Bekliyorum, acaba Türkiye iktisadi popülizmi bırakıp ne zaman hakikatin peşine düşecek, diye.
Son beş yıldır her gün bilfiil aynı popülizm tekrar edip duruyor. Temel olarak üç biçimde kendisini ifade ediyor.
Birincisi "gerekirse daha da sıkmalılar," ikincisi "gerekirse daha da sıkarız," üçüncüsü ise "orayı sıktılar ama şurayı sıkmadılar."
Bu ifadelerin tek bir anlamı var; Erdoğan karşıtlığı. Çünkü bu ifadelerin iktisadi karşılığının her geçen gün çürütüldüğü bir makro iklimden ve büyük dönüşümlerden geçiyoruz. Ve koşulların, bu popülizmin önerilerini faydasız kıldığını herkes biliyor.
Erdoğan'a da başka bir siyasi lidere de karşıtı olunabilir, demokrasilerde bu normaldir. Başkaca idare usullerinde de karşıt gidenler olur. Sıkıntı yok.
Ama karşıtlığın iktisadi rasyonaliteye değil popülizme dönüştürülmesi Türkiye için gerçek bir problem. Aslında iktisadi rasyonaliteden kaçmak için popülizme başvuruluyor. Hakiki rasyonel çözümleri ele almak karşıtlıktan feragat olacağı için...
Delilim var. Mesela savunma sanayi... Buradan benzer bir alan açmak için denendiğini anlıyorum, tutsa yürünecekti. S400, F16, savunma sanayine dokunacağız, NATO bizi korusun, yok NATO bizim düşmanımız, pardon NATO'yu biz koruyacağız benzeri tartışmaların hepsi bir popülizm üretme girişimiydi. Milli savunma sanayi hamlesi karşısında argümanlar yetersiz kalınca popülizm teşebbüsü karşılık bulmadı. Deprem tutsa oradan asılınıcaktı gibi geliyor. Suriye meselesi de böyleydi... Tutmayan her popülizm teşebbüsü için maalesef iktisadi popülizme bir birim daha, bir birim daha eklendi.
Ülke meselelerini popülizme dönüştüremezsek mesele etmiyoruz adeta.
Popülizm ayıp değil tabi artık. Modernist bir tutum olarak benimsendi. Fakat aynı popülizmin her gün suyunun çıkarılması probleme başka boyutlar ekliyor.
Hatta bu boyutların labirentinde çözüm yerine popülizmin peşinden koşup bilerek yahut bilmeyerek kendi ekonomimizin aleyhine gidenler kendileri dahi zarar gördü.
Faizi tanımlayamayacak durumda olsa da faiz oranındaki değişimin olası etkilerinden bihaber olsa da toplum, faiz uzmanı gibi davranmaya başladı. Hayır, toplumu aşağılamıyorum. Bilakis bizim milletin içine sinmeyen şeye böyle kayıtsız olduğunu biliyorum.
Ben hep cinnet olarak düşünmüştüm bu hali. Fakat kahvedeki adam iktisat hocalığına davranıyorsa...
Popülizm kavramını iyi niyetle kullanıyorum yalnız.
Çünkü vizyon kuranın cezalandırıldığı, sıcak paraya dolar dolar faizin ödendiği, firmalara dönüşüm seçeneği yerine batmanın icbar edildiği bu ekonomi politikası, popülizm mahsulü değilse hangi rasyonel zemine oturduğu daha iyi izah edilmelidir ki anlayalım.
İşin fenası bu ortam hakikati konuşulamaz kılıyor. Hakikat sahneden çekilince popülizmin kaynakları olan öfke, avuntu, yalanlar ve manipülasyon sahneye çıkıyor. Çare göz önünde olsa da dikkatlerden kaçıyor.

31