Osman ZENGİN

Osman ZENGİN

Yeni Asya
Yaşam / Din 154 yazı 0 takipçi

Şükür gazeteme kavuştum

"Nasıl yani" diyenleriniz olabilir. Anlatayım: 1968 senesinde, evimize M. Şevket Eygi'nin çıkardığı "Bugün" gazetesini alıyorduk.O zamanlar gazeteler şimdiki gibi marketlerde, bakkallarda satılmazdı. O günlerde kulübe şeklinde olan "gazete bayileri" vardı. Oralardan alırdık. Abone olunduğu zaman da "müvezzi" ismi verilen ve mavi renkli matrislere g

Yazlık sinema

Şimdilerde var mı bilmem Varsa da, büyük şehirlerde, nostalji olarak vardır.Bizim çocukluğumuzda, 60'lı senelerin hemen başında, Ankara'da, kalenin altındaki mahallemizin etrafında, "yazlık sinemalar" vardı. Ankara'dan başka da, İstanbul ve İzmir'de olduğunu biliyordum. Bu üç büyük şehrin dışında, taşrada olmadığını tahmin ediyordum. O zamanlar dör

Öteki istiyor; ama ben istemiyorum!

Cenab-ı Hakk kâinat ağacını yaratıp, onun; çiçek, yaprak mesabesindeki canlı-cansız bütün varlıklarını da vücuda getirdikten ve o ağacın en son neticesi, meyvesi olan insanı da yarattıktan sonra, malûm hadise ile bütün meleklerin insana secde etmesini (Cenab-ı Hakk'ın büyüklüğünü tasdik etmek için) istemiş, meleklerin hepsi bunu kabul ettikleri hal

Risale-i Nur niye diğer tefsirlerden farklıdır

Bizim nezdimizde hem dua, hem fikir, hem zikir, hem ubudiyet vs. gibi sıfatlara hâiz Kur'ân'ımızın, bin beş yüz senedir, bir çok müfessir tarafından tefsirleri yapılagelmiştir.Bunların, günümüzdekilerinin bir çoğunu biliyoruz. Bunlar, müfessirin kendi ilmine göre izahlarla tefsir ediliyor. Bildiğimiz klâsik tefsirlerde, evvelâ ayet meali, sonra da

Cevşen nerede rivayet edilmiştir (2)

(Abdullah Eraçıkbaş'ın hatırasına...)Cevşen, nerede, nasıl rivayet edilmiş Hz. Ali'den (ra) nakledilen şu hadise neticesinde Cevşen tahakkuk etmiştir: Büyük bir mutasavvıf ve hadis âlimi olan Ahmed Ziyaeddin Gümüşhanevî, "Mecmuatü'l-Ahzâb" adlı eserinde yer verdiği Cevşenü'l-Kebîr'in rivâyet zincirini tam olarak vermemiştir. Adını vermediği bir kim

Cevşen Şia duası mı (1)

(Abdullah Eraçıkbaş'ın hatırasına...)Merhum Abdullah kardeşimle, senelerdir muarefemiz vardır. Bir çok mes'elede, hasb-ı hâl ve istişare ederdik. En son, gazetemizin umumî neşriyat müdürü olmasından sonra ise, hem cemaatî, hem de içtimai ve siyasî bir çok mes'elede konuşur, andlaşırdık. Bazen de mühim şeyler tesbit ettiğinde bana yollar "Abi, bunu

Mütebessim bir sima: Süleyman Azmanoğlu

1970'li senelerin başlarında, Ankara merkezli dershanemizden biri de, Dışkapı'daki "Ferah Apartmanı" idi. Burasını, bizlerin ısrarı üzerine, merhum Bayram Yüksel Ağabey açtırmıştı.Hem bizim okulumuza, hem de, Ziraat ve Veteriner fakültelerine yakın olan bu dershanemizin ilk vakfı İzmitli Rıdvan Ercan Ağabeydi. Daha sonra Rıdvan Ağabeyin Ankara'dan

Aşure orucu iki gündür!

Aslında, geçen sene gazetemizde yazdığımız "Üç gün değil, iki gün" başlıklı yazımızı tekraren, burada zikretmek hâsıl oldu.ünkü hâlâ bazı vaiz ve hatiplerce, Hadis-i Şerif dikkatsizce yorumlanabiliyor. Bazı hocaları da, bizzat ikaz edip anlattığımızda, "Yahu gerçekten dediğiniz doğru, biz dikkat etmemişiz" diyorlar. Hatta bir akrabamın söylediğine

Receb Kök ve Mahir Acar

Âhirzamanın alâmetlerinden olan ânî ve çok ölümler, bir bakıma kıyametin ayak sesleridir de... Evet, şöyle bir bakın! Nasıl da bu şekilde ölümler çoğaldı. Bir kıyamet alâmeti de, kimin niye öldüğünü kimin de niye öldürdüğünü bilmemesi...Dedik ya işte, âhirzaman hâlleri bunlar. Bizim camiamızda da, yakın zamanda, böyle çok ölümler vuku buldu. En son

Fikret Kadıkıran Ağabeyim

İnanın şaşırıyorum. Rahmet-i Rahman'a kavuşan zevata, fatiha ve dualara vesile olması için "taziye makalesi " yazmaya yetişemiyoruz. Bunlar tabiî, âhir zaman âlametleri.14 Mayıs 2026 sabahı, Batman'ın ilk Risâle-i Nur talebelerinden Hacı Mirza Demir Ağabeyin vefatından müteessir olmuştuk. Onun hüznü devam ederken, Ankara'dan Ömer Tuncay Ağabeyin ha

Ah Abdullah kardeşim ah (2)

Gazetenin hizmetinde, nerede, ne vazife verilirse yaptın. En son, umumî neşriyat müdürü vazifesi tevdî edildi, onu yapmaya çalıştın.Sen arzu etmedin ama vazife verildi. "İstenmez, belki verilir" düsturuyla o işi de çok güzel götürdün. Herkese açıktın, herkesin derdine derman olmaya çalışıyordun, kızmıyordun, sakindin. Maalesef, sana haksız yere sat

Ah Abdullah kardeşim ah! -1

Ah Abdullah kardeşim ah! Ne yaptın öyle ya Böyle aniden, haber vermeden gidilir miİşte takdir-i İlâhî, ne yaparsın, emir büyük yerden olunca, elimiz bağlanıp, dilimiz konuşamıyor, kalem oynayıp yazamıyor. Sen de iyi bilirdin ki, "dua, fatiha ve hatırlanmaya sebeb olması" babında, hukukumuz olan vefat edenlerin peşinden, hatıralar birden canlanıp, b