İnanın şaşırıyorum. Rahmet-i Rahman'a kavuşan zevata, fatiha ve dualara vesile olması için "taziye makalesi " yazmaya yetişemiyoruz. Bunlar tabiî, âhir zaman âlametleri.
14 Mayıs 2026 sabahı, Batman'ın ilk Risâle-i Nur talebelerinden Hacı Mirza Demir Ağabeyin vefatından müteessir olmuştuk. Onun hüznü devam ederken, Ankara'dan Ömer Tuncay Ağabeyin haber vermesiyle, Fikret Kadıkıran Ağabeyin vefat ettiğini öğrendik.
Fikret Ağabey, Ankara'dan bizim çocukluğumuzun geçtiği Ankara kalesi altındaki mahallemizden komşumuzdu. Aslen Bayburtlu idi. Mahallemizin simit fırını, onun amcasıydı. Kendisi astsubaydı. Mahallemizde, o günlerde (1950-60'lı seneler) dindar genç bulmak zordu. Onun, dindar bir genç olmasından dolayı, kendisi de dindar olan babam, onu severdi. Aile dostumuzdu. Mütemadiyen görüşürdük. 1967-68 seneleriydi. Fikret Ağabey babama tavsiye ederek, o zaman dindar neşriyat olarak çıkan, M. Şevket Eygi'nin "Bugün" gazetesine abone olmamızı sağlamıştı. Bize, o zaman Bugün gazetesi aile olarak da, bayağı faydası olmuştu. Bugün gazetesini, taa 1970'te Nurları ve dolayısıyla, Yeni Asya gazetemizi tanıyana kadar almıştık. Bizim de, Nur cemaatine intisâbımızdan dolayı çok memnun olmuştu.
Ben Ankara'dan ayrıldıktan sonra, görüşmelerimiz seyrekleşmişti. Daha sonraları ben Balıkesir'e, tayinen gitmiştim. Bir gün orada rahmetli, üstadı gören Enver Tezer Ağabey, sohbet arasında, yaptığı hizmetlerden bahsederken; "ben askerî ana tamir fabrikasında çalışırken, Fikret Kadıkıran isimli bir genç astsubaya, Risâle-i Nurları tanıttım" deyince şaşırdım. Bizim Fikret Ağabeydi o. Ben de Enver Ağabeye, Fikret Ağabey ile münasebetimizi, hukukumuzu anlattım. Sonradan, bir ara gazetemiz ve dergilerimizde de yazan Fahreddin Bozdağ kardeşimiz Fikret Ağabeye damat olmuştu. Tekrar izini buldum ve tekrar irtibat yapmaya başladık. Ankara'ya gidip-geldikçe, cemaatî faaliyetlerimizde görüşmelerimiz oluyordu. Bir ara kendisiyle röportaj da yapmıştım. (https://www.yeniasya.com.tr/osman-zengin/yeni-asya-yi-ilk-ciktigi-gunden-beri-okuyorum_215709

31