Selçuk Türkyılmaz

Yeni Şafak

İslam coğrafyasında realist ittifakların yıkıcılığı ve kuşatıcı ideolojiler

İsrail'in kolonyal bir yapı olarak kurulduğu dönemde Ürdün Kralı Abdullah'ın Filistin'e ihaneti, bilinen bir hadisedir. Aslında babası da Osmanlı'ya ihanet etmiş, İngilizlerin İslam coğrafyasında hâkimiyet kurmasında büyük bir rol oynamıştı. Bizde Şerif Hüseyin'in ihaneti daha çok bilinir. Ne yazık ki oğul Abdullah'ın ihaneti de çok büyüktür. Sebep

BAE ve İsrail'in altemperyal hırsları

Birçok defa üzerinde durduğumuz gibi Avrupa ülkeleri Filistin'in tarihî topraklarında işlenen soykırım suçlarından doğrudan sorumludur. Özellikle İngiltere ve Almanya'yı destek kategorisinde anmamak gerekir. Bu iki ülkenin İsrail'le ilişkisi destek kavramı ile tanımlanamayacak kadar ileri düzeydedir. Üstelik bu iki ülkenin ve hassaten İngiltere'nin

Batı'nın ölümcül kimlikleri

Avrupa ülkelerinde ve ABD'de ana akım medya kanallarında Siyonist Yahudilerin soykırım suçlarıyla ilgili eleştirel makalelerle karşılaşmak neredeyse imkânsızdır. Bu dönemde Batı medeniyetini temsil eden seçkin entelektüellerin neredeyse tamamının Siyonizm ideolojisine bağlı olduğu ortaya çıktı. Bunu tahmin edebiliyorduk fakat hakikat çok daha ürper

"Kusursuz tahrik" yönteminin kusurları

Önce köşe yazısında üzerinde durduğumuz "kusursuz tahrik" yöntemi sadece Filistin'de ve Filistin'e komşu ülkelerde uygulanmadı. En genel bir tasnif ile bu metodun aynı anda İslam coğrafyasına ve Batı dünyasına bakan iki ayrı yüzü vardı. Yöntemi hayata geçirenler Filistin'de ve Filistin'e komşu ülkelerde yaşayan Arapları, Müslümanları ve diğer unsur

Siyonistlerin "kusursuz tahrik" yöntemi

İsrail, Filistin'in tarihî topraklarında kurulan İngiliz manda yönetiminde "kusursuz tahrik" yöntemi ile hedeflerine ulaşmaya çalışmıştı. İngiltere himayesinden İsrail koloni devleti olarak çıktıktan sonra aynı yöntemi Filistin'i çevreleyen ülkelere yönelik olarak da kullandılar. Bu yöntemin detaylarını merak edenler özellikle "Altı Gün Savaşı"yla

İngiltere'nin zihinlerimizdeki yeri ve bugünkü İngiltere

İngiltere'nin İsrail'le ilgili politikasında 7 Ekim 2023'ten sonra herhangi bir değişim olmuş mudur sorusunun cevabını bazı gelişmeler ışığında ele almak gerekiyor. Keir Starmer hükûmetinin aldığı kararları ve bu kararların devamı olarak fiilî tutumu ortaya çıkarmak en azından Doğu Akdeniz eksenli gelişmeleri daha iyi yorumlaya imkân sağlayacaktır.

Yerleşimci yayılmacılık örüntüsü

BM Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese'nin Filistin'le ilgili hazırladığı raporlar Türkiye'de de yankılanmıştı. Albanese, 7 Ekim 2023'ten sonra hazırladığı ilk raporunda özellikle Batı Şeria'nın kolonizasyonundaküresel şirketlerin oynadığı role dikkat çekmişti. Albanese, Volvo gibi dünya çapında tanınan küresel şirketlerin adlarını sıralamış

Kesin inançlı Batılı seçkinler

Oryantalist külliyata yönelik eleştiri ilk defa Edward Said ile sistemli bir hâle geldi. Oryantalist araştırmaları yakından takip edenlerin bildiği gibi bizde de çok erken bir dönemden itibaren Avrupalıların Şark hakkında önyargı ile malul olduğu ifade edilmişti. Fakat bizde de sistemli bir eleştiri yoktu. Zaten Avrupalının Şark'a bakışıyla ilgili

Türk aydını küresel gelişmeleri görebiliyor mu

Gazze'de Filistinlilere yönelik tarihin tanık olabileceği en korkutucu soykırımlardan biri yaşanırken Batı Avrupa ülkelerinin ve hassaten İngiltere, Almanya ve Fransa'nın Siyonist İsrail'i açıktan desteklemesi çok büyük bir hadiseydi. Bu desteğin halen devam ettiğini görüyoruz. Özellikle İngiltere ve Almanya'da Siyonist İsrail'in yayılmacı saldırga

Anglosakson emperyalizmi ve yeni bir devşirmecilik

İsrail'in Gazze'ye yönelik kolonyal yayılmacı saldırıları yeniden başladığında ortaya çıkan inanılmaz yıkım çok kimseyi derinden sarsmıştı. Yaklaşık yüz yıldır Filistinlilere yönelik soykırım, etnik temizlik ve sürgün bir medeniyet politikası olarak sürdürülmesine rağmen Batı dünyasında ne kilise ne sivil toplum örgütleri ve ne de ideolojik gruplar