Asimetrik ittifak döneminin sonu

Müttefiklik iki kısımdır. Birincisi hakiki müttefikliktir. İkincisi stratejik müttefikliktir.

Bizim dahil olduğumuz ittifaklardaki müttefiklik, Türkiye'ye karşı asimetri kurulup hep ikinci kısımda stratejik takısıyla ele alındı.

Bu yüzden müttefiklik bizde bir güven mekanizması değil, sorun alanı oldu; Türkiye'yi eşit görmekte müttefikler geç kaldığından...

Müttefiklik hiyerarşik masalarda oturmak değildir. Siyasi, ekonomik ve askeri bileşenleri içerir ve bu bileşenlerde iş ve anlayış birliği gerektirir.

Fakat biz, siyasi olarak kimlik ve medeniyet asimetrisine, ekonomik olarak gelişen-gelişmiş asimetrisine, askeri olarak uyduruk bir alıcı-satıcı asimetrisine mahkûm edildik hep. Sonuca gidemedik, süreçte oyalandık.

Askeri olarak simetrik olduğumuz itiraf edilmediyse bile iş ve anlayış birliğimiz yüksek oldu tabi. Ekonomik olaraksa müttefiklerimizle hasım (CAATSA) bile olduk, siyasi olarak öyle bir algı işledi ki yelpazenin uçlarında bulunuyormuşuz gibi konumlandık.

Buna rağmen son yıllarda askeri asimetri algısını bozduk. Bozunca müttefiklerimizin dengesi şaştı. Evet, hasmımızın değil, dostlarımızın...

İslam ile bir problemimiz yok diyebilecekler mi, Türkiye'ye dönük siyasi okumalarda ördükleri kimlik ve medeniyet filtresini aşabilecekler mi, henüz öngöremiyorum.

Ancak ekonomik hasımlıktan vazgeçmedikleri müddetçe; bu sefer Türkiye'nin lehine oluşan askeri asimetrinin irtifasından serbest düşecekler, bunu biliyorum.

Kendilerini kaybetmiş hissedeceklerinden...

Türkiye artık yalnızca savunma sistemi alan, üs sağlayan, cephe tutan ve risk taşıyan bir yan rol oyuncusu değil. Kendi teknolojisini üreten, sahada sonuç alan ve bölgesel güvenlik mimarisinde vazgeçilmez hale gelen bir başrol aktör.

Türkiye, NATO ittifakından da diğer ittifaklarından da kopmak istemediğini her koşulda hep belli etti. İmtiyaz veya kayrılma da istemedi. İttifaklarının hiyerarşik yapıdan çıkarılıp hak

ettiği karşılıklı "saygı" ve ekonomik adaleti sağlayıcı bir yapıya geçmesini istedi, hepsi bu.

Müttefiklerse, güvenlikte Türkiye'den katkı bekleyip ekonomide Türkiye'yi disipline etmeye çalıştı. Ama bitti işte. Yeni yüzyılda ittifaklarımız, askerî güvenlik kadar ekonomik karşılıklılık ve siyasi saygı üzerine bina edilmelidir. Bunu en önce anlayanlar, Türkiye ile yeni dönemin gerçek ortaklığını kuracaktır.

Şimdi Türkiye ile ilişkilerini onurlu şekilde ayarlamak isteyecekler için iyi bir örnek var; Ermenistan Başbakanı Sn. Nikol Paşinyan... Bölgenin siyaset kalibresini yukarı çeken bir liderlik sergiliyor.