Mustafa Sabri Beşer

Star

Taş üstüne taş, laf üstüne laf: Kör, sağır, şikayetçi!

İletişim Başkanlığı'nın daveti üzerine, pazartesi sabahı başlayan yolculuk, basit bir seyahat değil, bir hikâyenin içinde yürümeye dönüştü. Önce İstanbul Havalimanı'nda ufak bir aksaklık... Bir sistem hatası, bilet iptali, gecikme. Yolculuğumuz Adıyaman'a, ama ben Malatya'ya. Sonra Malatya'dan Adıyaman'a aktarma...Depremde hallaç pamuğu gibi savrul

Helal Tinder: Dualarla eşleşin!

Rahmetli babamın kütüphane arşivinde gezinirken, İlahiyat Tetkik Dergisi için Prof. Dr. Mustafa Macit tarafından kaleme alınmış: İslamcı Popüler Kültürün Değişen Panoraması başlıklı bir makale okudum.Bu konulara hassaten temas eden bir yazar olarak dikkatimi çekti. Ve konuyu köşeme taşımak istedim.Bir zamanlar İslamcı camiada aşk hakkında konuşmak

Kök sağlamsa; rüzgâr dans ettirir!

Üniversiteli gençlerle buluştuk. Sohbet ettik. Dertleştik. Heyecanlandık. Mutlu olduk. Hayaller kurduk.Ancak değerlerine yabancı olmakla kalmayıp, güzelliklerden ve aile mefhumundan bahsedildiğinde, karşı çıkanlar oldu. Kitabımı yandaş olarak kabul edenler oldu. LGBT'yi savunmak adına hırçınlaşanlar, "Siz zaten İslamcı değil misiniz" çıkışıyla şaşı

Dezenformasyon yerine hangisi olmalı acaba

Dün İletişim Başkanlığı'nın davetiyle Antalya'da düzenlenen KAMP Dezenformasyonla Mücadele Kampı programına iştirak ettim. Gençlik ve Spor Bakanlığı'na ait Gençlik Kampı'nda, üç yüz üniversite öğrencisiyle bir aradaydık.İletişim Başkanlığı'nın titizlikle yürüttüğü bu organizasyon ve Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın güçlü desteğiyle, bir vatandaş olara

Aklın kirazla imtihanı!

Geçtiğimiz günlerde muhtemelen toplu olduğunu düşündüğüm bir e-posta aldım. Ya da yazılarımın muhtevası İslam'ı çağrıştırdığı için şahsıma özel gönderilmiş de olabilir. Ancak yine de toplu olduğunu düşünüyorum; çünkü muhatap belirtilmemiş.E-postayı gönderen kişi, mesajını "Deist Falanca Kişi" imzasıyla bitirmiş. İsminin önüne unvan niteliğinde "Dei

Bir sepete kaç Fergani sığar

Duygular yoğun, yürekler yanık...Tarih kitapları, yalnızca mefkuresi olanları yazar; yere saplanıp kalmışların yazgısı ise çürümeye mahkûmdurVe fakat sen, yerden bir an olsun başını kaldıramayanlardansın.Hayallerini gölgede bırakanlarla dost olmayı seçersin.Gazze'de yanan ateşin ısısı size ulaşmaz; kalpleriniz taş kesilmiştir.Ey susturulmuş akıllar

Külleri üfleyen sığır baronları

Malumunuz, Amerika cayır cayır yanıyor.Neresinden baksanız, mangalda köz kalmayacak.Artistlerin ve futbolcuların, büyük zenginlerin malikaneleri yanıyormuş!Ee, zaten hayatları da birer gayya çukuru değil miMerhum Erbakan Hoca'nın kulakları çınlasın: "Bana ne Amerika'dan!"Fırsattan istifade ben de malumatfuruşluk yapayım: Los Angeles'ta "yangın" yan

Siz de bizim Lebetleştiremediklerimizden misiniz

Bugün bir kavimden bahsedeceğim...Hiç duymadığınız, ama yanı başımızda sessizce büyüyen bir kavimden...Lebetler.Evet, doğru duydunuz.Bu isimle ilk kez karşılaşıyorsunuz.Ama onlar, aramıza salınmış; kökleri, insanlık tarihinin derinliklerine kadar uzanıyor. Zaman zaman zayıflıyorlar, zaman zaman ise güçlerini katlayarak geri dönüyorlar.Ve en kuvvetl

Diyet listesi: Günde 3 öğün çıplaklık, mahremiyet 0 kalori!

Tanzimat; düzenleme, tanzim etme. Ama neyi Ve fakat kiminle Kime karşıDediler ki, "Aman efendim, şu Batı ne kadar da medeni! Kadınları süsleyip podyuma çıkarıyorlar, flört ediyorlar, kadın erkek el ele geziyorlar. Siz niye böyle geri kaldınız ki Hadi siz de aynısını yapın!"İşte böyle başlıyor aile diyetimiz!Onlar söyledi biz uyguladık.Öyle ya tanzi

Şam mı rüya, Paris mi yalan

Bir zamanlar her şey batıya bakıyordu.Sabah Paris, öğle Londra, akşam New York.Kruvasanla başlayan gün, Thames manzarasında devam ediyordu birileri için.Şatafatlı bir akşam yemeğiyle ışıklı caddelerde son buluyordu laiklerin ve sekülerlerin yaşam biçimleri.Modernlik, bir düş gibi parlıyordu onlar için.Bu söylemler sadece birer hayalden ibaret olsa