımak, tanımlamak, takdir etmekle uğraştım. Kapıyı tam açamadımsa da araladım. Geçmişe, mevcuda, geleceğe baktım.Ortaya konan emeği, gayreti, mücadeleyi ve tekrarlanamayacak her bir başarıyı düşününce yerçekimi adeta ortadan kalkıyor. Gerçekten idrak ede

Birleşmiş Milletler'e bir Müslüman genel sekreter olur mu

Bir hayalim var. Bir vizyon. Şimdiye dek gerçekleşmemiş ama artık düşünülmesi, konuşulması ve çalışılması gereken bir hedef: bir Müslümanın Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri olması.Bu ülke bugüne değin kariyer alanlarının en zirvesine çıkardı onca kişiyi ama gidip kendi karşılıklarını dünyada arayacak bir vizyon gösteremediler.Abdullah Gül boşta

Neden konutun metrekaresi her yerde aynı

Bağcılar'da yahut Arnavutköy'de yeni siteler ile Ataşehir'de, Kadıköy'de, Florya'da yeni olmasa da 99 depremi sonrası yapılan konutların metrekare fiyatı aynı… Keçiören'de de, Çayyolun'da da, Mersin'de de, Silvan'da da aynı…Bu enteresan durumu izah edebilir miyim, bilmiyorum ama tartışmaya değer görüyorum. Çünkü arazi değerlerine bakılırsa arızalı

Bu metinle dünyanın neresinde merkez bankacılığı yapılır

Merkez Bankası'nın çok belirgin bir karakteristiği var. Faiz artırımı söz konusu olduğunda gram tereddüt göstermezken indirim fırsatlarını istisnasız ıskalıyor. Böyle yaparak kendini sıkıştırıyor. Alanını daraltıyor, yönetme kapasitesini zayi ediyor. Powellvari bir merkez bankacılığı deneyimi sergiliyor.İndirim fırsatlarını yerinde ve miktarında ku

Bir konkordato hikâyesi

Ben de sanırım bugünün şartlarında iş dünyasıyla beraber taşıdığım ortak merakımı gidermek için sordum. O da anlattı.Önce konkordatonun ne olduğunu ve bugün neden ihtiyaç olduğunu tarif edeyim, ondan sonra paylaştıklarını aktaracağım.Konkordato mahkeme gözetiminde iflas önleyici bir anlaşmadır. Daha doğrusu alacaklıları anlaşmaya zorlayan bir tedbi