Sebahattin Yaşar

Yeni Asya

Camiler ve çocuklar

Camiler çocuklar için "yaşanan İslâm"ın görüldüğü aileden sonraki ilk sosyal çevredir.Caminin anlamı çocuklar için çok büyüktür. Allah'ı, peygamberi, Kur'ân'ı camideki büyüklerin hallerinden tanırlar. Büyükler "Allah'ın evi" derler buraya. ocuk, Allah'ı tanır burada. Her yıl Ramazan ayı içinde küçük çaplı, ama kullanışlı oyuncaklar alıp, camide ter

Ne zaman "kendine gelir" insan

"Kendine gel" diye bir kavram var bilirsiniz. "Toparlan biraz, kendine gel" deyiverirler. Oysa kolay mı buİnsan zihninin bir günde gezdiği yerlerin bir haritası çıkarılsa, bu mesafenin ne kadarı içe doğru, kendine gelme yolculuğudur kim bilir Bilinen bir şey var ki, ömrümüzün önemli bir bölümü uzaklarda geçiyor. Düşünsenize annemi bir haftadır aram

Eve sadece "bir gazete' gelmiyor!

Epeyce bir zamandır elden dağıtım problemi sebebiyle gazetemiz Yeni Asya evimize gelemiyordu.Bir ara evimize yakın bir bayiden günlük olarak aldık, sonra o imkân da gitti. Bu sefer haftada bir toplu aldık. Aynı zamanda e-gazeteye de aboneydik, ama tabiî hiç biri günlük gazeteni eline alıp okumak gibi olmuyordu. Neticede kırk yılı bulan bir Yeni Asy

Kaybedenlerden olmak!

Onlarca aşaması olan bir sürecin bir aşamasını yerine getirince sonuca ulaşılmış olunmaz.Sonuç için her aşama bir gerekliliktir. Hayatı yaşarken de aynı kurallar geçerlidir. Allah'ın rızasını kazanmak için yine birbirine bağlı süreçlerin yerine getirilmesi gereklidir. Durum manevî alan için de geçerlidir. Bir gönüle girmek için maddî bütün şartları

İki kefeli terazinin ağır basan tarafıdır insan

O insan, senin ilk kez şahit olduğun, onun da ömründe ilk kez yaptığı o iyi ya da kötü fiilden ibaret değil ki.Ömür ne çok parçalardan oluşuyor ve her parçadan mes'ul insan. İyi ya da kötü, toptancı bir yaklaşım gerçekçi değil. Terazinin iki kefesi gibi hayat. İyi şeyler de var, kötü şeyler de. Gel gör ki insanın cahil ve zalim tarafı hep o kötü an

Bazen olur sebepsiz ağlar bulursunuz kendinizi

İnsan bu; bin bir esmanın tecellisine mazhar, İlâhî sanat harikası.Bir tarafı şahadet bir tarafı sonsuz gaybi âleme uzanan, sayısız unsurların bileşkesi, kaderin ağ merkezi; insan. Buz dağının görünen yüzüdür, bilindikleri. Büyük oranda görünmeyeniyle göçüp gidiyor insan. İnsan, "Neden var edildim" sorusunu sorar kendine, cevap arar durur hayatı bo

Hayatımıza dokunan "insanlar"

İnsan, ne çok insanla yaşar hayatı.Şefkatli anne kucağı, merhametli baba sıcaklığı ve hayatı öğreten kardeşlerle başlayan insan ilişkileri yine kucağına alıp birilerinin kabre koymasına kadar ne çok insan dokunur insanın hayatına. Kimi düşürür, kimi düşünce ayağa kaldırır. İtiş kakış böylece sürer gider günler. Kimini severiz, kimi zorlar hayatımız

Hayatımıza dokunan "mekânlar"

Hayatımıza dokunmuş, hayatımızı dokumuş, kaderimiz olmuş maddî ve manevî ne çok mekân vardır.Oralarda çekilir hayat filmimiz sahne sahne. oğu kez görülmez içinde yaşanılan mekânlar, ama vardır onlar ve oradadırlar. Onlar bizimle, biz onlarla büyürüz gün be gün. Bir o kadar hayatın içinde, hayatın öznesi olmuş o mekânlar, bir müddet sonra 'bir zaman

Misafiri önce duygu karşılar

Kabul, önce gönülde başlar. Sonra duygular selâmlar sizi. Ve sonra samimiyet, dürüstlük çiçek çiçek kelimelerde, davranışlarda hayat bulur ve müjdelenen ahlâk gelişir.'İlgi' hayatın her aşamasında insana iyi gelir. ocuğu, genci, yaşlısı yoktur ilginin. Nur medreselerinde sizi oraya çeken şey, samimî 'ilgi'dir. İlgi, bu ortamları cennet atmosferine

Normalleşmek kolay mı

Eskiden bakkallarda iki kefeli teraziler vardı.Bir kefede gramlar diğer kefede tartılan toz şeker, pirinç falan; dengeyi, adaleti, hakkaniyeti sağlamak için zavallı bakkal amca, üç kez beş kez, biraz alır, biraz verir ve orta yolu, adaleti bulmaya çalışırdı. Şimdi tartılı paketler hazır. Dinimizde aşırılıklara yer yok. Orta yol, sırat-ı müstakim en