Sami Cebeci

Yeni Asya

Kalp ve ruhtan ahirete bakan pencere

Bütün varlıklar içinde çok yüksek bir istidat ve kabiliyette yaratılan insanın kalbine, ebedî olarak yaşamak ve sonsuza kadar saadetli bir hayat sürmek arzusu verilmiştir.Bütün dünya o kalp ve vicdana verilse yine de tatmin olmamaktadır. Demek ki kalp, ebedî bir âlem için yaratılmıştır ve bu fânî dünyaya razı değildir. Ancak, kalp dediğimiz şey vüc

Dünya kalınacak değil, geçilecek bir imtihan meydanıdır

Bu dünya hayatına gelen her bir canlıda, ebedî olarak burada kalmak isteği vardır.Fakat, üzerine Cenab-ı Hak tarafından fânîlik damgası vurulan bu âlemde, hiçbir varlık ebedî olarak kalamamış, ecel vakti geldiği zaman istemese de, bu dünyayı terk etmek zorunda kalmıştır. İlk insan ve ilk peygamber olan Hazret-i Âdem Aleyhisselâm bin yıl yaşadığı ha

İnsan zulmü içinde hükmeden kaderin adaleti

Bu dünya denilen imtihan meydanında, insanoğlunun başına her çeşit sevdiği veya sevmediği nice olaylar gelir.İnsan imanı sayesinde böyle olaylar ile karşılaştığı zaman "Her şeyin iyisini al, fenasını bırak." kaidesiyle, hoşuna giden hadiseler için Allah'a şükreder, hoşuna gitmeyen ve beğenmediği olaylar için de sabreder. Her iki halde de mü'min ola

Gerçek musibet, dine gelen musibettir

Dünya hayatına Cenab-ı Hakkı tanımak ve Ona iman ile ibadet etmek üzere gönderilen insanların başına, ömür boyunca nice imtihanlar gelir ve onlarla Allah kullarını imtihanlardan geçirir.Hastalıklar, belâlar ve çeşitli musibetler bu imtihanların görünen yüzleridir. İnsan ise, imanı sayesinde o musibet ve belâların Allah'tan olduğunu bilir sabır ve ş

Şevk-i mutlak ve gayretle çalışmak

Bediüzzaman Hazretlerinin ifadesiyle, Risale-i Nur bu memleketin manevî bir halâskârı ve kurtarıcısıdır. Risale-i Nur Talebeleri de, Kur'ân'ın bir elmas kılıcı hükmündeki bu kuvvetli tefsirlerin hakiki sahipleri ve sâdık kahramanlarıdır.Bütün bir milletin imanını kurtarmak ve kuvvetlendirmek maksadıyla, Nur Talebeleri bir asırdan beri bütün gayretl

Riyakârlık fiilî bir yalancılıktır

Cenab-ı Hak tarafından İslâm fıtratı üzerine yaratılan her çocuk, anne babası ve çevresinin tesiriyle zamanla ya Hıristiyan veya Musevî olur ya da Müslüman kimliğini korur.İslâm coğrafyasında dünyaya gelen ve Müslüman olma özelliğini koruyan insanlar ya ihlâslı mü'minler olarak hayatını devam ettirir veya bunun aksine bir hayat sürerek dünya ve ahi

Hâlis mü'minler ve nifak hastalığı

İnsanlık tarihi mü'minler, kâfirler ve münafıklar olarak üç grup halinde günümüze kadar gelmiş ve kıyamete kadar da böyle devam edip gidecektir.Samimi olarak Allah'a, ahirete ve diğer iman rükünlerine inanmış olan insanlar, hem bu dünyada hem de ahiret diyarında Cennet lezzetleri içinde yaşarlarken, kâfir ve münafıklar ise, her iki âlemde maddî ve

Edep ve terbiyenin önemi

İnsanlar diğer canlılardan çok farklı bir fıtratta yaratılmışlardır.Mahiyetine binlerce istidat ve kabiliyetler, çok çeşitli duygular yerleştirilmiştir. Bu duyguların ve kabiliyetlerin içinde, hayra bakanları olduğu gibi, şerre bakanları dahi vardır. Bunlarla insanlar, bu dünya hayatında Cenab-ı Hak tarafından imtihandan geçirilmektedir. İnsanlar i

Dindar insanların çocukları ne halde

Hz. Âdem (as) zamanından beri gelen ve insan neslinin çoğalması için, Allah'ın koyduğu bir kanun gereği olarak evlenmek bir gelenektir.Ancak, Peygamber Efendimiz (asm) "Evleniniz, çoğalınız. Ben kıyamet günü sizin çok olmanızla, iftihar edeceğim." buyurmasıyla, evlenmek bir sünnet vazifesi olmuş. İnsan hayatının en önemli ve lezzet aldığı şeylerin

Bediüzzaman Hazretlerinin namaz hassasiyeti

Hayatı boyunca eserlerinde iman ve namaz üzerinde çok duran Bediüzzaman Hazretleri, bu meseleyi kendi hayatında tatbik etmek noktasında âzamî gayret göstermiştir.Gerçekten her cihetle örnek alınacak bir hayat yaşayan Bediüzzaman, en tehlikeli zamanlarda bile namazını terk etmemiştir. Birinci Dünya Savaşı şartlarında ve Rusya'daki esaret yıllarında