M. Said Zeki

Yeni Asya

"Surat asmak hakkımız"

...Ve hayat akmaya devam eder! Yeni doğanlar, yeni evlenenler, cezaevine girenler, tahliye olanlar, hayata veda edenler...Siyasî, felsefî fikirlerinden veya dinî tercihlerinden, düşüncelerinden, yazdıklarından dolayı yargılananlar... Yanlışlar kime göre yanlış, doğrular kime göre doğru Kim kimin suyunu bulandırıyor Gerçek suçluların yanında farkedi

Memleket aynıydı, fakat nazarlar farklı

Güzellik bakanın gözlerindeydi. Niyetin rengine göre nazar, nazarın rengine göre niyet değişmekteydi.Niyetlerin safî olması nazarı güzelleştirdiği gibi, güzel görmek de niyeti safîleştiriyordu. "Güzel gören güzel düşünüyor, güzel düşünen hayatından lezzet alıyordu." Tefekkür, insanın iç dünyasının derinliklerine yaptığı yolculuktu bir nevi. Varoluş

Yalnız yaşanırdı sonbahar

Hüzün ve tefekkür iç içeydi. Sonbahar vurgunu bir gökyüzü... Yapraklar sarartan güneşin kendisi de sararıp soluyordu.Soluk sonbahar günlerinde solgun bir gül oluyordu insan, bir yaprağın dalından süzülerek ayrılışındaki zarafete vuruluyordu. Tefekkür dolu bir sonbahar ikindisinde hüzün şifa oluyor, ruh arınıyor ve sadelik içinde bir huzur kaplıyord

Öldürülen kadınların hesabı sorulduğunda...

Bilmek, anlamak, inanmak, hatta sevmek yetmiyordu demek ki. Bunları özümsemek, hayata geçirmek gerekiyordu. Yoksa "herkes öldürür (müydü) sevdiğini""İzin ver senin toprağında yeşereyim" dedi kadın. "Nasıl olur" dedi adam. "Ben bile ölürken, sen nasıl yeşerip büyüyeceksin" dedi ve sürdü çıkardı toprağından kadını."1 Neredeyse her gün gazetelerin

Muhasebe; en son ne zaman..

En son ne zaman, zulme ve zalime karşı çıkıp, hakkın, adaletin ve mazlumun yanında yer aldınızEn son ne zaman, bir yetimin başını okşayıp onu sevindirdiniz En son ne zaman, işinden, eşinden, aşından edilip, sonra suçsuzluğu ortaya çıkan; fakat hâlâ sosyal ölüme terk edilen bir dostunuzun hal ve hatırını sordunuz En son ne zaman, bir kader mahkûmu a

Mecelle'den bazı hükümler

Madde 1- İlm-i fıkh mesâil-i şer'iyye-i ameliyyeyi bilmektir.(Fıkıh ilmi amelle ilgili şer'i meseleleri bilmektir.) Fıkhi meseleler ya âhirete ilişkindir ki, bunlar ibadet hükümleridir veyahut dünyaya ilişkindir ki, bunlar da nikâh, işlemler ve cezalandırmaya ilişkin kısımlara ayrılır. Madde 8- Berâet-i zimmet asıldır. (Asıl olan, üzerinde bir hak

Gerçeklikten kopuş ve duyarsızlaşma

Bir bombardıman bu... Bir insanın normal zamanda bir yılda duyup, görüp, öğreneceği bilgileri, iletişim vasıtaları bir günde insan zihnine boca ediyor.Öğrendiği yeni bir bilgiyi anlamayıp hazmetmeye, sevinip üzülmeye vakit kalmadan başka bir bilgi seli geliyor. Selin içinde faydalı şeyler olabildiği gibi çer-çöp de oluyor. "Faydasız ilimden Allah'a

Okuyucularla hasbihâl

Söz uçuyor, yazı kalıyordu geriye. 7 yılı geride bırakmış "Uçarı Yazılar." 14 Ağustos 2017'de "Zor Zamanda Konuşmak" başlığı ile "merhaba" demiş muhterem okuyucularımıza.Bu gün bir değerlendirme yapmak istiyoruz. Evvela tahdis-i nimet olarak şunları ifade edelim: Mazlumun yanında, zalimin karşısında olarak safımızı belli etmişiz. Temel insan hak ve

Adalet ve liyakat

Allah size, emanetleri, kamu görevlerini, devlet işlerini, sorumluluk gerektiren meseleleri mutlaka ehline, kabiliyetli, liyâkatli, bilgili, dürüst ve güvenilir kimselere vermenizi, insanlar arasında hakem-hâkim, idareci olduğunuz zaman, adâletle icraat yapmanızı, hüküm vermenizi emrediyor.Allah size ne güzel öğütler veriyor, sorumluluklarınız konu

"Yiğit ölür, sen duruşu hatırla!"

Tuhaf zamanlardan geçiyorduk. Hayatta bir duruşu olmalıydı insanın.Zalime karşı şiddetli ve izzetli, mazluma karşı şefkatli ve merhametli... İnsanlık onurunu yücelten, diklenmeden dik duran güzel insanlara, her zamankinden daha fazla ihtiyacımız vardı. Bir insanın duruşu, davası, sevdası yoksa, pusulasız gemi gibi rüzgâra göre, menfaatine göre, ha