M. Said Zeki

Yeni Asya

Merhaba yapay zekâ-1

Konfor alanımızdan çıkmak, alışkanlıklarımızdan vazgeçmek ve 'Yapay zekâ Çağı'na ayak uydurmak biraz sancılı gibi gözüküyor. Oysa; Buddha'ya göre "değişim asla acı vermez, sadece değişime direnmek acı verir." Şuurlu şekilde kullanan kazanır.Aslında 70-80 yıllık bir kavram yapay zekâ. 'Makineler düşünebilir mi' sorusundan yola çıkılmış. Son zamanlar

Nesiller arası çatışma mı, uzlaşma mı

Yetişkinlerin ve gençlerin birbirlerini anlama konusunda ön yargıları var. Karşılıklı saygı ve sevgi ile yaklaşarak, birbirlerini dinleyerek bir uzlaşma zemini bulmak pekâlâ mümkün.Bir kuşak veya bir nesil farkı, ana baba ile çocuk arasındaki ortalama yaş farkı -yaklaşık 25 yaş- demektir. Bazı anlayış farklarının olması normal, hatta gereklidir. Ge

Bayram taze bir nefestir

Bayramlar sevinç günleri şüphesiz. Halbuki şahsi ve toplum hayatımızda ümidimizi, sevincimizi kıran olaylar var. Peki ne yapalım Ümitsiz olmak bir mü'mine yaraşır mı Bu ağır ekonomik ve sosyal şartlarda sevinçli olmak mümkün müHz. Peygamber (s.a.v) sevinçli olmamızı tavsiye ediyor. Öksüzlük ve yetimlik, fakirlik, hakikati bilmenin dayanılmaz ağırlı

Yüzleşme korkusu ve hürriyet

Hürriyet, kaynağı İslâm'da olan müspet bir cereyan olmasına rağmen; bir kısım Müslümanlarda hürriyete karşı bir çekinme ve yüzleşme korkusu gözlemliyoruz.Oysa; hürriyet imanın bir özelliğidir. Her türlü istibdat ise, şeriata aykırıdır. Ancak şeriat -hâşâ- istibdada müsait zannediliyor. Zann-ı fasidin aksine mütehakkimâne istibdadın Şeriatla bir mün

Hesap soran sorular-2

Birlikte yaşamanın formülü belli: "İşte sulh-u umumî, aff-ı umumî ve ref-i imtiyaz lâzım. Tâ ki, biri bir imtiyaz ile başkasına haşerat nazarıyla bakmakla nifak çıkmasın." "Altıncı Sual: Bir mâden-i hayat-ı içtimaiyemiz olan ittihad-ı millet, ref-i imtiyazdan başka ne ile olur" Birlik ve beraberlik toplum hayatının çimentosu gibidir. Birilerine imt

Hesap soran sorular-1

"Her suâle cevap verilir, fakat sual sorulmaz" diyen Bediüzzaman, kimseye ilim noktasında sual sormamış. Ancak 1909'da mahkeme heyetine sorduğu sorularla adeta zalimlerden hesap sormuş.Savunması bir hiss-i kablelvuku ile, bir nevi ihbar-ı gaybî olarak, hayat-ı içtimaiyeyi alâkadar eden çok hakikatlere temas ettiğinden, daha sonra 'Divan-ı Harb-i Ör

Baksak aynalara...

Bazen hangi çağda yaşadığını anlayamıyor insan; savruluyor. Mahiyetine konulan latifelerin her biri ayrı âlemlere, ayrı çağlara açılıyor sanki..İnsan küllî nazarıyla bütün varlık âlemini tefekkürle geziyor, mâzi ve müstakbele hayalen gidebiliyor. Bu, bazen ruhun hürriyet için kanatlanışıdır. Bazen de; an'dan kopuşu, zamandan ve mekandan kaçışıdır.

Büyüleyici hürriyet ne diyor

"Tâ o vakitte, meşhur Kemâl'in "Rüyâ"sıyla uyandım" diyor Bediüzzaman. Kastettiği Namık Kemâl'in 1908'de Mısır'da neşrolmuş "Rüya" adlı risalesidir. Namık Kemâl uyanık iken göremediği hürriyeti, rüyasında görmüş gibi tasvir eder, onu konuşturur.Bu Bediüzzaman'ın 'Rüyada Bir Hitabe'de "Dehrin hadisatının verdiği yeisle, şiddetle muztarip idim. Şu ke

Yüz yıl geçse bile

İnsanca, Müslümanca, hür ve adil bir şekilde yaşamak istiyorsak; önce bunun gereğini yerine getirmek ve bedelini göze almak zorundayız.Suçu hep başkalarına yüklemek, hep kendimizi mağdur ve masum görüp, gösterip, bir şey yapmamak çok sağlıklı bir ruh hali değil sanırım. Kurban kompleksi bir kişilik özelliği değil, öğrenilmiş bir davranıştır. Kurban

Hafız olursun inşallah!

Şubat'ın zemheriye dönen soğuk günleriydi. Yolu Medrese-i Yusufiyeye düşmüştü. Günler uzadıkça uzuyordu.Kitap okuyor, bulmaca çözüyor, televizyon seyrediyor, ama günler geçmiyordu. Bir arkadaşı ona Kur'ân okumayı öğretti. Derken Kur'ân'ı ezberleyip hafız olmaya merak sardı. Bir gün ziyaretine gelen genç avukatına; sevinçle hafızlığa başladığını ve