Yesevizade Alparslan Yasa

Yesevizade Alparslan Yasa

Milat
Kültür-Sanat / Tarih 300 yazı 0 takipçi

Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (370)

(Turhan Aytul, "Yassıada'dan Sahiplerine Ulaşamayan Mektuplar", Tefrika No 5, Milliyet, 21.9.1984, s. 9) Zorlu'nun yan yana iki mektubu: Biri, 12 Eyl̃ûl̃ 1961'de eşi Emel Hanım'a, dîğeri, 16 Eyl̃ûl̃ 1961 sabahı, îdâm sehpâsına çıkmadan dak̆îkalar evvel, dört yakınına hitâben yazılmış, her ikisi de sük̃ûnetle kaleme alınmıştır... *** Turhan Aytul'u

Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (369)

MÜSLÜMANLIK NOKTAİNAZARINDAN FATÎN RÜŞTÜ ZORLU HAKKINDA BİR DEĞERLENDİRME Yukarıda, Evliyazade Âilesi hakkındaki araştırmamız çerçevesinde, (II. Abdülhamîd Han'ın Seryâveri) Müşir İbrahim Rüşdü Paşa ile Hatice Güzîde Hanım'ın oğlu, Tevfik Rüştü – Makbule Aras çiftinin kızı Emel Hanım'ın zevci, 1954 – 1955 senelerinin Başvekîl Yardımcısı, 1957 – 196

Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (368)

"Sâkin bir vazıyette sehpâya doğru yürüdü... İnanclı adam tabiî; Allâh'a kavuşacak!" "Biraz daha ilerleyince idam sehpasını gördüm. İrkildim. Köşeyi dönünce, orada meydan var, meydanda sehpa var. Görecek o sehpayı, görünce ne yapacak diyorum ben kendi kendime. Hiçbir şey demedi, önüne bakarak yine sakin bir vaziyette sehpaya doğru yürüdü. Ama Mende

Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (367)

Evvelâ imâmın telk̆înlerini dinledi; sehpâda Kelime-i Şahâdet getirdi; rûhunu öylece Müslüman ve mazl̃ûm olarak teslîm etti! Rabb'imiz mağfiret etsin! Rûhu şâd olsun! "2 hücumbot hazırdı. Birisinde Menderes, diğerinde de ben... Çok yağmurlu bir havaydı. [...] İmralı'ya vardık sonra. İskeleden indik. Adanın amirinin, savcısının odasına götürdüler. O

Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (366)

Tuvalete çıkmasına da müsâade etmiyerek aşağıladılar! İnsan bugün bütün bu hâdiseler üzerinde düşünürken yüreği burkuluyor... Hele Menderes'in îdâmından 24 sâat evvel odasında geçen ve teype kaydedilen konuşmaların zabıtlarını okurken artık gözyaşlarımızı zaptedememekteyiz... Yâ Rabbi, bu denî muâmelelerin, değil bir milletin Başvekîline, âdî bir k

Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (365)

"Muhterem Arkadaşlar, İsmet İnönü konuşurken gülmek mi, ağlamak mı, sevinmek mi, kızmak mı lâzımgeldiğini insan hakikaten kolayca kestiremiyor, hayretler içinde kalıyor. Sözlerine kızmak lâzımdır: Çünkü hepinizin pek iyi bildiğiniz 1946 seçimleri hakkında, göz göre göre bu kadar açıkça yalan söylüyor ve bu insanı heyecandan heyecana sevkediyor. Nas

Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (363)

"1946 Türkiye'si ile 1954 Türkiye'si arasında asır farkı değil, çağ farkı vardır!" "Adnan Menderes (Devamla) — Muhterem Arkadaşlar, ya 1946'dan evveli Bugün burada melekâne bir eda ile, seçimden ve reyden, bu memlekette demokrasinin tesisi lüzumundan, bu sayede itibar kazanılacağından bahseden bu zat 1946'dan evvel tek bir köyde hakiki mânasiyle bi

Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (362)

Menderes'in 1946 Seçimlerinin içyüzünü teşhîr eden îzâhatı; sâbık "Millî Şef"le kıyasıya çatışması ♦ Adnan Menderes'in, 7 Kasım 1954'te, 1946 Teşriî Seçimlerinin içyüzünü îzâh maksadıyle TBMM kürsüsünden îrâd ettiği nutuk, hem Totaliter Şefler devrinin kirli yüzünü gözler önüne seren târihî bir vesîka, hem de Târihî Türkcemizin fevkalâde güzel bir

Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (361)

Eşref Edib'in kaleminden Müslüman halkın Menderes'e teveccühü ♦ Bir çeyrek asırdır Totaliter Rejimin gadrine uğrıyan Müslüman halkın, bu rejimin zulüm cenderesini gevşeterek kendisini bir parça ferâhlatan Menderes ve Hük̃ûmetine gösterdiği teveccüh, o devirde (Şubat 1953), rahmetli Eşref Edib'in kaleminden pek güzel dile gelmişti. Müslüman halkın h

Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (360)

Menderes, bu anlayışının mantıkî bir devâmı olarak, Kemalist İnk̆il̃âblarda, "halka mâl̃ olanlar ve olmıyanlar" şeklinde bir tefrîk̃e gitmiş, "mâl̃ olmıyanları" reddetmekte bir beis görmemiş, bu yüzden Fanatik Kemalistlerin şiddetli hücûmlarına mârûz kalmış, netîce olarak onun bu gibi tavırları kendisini îdâm sehpâsına götürmüştür. Bu husûsa bir mi

Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (359)

Türkiye'nin yeri, Avrupa Birliği'nde değil, Yakın-Şark'ta ve İslâm İttihâdı'ndadır Hiç şüphesiz, Türkiye'nin yeri evleviyetle Yakın-Şark'ta ve ikinci derecede de bütün İsl̃âm coğrafyasındadır. Bu cihetle, Türkiye, ilk merhalede, Avrupalıların Birlik stratejisine benzer şekilde, tedrîcen gerçekleştirilecek bir Yakın-Şark Birliği'ne ve ikinci merhale

Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (358)

"Bize: 'Sizin bütün değerlerinizi, bütün kâidelerinizi, bütün hedeflerinizi benimsiyoruz!' diyen bir millet" [Gazetecinin Türkiye'ye tam âzâlık yerine imtiyâzlı ortaklık (partenariat privilegie) tanınması hakkındaki sorusu üzerine:] "Bize dönüp: '- Sizin bütün değerlerinizi, bütün kâidelerinizi, bütün hedeflerinizi benimsiyoruz!' diyen bir millete: