Mustafa Sabri Beşer

Star

Mekke'de mazgala düşen notlar!

Mekke'deyiz.Her adım bir hafıza, her nefes bir muhasebe.Her milletten yüz binlerce kul... Kiminin kalbinde tevbe, kimi arınıyor, kimi akıyor kalabalıkla.Sabah kafilemizle birlikte ziyarete çıktık.İlk durak, Resulullah Efendimizin (s.a.v.) doğduğu ev. Şimdilerde bir kütüphane olarak anılsa da her yanı kapatılmış, yakınına bile yaklaştırılmıyor; yıkı

Mekke'de zulüm var!

Mekke karanlık... Mekke adaletsiz...Kız çocukları diri diri toprağa gömülüyor, cehalet babalarını taklit ediyor.O (s.a.v.), adaletsizlikten, kirlilikten, zulümden kaçıyor bir dağın kalbine.Yüzünü değil, ruhunu saklıyor o mağarada."Görmeyeyim, şahit olmayayım" değil yalnızca; "kirlenmeyeyim, kirletmeyeyim" diye çekiliyor Hira'ya.İnziva bir arayış ol

Leylekler gibiyiz

Ve işte, şehirlerin anasındayız... Mekke'de.Allah Resulünün hicret ederken dönüp tepeden baktığı, "Sen benim için şehirlerin en sevimlisisin. Eğer kavmim beni çıkarmasaydı senden ayrılmazdım," dediği beldede.Hz. İbrahim'in duasıyla korkulardan emin kılınan, dünyanın dört bucağından meyveleri celbeden, insanların kalplerini kendisine aşk gibi taktır

İki güneşli şehir

Gündemleri ardımda bırakmayı başarıyorum galiba.Ama dündemler...Tarihe gömülmemiş ne kadar iz ne kadar sızı varsa içimde tırmalamaya devam ediyor.Bazen bir hurma gibi çatlatarak, bazen taşın kalbini oyan kök gibi sessizce; dündemler gölgemi bile bırakmıyor.Bu şehirde iki güneş var.Biri gökte duruyor; sabah doğuyor, akşam batıyor. Isısını toprağa, ı

Bir misafirliğin başlangıcı

Bu satırları havalimanından yazıyorum. Bir misafirliğe gidiyorum...Masivayı, dündemleri ve dahi gündemleri, dertleri, tasaları, alacak-verecek hesaplarını ardımda bırakabildiğime ikna edebilirsem; kabul buyururlarsa misafirliğe gidiyorum.Siz bu yazıyla buluştuğunuzda, nasip olur ve kabul olunursa, Resulullah'ın misafiri sıfatıyla O'nu selamlıyor ol

Nureddin Yıldız'a atılan yumurtanın sarısı niye yoktu

Sosyo-politik düzenlerde bazı semboller, zamanla biriktirdikleri anlamın ötesine geçer.Bir kürsü...Bir cübbe...Bir vaaz...Bir üniversite amfisi...Bir yumurta...Bugün yaşadığımız tartışma, semboller üzerinden verilen derin bir çatışmanın dışavurumudur. Ve bu çatışmanın merkezinde bir kişi değil, bir dünya görüşü, bir sosyolojik fay hattı var.Boğaziç

Krallık, "0" ile "1" arasında kurulmaz!

"Değeri kullanarak değeri çürütmek!" Küresel taktiklerden biri de bu. İnancı estetikle, örtüyü eğlenceyle, muhafazakârlığı sempatiyle kirletmek...2024'te Eurovision yarışmasında sahne, cinsiyetsizlik ajandasını taşıyan bir yaratığa, "The Code" isimli şarkısıyla tahsis edildi.Şarkı, "Zincirlerimden kurtuluyorum", "Kodları kırdım", "0 ile 1 arasında

Hanginiz bu şekeri emmek ister

Bazı kelimeler vardır ki, söylendiği an sadece anlam taşımaz; hafızaları sarsar, kirli niyetleri deşifre eder, cephenin gerisinde saklanan ne kadar sinsi akıl varsa gün yüzüne çıkarır. Diyanet'in bir cuma hutbesinde kurduğu sade ama sarsıcı bir cümle tam da böyleydi."Kadın metalaştırılamaz. Nesil korunmalı, aile muhafaza edilmelidir."Bu cümleyle bi

Estetik mahcubiyet!

Kayseri'deyim. İl Millî Eğitim Müdürlüğü'nün davetiyle öğrencilerle bir araya geliyor, hayata, yazıya ve kalbe dair sohbetler ediyoruz. Yanımda oğlum da var; programlardan sonra birlikte geziyoruz şehri. Ama gezerken gözümüz rastgele gezinmiyor, gönlümüzün pusulası devreye giriyor.Algıda seçicilik; ne varsa medrese, türbe, kitabe, mihrap, taç kapı.

Atatürk kimdir ki 'gözünden' Allah'ın Resulü anlatılsın

Geçtiğimiz haftalarda yine aynı mecrada, benzer bir saygısızlığa denk gelmiştim. Alemlere rahmet olarak yaratılan Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Mustafa Kemal'i doğrudan kıyaslayan bir yazıydı.O gün, "Bunu gündeme almak bile lüzumsuz" dedim. Zira bazı çirkinlikleri duyurmak, onlara pay kazandırmak olur.Lakin bir kişi bir kez küfreder