İran'dan yaptırımların kalkmasına hazır mıyız

Daha önce İran'dan ambargo ve yaptırımlar kalkarsa Türk ekonomisine 300 milyar dolar yazın demiştim.

İran hele siz bir durun dercesine o 300 milyar doları kendi tazminatı olarak yazdı sonra.

Trump göreve geldiği ilk günden yapacağını kulağını tersten tutarak yaptı. Zaten kaldıracaktı yaptırımları. Parasına bakacaktı. İşler ters giderse kendinden sonra gelecek başkan nasıl olsa yeniden getirirdi yaptırımları.

Ama İsrail ayağına dolaştı. Biden üzerinden İsrail'e baskı kurdu. Çözemedi işi. Kucağında bulunca kendi kabul ettikleri makuller içinde çözmeye çalıştı, tutmadı. O da nihayet intikamını aldı.

Evvela 7 Ekim'i İsrail'in kendi zaferi yapmasına mâni oldu.

Sonra da İran'a İsrail karşısında bir zafer verdi.

7 Ekim'in ilk kazananı Suriye idi, ikinci kazananı İran oldu.

Buradan tüm bölgenin kazanmasına doğru yol alma ihtimali var.

Üstelik bunu destekleyecek bir unsur olarak ABD, İsrail'in arkasından çekilmek zorunda olduğunu biliyor. Bunu itiraf etmesinin zorluklarını aşabilirse yapacak. İngiltere'nin eski zerzevatçı kamyonetleri gibi 8 çizip durmasını saymıyorum bile.

Şimdi biz ve bölge ülkeleri için de bir muhakeme ve muhasebe zamanı.

İran'ın potansiyelini gerçekleştirmesi için yol açılırken bölgenin istikrarsızlığına mı, istikrarına ilerleyeceğiz.

Lübnan'ın barış planına dahil edilmesi ısrarı, İran'ın bölgeye samimiyetini mi gösteriyor, yoksa vekil ilişkilerini sürdürme azmini mi, gene de bunu anlamak lazım.

İlkin şunu bilmeliyiz ki İran bölgeyi öncekinden daha fazla zaten istikrarsızlaştıramaz. Artık denklem başka. İran, Türkiye-Mısır-Suudi Arabistan-Pakistan güvenlik ekseninin ortasında kaldı. Eko-politik rahatlama için bu denklemin parçası olmaktan başka akılcı yol yok.

İran'ın zayıf bir Türkiye olsa şimdiye en kötü senaryolara maruz kalmış olacağını anlaması lazım. Diğer bölge ülkeleri dik duramasa neticenin başka olacağını görebilmesi lazım. Komşularını suçlayıp durmayı bırakması lazım.

Sıçrayacak İran ekonomisini Devrim Muhafızlarının muhafaza ediyor oluşu, Osmanlı'dan bu yana bölgedeki genel geçer statünün bir devamı mı, yoksa başka hesap mı anlaşılması lazım.

Bunlar kurulacak bölge konseyi gibi bir yapının çözeceği hususlar.

Ya beraber kalkınacağız yahut beraber en büyük zorlukların sınamasından geçmeye devam edip duracağız.