Hür teşebbüsü yıkmadan piyasa nizamı nasıl kurulacak

Aslansız köyde çomaksız oynarız diyerek piyasa denizini dalgalandırdıkça dalgalandırdı gücü yeten. İpten kazıktan koptu fırsatçı nefisler.

Yağcısı, yumurtacısı, deterjancısı, tağşişi, sahtesi, gramajı neler gördük neler...

İhale ise döndü dolaştı tavukçulara çıktı. Çıktı da, bu kadar sert tedbir olur mu

Ben sertlikten yanayım açıkçası. Ama şirketlere değil, yöneticilere... İmza yetkisinin kaldırılması ve kısıtlanması, SGK'dan atılma vb...

Uyarmıştım komünal kapitalizme gidiyoruz ele ele diye... Özel sektörün piyasa içinde değil, idari ve cezai araçlarla yeniden hizalandığı bir iktisadi model bu bizim için. Verdiğim bu tanım, Çin tipi komünal kapitalizme benzemiyor, evet. Çünkü kural değil, güçlü toplumsal taleple şekillenen refleks işliyor. Piyasa aktörlerinin bilinçli hatalarının giderek şirket varlığına, mülkiyet düzenine ve kamusal müdahalenin toplumsal meşruiyetiyle şekilleniyor.

Bu gidişi bir tercih değil, savrulma olarak yaşamamızı eleştiriyorum.

Bu hassas dönemde yeterince üstünde durduğum bu düşünsel kısmı tekrar açmayacağım. Öyle ya, tüm tavukçular paketin içinde olduğuna göre herhalde harbe giriyoruz.

Yalnız Bakan Gürlek'in konuya dair sosyal medya paylaşımında gözüme çarpan bir detay var. Gelin göstereyim.

Sayın Bakan bu hadisede hükümet organlarının iş birliğine vurgu yapıyor ve şöyle diyor:

"Vatandaşlarımızın temel gıda ürünlerine adil, güvenli ve makul koşullarda ulaşabilmesi ile tüketici haklarının korunması, en hassas olduğumuz konuların başında gelmektedir. Adalet, İçişleri, Ticaret ile Hazine ve Maliye Bakanlıklarımız bu hedef doğrultusunda koordinasyon ve eşgüdüm içinde hareket etmektedir."

Burada olması gereken bakanlıklar var. Konu doğrudan Ticaret Bakanlığının konusu zaten. Polis-adliye malum. Peki ya Hazine ve Maliye Bakanlığı

Bakanlık bu denklem içindeki yerinden memnun mu Memnun değilse rahatsız mı Rahatsızsa nasıl atlatabildi

Metnin bütününe bakınca Hazine ve Maliye Bakanlığının denkleme nerden girdiği anlaşılıyor: MASAK.

Bakanlığın politikası, özel sektöre karşı aldığı pozisyona tam oturmuyor. Öteden beri oturmuyor. Ta Tanzimat'tan bu yana Batı tarzı Türk modernleşmesinin önemli bir unsuru finans, hazine ve maliye tarafıdır. Maliye ve finans bürokrasisi, özel mülkiyet, hür teşebbüs, piyasa güveni ve finansal düzen üzerinden modernleşmenin taşıyıcısı kimliğine bürünmüştür.

Bu nedenle özel sektöre sert kamusal müdahale, yalnızca güncel ekopolitik meselesi değil, modernleşme hattındaki derin bir kırılmaya işaret eder.

Faiz politikası da Batıcı modernleşmeye dair zaten. Bakanlığın 1980 sonrası ontolojik varlığının tümü de... Bakanlık, Türkiye'nin ihtiyaçlarına değil, Türkiye'nin Batı tarzı modernleşmesinin ihtiyaçlarına göre konum belirlemeyi birinci sıraya koyan bir odak gibi anlaşılıyor çoğu zaman.